Puan vermedi·285 syf.····Okunma: 04 Temmuz 2024 08:53 Evvela kitabın isminden başlamak istiyorum. Ne kadar İslam Sanatı dense de kitap kapandı ağırlıklı olarak Türk İslam sanatı desek daha doğru olur. Hatta ilerleyen sayfalarda bahsi geçen konular sebebi ile Anadolu Türk İslam Sanatı bile denebilir. İslam Sanatı çok geniş bir coğrafyayı kapsıyor. ispanya’da Endülüs’ten tutun Fas, Tunus, Kuzey Afrika ülkeleri, Mısır, Orta Doğu, Arabistan, İran, Anadolu, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Hindistan ve dahi Uzak Doğuya kadar uzanan bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bütün bu saydığım ülkelerden ve belli dönemlerden söz edilmemiş. Ağırlıklı olarak Türk İslam (Selçuklu - Osmanlı) kültürü ve eserlerinden söz edilmiştir. Bu sebeple isim konusunda yanlış bir tercih kullanılmış. Bu konuya neden bu kadar çok takıldım derseniz bu kitapta Selçuk hocamızın, Celal Esad Arseven’in ve daha bir çok Sanat Tarihçi’sinin kullanılan terimler konusunda ne kadar hassas olduklarını biliyorum. Örneğin Bu kitapta ve başka eserlerde alanında uzman ve araştırmacı bir çok ismin ısrarla üzerinde durduğu bir nokta var. Kendimi bildim bileli bir ‘Arabesk’ tartışması alır başını gider. Sayfalar dolusu, kitaplarca ve yüz yıldan daha uzun bir süredir Arabesk teriminin yanlış kullanıldığı üzerinde duruyor hocalarımız. Geçmiş dönemlerde Avrupalı seyyah ve tarihçilerin bu terimi Arap olsun olmasın, coğrafya ve ırk farkı gözetmeksizin İslami olan her eser için kullandığı lakin bunun doğru bir kullanım olmadığı üzerinde kısa ve genel bir özet sunmak yerine kitabın dörtte biri buna ayrılmış desem abartmış olmam herhalde. Sadece bu konuyu tartışan kitaplar dahi var. Önemli bir konu ama gereğinden fazla bir şekilde uzayıp gidiyor her bahsi geçtiğinde. Bu kitapta da aynı şey mevcut.
Bir diğer önemsiz gibi görünen ama asıl üzerinde durulması gereken hatta kitapta bahsi geçmemiş olan kitap kapağına değinmek istiyorum. Kitap kapağı ilginç geldi bana çünkü Oryantalist Ressam Jean-Léon Gérôme’nin Müezzin isimli tablosu kullanılmış. Batılı Oryantalistlerin İslam’a olan zarar veya yararlana girmek istemiyorum. Bir Oryantalist’in resmettiği bir Müslüman ve islam manzarası yerine gerçek bir İslam veya Türk İslam sanatı örneği görseydik kitap kapağında keşke. Oktay Aslanapa’nın Türk Sanatı kitabı çok güzel bir örnek bu konuda. Bu kitabı okumaya başladığım sırada Yenikapı Metro istasyonunundaydım. İstasyona merdivenlerden inerken gördüğümüz Mavi hat ile beyaz zemin üzerine Kuf’i hattı ile yazılan kelime-tevhit çok güzel düşünülmüş ve çok beğendiğim bir çalışma olmuş. Metro istasyonunda bile kitap kapağından daha fazla islam sanatı örneği var diye düşünmüştüm.
İlgili ve merakı olan okurlara tavsiye edelim lakin yer yer ağır ve bunaltıcı olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle Konya Karatay Medresesi çinili kubbe altı bezemelerini anlattığı detaylı bölüm. O kadar ince ve detaylı anlatılmış ki Niğde Sungur Bey Camii kündekâri kapısı kompozisyon bezemeleri ile beraber okurken resmen kayboldum. Anlatım ve çizimler üzerinden beraber ilerlemek istesem de çoğu zaman takibini yapamadım.
Anlatım ve çizimler üzerinden beraber ilerlemek istesem de çoğu zaman takibini yapamadım.
Genel olarak çok güzel bir eser. Çok başarılı, çok faydalı. Giriş ve sonuç bölümleri çok hoşuma gitti. Tekrar tekrar okunabilir. Tavsiye edilebilir. Selçuk Hocaya sevgiler.