Sümerler’in köklü ve çok tanrılı
yapısı; Asur, Babil, Hitit, Yunan ve Orta Doğu’daki tüm uygarlıkları etkilemiştir. Çoğu zaman tanrıların isminde bir harf değişirken, zaman zaman aynı tanrı aynı uygarlıkta birçok farklı isimle anılıyor. Daha popüler olan Yunan ve Mısır mitlerine göre çok daha karmaşık bir yapıya sahip. Takibi ve anlaşılması oldukça zor. Yaradılış destanlarının, Yunan mitolojisi dâhil farklı uygarlıklarda ufak değişiklikler ve isim farklılıklarıyla yer alması da en çok dikkatimi çeken, ilginç özelliklerden biriydi.
Tufan destanı dışında semavi dinlerle pek bir benzerlik olmadığını da söylemek istiyorum. Zira semavi dinlerin kökeninin Sümer olduğu, benzerliklerin hatta birebir alıntıların bulunduğu çok popüler bir görüş. Yaradılış hikâyelerinin en ilginç yanı ise her şeyin tek tek nasıl yaratıldığını anlatan destanlara sahip olması. Kazma nasıl yaratıldı, tahıl nasıl yaratıldı, kamış nasıl yaratıldı, filanca ot nasıl yaratıldı, kuş nasıl yaratıldı, balık nasıl yaratıldı… Vesaire vesaire, çok ince ayrıntılı bir yaratılış kültürü var Sümer’de.
Ayrıca büyü ile ilgili de çok garip destanlar bulunuyor. İshal büyüsü, daha doğrusu ishali kesme büyüsü, sap ve samanın vücuda yapışmasını engelleyen bir büyü, ilk kerpicin ve turanın nasıl yaratıldığıyla ilgili anlatılar gibi çok farklı ve zengin bir içerik mevcut. Ancak çoğu tablet ve destanda çok fazla kopukluk var. Metinler çok anlaşılabilir değil. Çeviriler ise oldukça başarılı; hatta birebir denebilir. Belki de bu yüzden metinler tam anlamıyla akıcı gelmiyor. Sümerce’nin cümle yapısının çevrilmesi zor bir yapıya sahip olması da bundan kaynaklanıyor olabilir. Çoğu zaman tekrar tekrar okunup üzerinde durulması gereken bir kitap.