·356 syf.····Okunma: 01 Temmuz 2024 19:03 #Okudum
#KitapYorum
#Uçuş345
#CenkKayakuş
#KanonYayınları
#Roman
#356Sayfa
#Kitabaaşıkokumayasevdalı
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Kanon Yayınları'ndan çıkan, Cenk Kayakuş'a ait "UÇUŞ 345" isimli romanla geldim. Daha önce yazarın "KAYIP KITA" isimli romanını okumuş, incelemesini yapmıştım.
Efendim; Cenk Kayakuş bu romanıyla da okuru sayfalara sıkı sıkıya bağlıyor. Elimden düşüremedim. İnanın mutfağa gidip su içmeye erindim. Zaten romanın beşinci basım olması da ayrıcalıklı, çok okununan kitaplar arasına girdiğinin göstergesi. İlk sayfalardan itibaren gizemli bir kara deliğe girmiş oluyorsunuz. Atmosfer değişip birden yerçekimi dışında kalıyorsunuz. Hani "Ayaklarımı yerden kesti, afet bir şey" dediğiniz nesne, canlı her ne için atfedilmiş olursa olsun, eğer bir kitap kendi coğrafyasını size geçiririyor ve o iklime adapte ettiriyor ve bağımlılık yaşatıyorsa; işte egemenliğini ilan edip bayrağını da dalgalandırmış, kalenizi de fethetmiş demektir. Bunu başaran yazarlara helâl olsun. Yazım dili zaten kankanızla muhabbettesiniz kıvamında. Samimi, içten, harbi, zekice, planlı ve üstün çıkarımlı. Kurnazca, dahice. Tabi bu kurnazlık iş bilirliliğin adı. Cenk Kayakuş tarihsel olayları günümüze bağlamayı seven bir yazar. Okurun nabzını biliyor. Nokta atışlar hükmünde. 🩷
Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
"UÇUŞ 345" gerçek bir uçak kazasının tarihi bir kaç olayla ilişkilendirilerek yazarın düşünce ve hayâl dünyasıyla harmanlanarak ortaya çıkmış bir eseri. Yazarın tüm romanlarında baş karekter Hakan Geda. Benim hipotezime göre de yazarın ta kendisi. Hakan Geda bir arkeolog. Ayrıca bir asker, gözü pek de biri. Tarih bilgisi olan cesur bir yürek. Yazarın tüm kitapları birbirinden bağımsız. Dilendiği gibi herhangi birinden başlanabilir. Ufak tefek göndermeler bulunsa da diğerlerine esasen her bir roman kendisine münhasır. Sanırım Geda sonuçsuz bir olay, konu, kaza, icat, tarih vs. alanları'nda çok iyi bir gözlemci. Bu hikâyeyi de ilk babasından duymuş. Hemen ampüller yanmış. Yani burdan bana bir ekmek çıkar demiş. Esneklik payı, senaryo da yürümüş gitmiş. Araştırmacı, iyi de bir kurgucu. Malzeme bulmakta mahir. Düşünün tarihte sonuçsuz, merak ve gizemini yüzyıllar boyunca korumuş ne çok olay var. Ben burada yarım bitmemiş yağlı boya bir tablonun eksik figürünün, ustalıkla yerine konmasını görüyorum. Tabi yazar spekülatif bir kazanın kendince, mantıksal çıkarımlarla legoları ya da satrancın önemli bir hamlesini ustaca gerçekleştiriyor. Bir güzellikte okura bırakıyor. Ben payıma düşeni kurguladım bile. Bilirsiniz belki, "LOST" diye bir dizi vardı. Uçak bir adaya düşüyor. Yolcular yaşam mücadelesi veriyor. Sanki ölenlerin yakınları da çıkıp gelecek ve "Bir adadaydım, işte geldim" mucizesini yaşatacak. İmkânsız ama kimsenin mezarı somut delillerle bilinmedikçe çocuksu da olsa bu düşler kurulabiliyor. "UÇUŞ 345" te
30 Ocak 1975. İzmir - İstanbul Seferini yapan 345 sefer sayılı Türk Hava Yolları Uçağı Marmara Denizi'nde Sulara Gömülür. Bugün, kazanın üstünden yıllar geçmesine rağmen uçak enkazı hala Marmara Denizi'nin suları altında, içindeki mürettebat ve yolcularla birlikte yatmakta. İşin ilginç ve anlaşılmaz tarafı; kaza asla araştırılmıyor, kara kutu aranmıyor. Elbette konular derinlere gittikçe işler sarpa sarıyor.
Türk Hava Yolları Fokker F28-1000 Fellowship uçağının hedefe varış esnasında neler yaşandı? sorunlu bir uçak mı? değil mi? Uçağı kimler neden düşürmek istedi? ekseninde dönen, nerden tutulsa soru işaretleriyle dolu olan olaylar zinciri muamma bir biçimde halâ Marmara sularında bekliyor. İlginizi çekecek öyle çok konu var ki! Örneğin Bilderberg toplantıları, Nijerya da Boko Haram şeriat yanlısı radikal İslamcı silahlı örgütün faaliyetleri, Kıbrısta hayalet şehir Maraş neden kapanmıştı? Hun İmparatoru Atilla'nın belirsiz mezarı romanda muazzam bir bağla okura sunulmuş. Kazayla ilişkisi olan kişilere gönderilen isimsiz bir zarf ve zarfın içinden çıkan gizemli kaset ise olayın kırk yılın ardından tekrar gündeme oturmasına neden oluyor. Üzerinde sadece '345' yazılı olan kasetlerden biri Hakan Geda'nın ilgisini çektiğinde, kazadan altı ay kadar önce başlayan Kıbrıs Barış Harekatı'na ve kökenleri ise Avrupa Hun İmparatorluğu'na kadar giden bir macera başlıyor.
Sonuç, ilerleyiş çok ilginizi çekecek gibi.
"UÇUŞ 345" kendi kurgunuzu düşlemeye davet ediyor.
Boko Haram Kuzey Nijerya'da, şeriatı tüm ülkeye yaymayı hedefleyen tüm bilimsel dalları, demokrasiyi ve laik eğitim sistemini düşman ilan eden radikal bir grubun kendilerine verdiği isimdi. Nijerya dilinde anlamı, "Batı Eğitimi Haramdır" demekti ve Nijerya'dan batı temelli eğitim sistemini baştan aşağı silerek yozlaşan toplumu ahlaken temizlemeyi amaçlıyor ve bunun için de görüşlerine karşı gördükleri her yere silahlı saldırılar düzenliyordu. Onlara göre her şey Allah'ın isteklerine göre olup bitiyor, yeryüzündeki her eylemin ardında onun mutlak gücü yer alıyordu ve kimse bunun önüne geçmemeliydi. (Say. 83)
Her insan öldüğünde doğacak olan binlercesinin kaderi farklı bir yola sapar. Tek bir kişinin ölümü bile gelecekteki binlerce yaşamın düzenini belirler ve hayat başlangıçtan son ânına dek hepimiz için acımasızdır. (Say. 15)