Ziya Gökalp’in 11 makalesinin birleşiminden meydana gelen kitap temelde 3 konu üzerinde duruyor: Türkçülük, İslamcılık ve Medeniyetçilik.
Üç Cereyan’da, üç görüş arasında bir zıtlık olmadığına vurgu yaparken, muasırlaşmanın yanlış anlaşılmaması gerektiğinden bahsediyor. Muasırlaşmak, Avrupa kültürüne uygun yaşamak değil; Avrupa’nın mekaniğine ayak uydurabilmektir. Bu şekilde, sanayide Avrupa’ya ihtiyaç duymamız durumu ortadan kalkacaktır.
Lisan’da, gelişmiş dillerden alınan kelimeleri dilimize kabulümüzün yanlışlığı ile Arabî-Farsî kelimelerin Türkçedeki varlığından bahsediyor.
Anane ve Kaide’de, milletlerin kaidelerinden söz açarak yine Avrupalı olmanın “Avrupalı gibi yaşamak” olmadığına vurgu yapıyor.
Hars Zümresi ve Medeniyet Zümresi’nde iki kavramı karşılaştırmalı sunarak inceliyor.
Türklüğün Başına Gelenler, Türk kelimesinin eskiden ayıplı görülmesinden bahsederek gençliğin bununla övünmesi gerektiğini öneriyor.
Terbiye, tam bir terbiyenin üç kısımdan meydana geldiğini söylüyor: Türk terbiyesi, İslam terbiyesi ve asır terbiyesi. Muasır terbiyesinin de yine Avrupa’lı davranmakla ilgisi olmadığını ekseriyetle belirterek Türk kültürüne sahip çıkmaya devam ediyor.
Mekfûre’de milliyetçilik düşüncesi üzerinde duruyor.
Türk Milleti ve Turan, Türk harsı yaratma gayesine değinerek İstanbul Türkçesi’nin önemini vurguluyor.
Millet ve Vatan; yazarın millet mefkûresi, devlet mefkûresi ve ümmet mefkûresinin farklı kavramlar oluşunu savunarak üçünün de önemli olduğuna vurgu yaptığı makalesi.
Milliyet Mefkûresi, şuurlu milliyetçiliğin anlatısı.
Milliyet ve İslamiyet, yazarın Osmanlı Devleti’ni de parçaladigina inandığı “milliyet fikri” mikrobunu ele alıyor. Burada bahsettiği elbette farklı milletlerde zihur eden milliyetçilik fikridir. Bilakis yazar, milliyet fikri ile İslam fikrinin desteklenebileceğini düşünüyor.o