·147 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Temmuz 2024 10:36 Eşekli kütüphaneci Fakir Bayburt'un son eseri. Tedavi gördüğü hastanede düzenlemeye ve bazı notlar almaya devam ettiği eser. Ne yazık ki bu düzenlemeleri tamamlayıp eseri bastırmadan vefat etmiş kendisi ve eserin son düzenlemelerini yapıp bastırma işini kızı Işık Bayburt üstlenmiş.
Eser kısaca 1924 mübadelesinde Türkiye'den Yunanistan'a göç eden ve memleket hasretiyle yanıp tutuşan bir ailenin torunu olan Dimitros'un Büyükannelerine, teyzelerine bu memleketin suyu ve toprağından getirmek ve biraz da bu memleketi gezip tanımak için Ürgüp'e gelmesi ve burada kurduğu dostluklara tanıdığı "Eşekli Kütüphaneci" olarak bilinen Mustafa Güzelgöz'ün öyküsünü anlatıyor.
Biraz bu "Eşekli Kütüphaneci"den bahsetmek gerekirse, Mustafa Bey Ürgüp'te bir kütüphane müdürü. Ancak göreve başladığında ortada ne kütüphane denebilecek bir bina var ne de kitap. Bütün gayesi köyleri, köylüleri kitaplarla buluşturup cehaletle savaşmak, halkı aydınlığa kavuşturmak olan Mustafa Bey, pes etmiyor, bütün zorluklara göğüs geriyor ve kütüphaneyi açıyor. Ancak bakıyor ki kütüphaneye gelen giden yok, köy yolları uzak ve taşlık olduğu için kimse gelip gitmiyor; o da yaptırdığı bir sandığa kitapları yükleyip bir eşekle köy köy gezip kitap dağıtıyor köylülere. "Bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız?" diyenlere "Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur." diyor Mustafa Bey ve okumanın önemine değiniyor.
Dili oldukça sade ve akıcı olan bu eserde yazarın üslubu gerçekten muazzamdı. Kitabı okurken sanki ben de Mustafa Güzelgöz ile birlikte Ürgüp'ün köylerinde geziyordum. Türk misafirperverliğini sanki kendim gidip de orada misafir olarak kalmışım gibi hissettim eserde. Her bakımdan çok hoşuma giden bir eser oldu, kesinlikle tavsiye ederim.