Muhteşem!
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2024 23:05
Tek kelimeyle muhteşem diyorum çünkü insanı bu kadar iyi, gerçekçi, bilimsel ve anlaşılır anlatan bir kitapla daha karşılaşmadım. Ve bu kitap 41 yıl önce yazılmasına rağmen sanki bugünün birikimiyle yazılmış gibi. Psikoloji üzerine yazılmış elbette çok iyi kitaplar var. Bunlar kendi deneyimleri, klinik çalışmaları etkilendikleri kuramcılar vs birçok birikimi içerir insan Olmak da onlardan biri ama bu kitabı ayıran bir nokta var. Akademik bir dil kullanmadan herkesin anlayabileceği bir düzeyde anlatılması, ve sanki karşımızda durup bizi veya etrafımızdaki insanları anlatıyor gibi her cümlesi her satırı dikkatle düşünüp sindirerek okunacak bir kitap. Oyuzden okuyacaklara kesinlike doğru bir zaman ve sakin bir kafayla okumalarını tavsiye ederim. Çünkü bazı kitaplar birkaç saniyeliğine bile dalgınlığa gelemez işte bu kitapta onlardan. Bazen daldığım zamanlar cümleyi satırları baştan okuyunca kendime: bak ne büyük bir bilgi kaçırmışım, bir cümleyle ne kadar önemli bir bilgiyi kaçıracaktım diye diye zihinde kalarak düşünüp sorgulayarak okudum. Okurken ve kitabı bitiriken öğrendiğim en iyi şey Biz kendimizi tanımıyoruz bütün mesele bu! Bütün mesele bu diyorum çünkü kendini tanıyan insan duygularını, davranışlarını, gerçeklerini mutsuzluğunu, sorunlarını ve diğer insanları tanır. Kendini tanımayan insan hiçbir şeye çözüm üretemez, ilerleyemez bozuk bir plak gibi yaşamını aynı yörünge üzerinde devam ettirir ve ölür. Oysa yaşam bir arayıştır ve insan en çok kendinden sorumludur! Gençtan bunu öyle güzel ifade ediyor ki ve şöyle diyor: İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. Peki kendini tanımak neden bu kadar önemli? Burası gerçekten büyük bir sorgulamayı ve hesaplaşmayı gerektiriyor tabi bu cesareti kendimizde bulabilirsek. Biz insanlar doğduğumuz zaman saftık daha sonra kalıtım, çevre, yaşantılar gibi etmenlerle kişiliğimiz ve karakterimiz ortaya çıktı. Daha sonra biz İnsanları özelliklerine ve kişiliklerine göre iyi ve kötü nitelendirmeye başladık, diğer insanlarda bizi. peki böyle nitelendirirken o insanların neden böyle olduklarını sorguluyor muyuz, ya da en önemlisi kendimizi sorguluyor muyuz? neden iyiyiz, neden kötüyüz, neden hüzünlüyüz, neden kızgınız, neden diğerleri bizim gibi değil veya biz onlar gibi değiliz. İnsan iyiyi ve kötüyü sadece özgür iradesiyle mi seçer? Davranışlarımızın çoğunun bilinçaltı tarafından yönlendirildiği savunulurken insan ne kadar özgürdür ve ne kadar özgür iradeye sahiptir? Burası biraz derin ve sorgulanması gereken uzun bir mesele :) Oyuzden kitaptan çıkmamak için konuyu tekrar kendini tanımaya getiriyorum. İşte Gençtan burda bize kendimizi tanıtarak insanın duygularına ve davranışlarına neden olan durumları ve nasıl ortaya çıktıklarını anlatıyor okurken bazı yerlerde sanki karşımda oturmuş da beni ve çevremdeki insanları uzun uzun anlatıyormuş gibi hissettim ve şunu anladım aslında biz insanların duyguları ve davranışları evrensel bu da kitapta öğrendiğim en iyi şeylerden biriydi bu da bana bir kere daha gösterdi ki insanları tanımak kendini tanımaktan geçiyor ve kendini anlamak diğer insanları anlamanı sağlıyor. Gençtan birey-toplum ve Ana- baba- çocuk ilişkisinden başlayarak insanın psikolojik sorunlarının temelini ve bunların oluştuğu sonuçları ayrı başlıklar halinde örnekler vererek ayrıntılı bir şekilde açılıklıyor. Bunlar: öfke, kaygı, korku, değersizlik suçluluk yalnızlık ve sorumluluktan kaçış gibi birçok olumsuz duygular tabi bunlara etki eden birçok farklı nedenide açıklıyor ama temel olarak aile ve çocukluk yaşantıları üzerinde duruyor bu da bize gösteriyor ki her şeyin temeli ailede başlıyor ve bunlar maalesef çoğunlukla kalıcı izler bırakıyor. Burada Herkes Anne baba olmamalı diyorum ama aslında hiç kimseyi suçlamamak gerekiyor. Çünkü geçmişe ve bugüne baktığımız zaman bu sorunlar kuşaktan kuşağa geliyor bu yüzden de sorunları konuşmak yerine çözüm üretmeliyiz. Bizim toplum olarak asıl en büyük sorunumuz da bu, sorunları biliyoruz, konuşuyoruz ama bu sorunların temeline inmiyoruz, çözüm üretmiyoruz sabırsızız ve hep kısa süreli ve sonuç getirmeyen kolaylıklara kaçıyoruz insanları yargılamak en kolayı zor olan kendimizi ve diğerlerini anlamak ve sorunlara çözüm üretmek. Üniversite de bir hocamla buna benzer aile ve çocuk psikolojisi üzerine konuşurken hocam keşke herkes anne-baba olmasa demiştim o da söylediğimi çok beğenerek işte bu demişti ve şunu söylemişti: Bu ülkede bir gün iyi bir yerlere gelirsem yapacağım ilk şey ne ekonomi ne eğitim ne başka bir şey ilk olarak yetkili kişilere evlenecek insanlara evlilik sertifikası zorunluluğunu getirmesini sunacağım bu eğitimi sınavı geçebilecek kişiler evlenmeli. Söylediği çok hoşuma gitmiş ve çok mantıklı gelmişti. İnşallah böyle bir zorunluluk bir gün gerçekleşir çünkü bazı şeyler otorite olmadan maalesef olmuyor. Bizim geleneksel aile yapısından kurtulup çocuklarımızı kendi benliklerini bulabilecekleri sevgi ortamında yetiştirmeliyiz. Evet kadim bir kültürümüz var ama başımıza ne geldiyse de kültürün bize dayattığı zorunluluklar getirdi. Elimden gelse kitabı herkese okutmak isterim. Keşke bu tür kitaplar ve bu kitapta geçen konular okullarda zorunlu ders olarak verilse. Bizim büyük bir değişme ihtiyacımız var bu da kendimizi ve insanları tanımakla başlıyor okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Sevgi ve bilgiyle kalın:)
1000Kitap
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
·
134 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.