Friends, lovers and the big terrible thing
Puan vermedi·256 syf.··
2024 8. kitabı
Matthew Perry’nin ölümü, Friends’i hayatının hep bir köşesinde bulunduranlar için epey acı vericiydi. Hatta haberler çıktığında herkes durumu bir arkadaşını kaybetmeye benzetmişti. Kitabı okurken beni çok ilginç hissettiren durumlarla karşılaştım, bunlara geçmeden önce şunu söyleyeyim dostlar incelemem gayet hüzünlü olacak. Bunlardan biri Matthew Perry’nin gerçekten de Chandler olması… Bu bilgiyi öğrendiğimde oyunculuğundan şüphe duyduğum bir aktör haline gelmedi; aksine gerçekten de Chandler olması, sessizlik anlarında stresli hisseden biri olması ve o boşlukları şakayla dolduran yani tıpkı Chandler gibi bir karakterinin olması beni hüzünlendirdi. Böyle ayrılık durumlarında ben de birçoğunuz gibi karakterlerin paralel evrende hayatlarına devam ettiğine inanırım ve bu inanç içimi sıcacık yapar fakat üzgünüm ki okurken gerçekten Chandler’ı da kaybetmiş gibi hissettim. Çok istediği bu rolü alma hikayesi de aslında sorunlu bir süreçmiş. Yakın arkadaşlarından birine Chandler rolü için teklif gittiğinde ona rolü kabul etmesi gerektiğini söylerken; içten içe ben Chandler’ım diye yanıp tutuşmuş. Ve çok küçük bir ihtimalken bu arkadaşı tesadüfen diğer dizide devam etmek istediği için hayatının hatasını yaparak Chandler rolünü geri çevirmiş. Böylece bizim gerçek Chandler rolü kapmayı başarmış. Üstelik Friends kadrosuna dahil olan son oyuncu olarak hayatımıza girdiğini öğrendim, ucu ucuna bir şans hikayesi yani. Rolü geri çeviren arkadaşıyla da tabii ki arkadaşlığı bozulmuş, adam yıllar sonra yüzleşerek rolü almasını ve bu kadar parlamasını kaldıramadığını Matthew’e itiraf etmiş. Yargılamıyorum, insanlık hali… Kitabın bir bölümü de yaşadığı bağımlılık üzerine. Bu konu üniversite yıllarından beridir ilgimi çeken bir konuydu hep. Matthew’i okurken çok samimi bir dille tam anlamıyla bir bağımlılık hikayesine an be an şahit oluyorsunuz. Dile getirme şekli o kadar cesur ve sürükleyici ki bırakasınız gelmiyor. Dehşet verici anılarını anlatırken araya espri sıkıştırması da sizi Chandler’ın yazdığı bir anı kitabını okuyormuş gibi hissettiriyor. Gerçek bir sarkazm tanrısı… Matthew Perry dendiğinde aklıma günlerdir okyanus kenarında devasa lüks bir evde yalnız, aynaya bakan ve kendini yetersiz hisseden mutsuz bir adam beliriyor. (Bunları yazdığım için neden gözlerim doluyor Chandler?) Ordan oraya taşınan, ilişkiden ilişkiye sürüklenen ve Julia Roberts dahil dünyadaki en seksi ve yetenekli kadınları terk eden bir beymiş kendisi. Terk edilmenin vericeği acıdan korktuğu için vedaları hep bir şekilde kendisi yapıyor. Kendisini yetersiz gördüğü için terk edileceğine ve başarısız olacağına çok sağlam bi yerden inanıyor. Sebep? Çocukken yalnız başına yapmak zorunda kaldığı uçak yolculuklarının yaşattığı travmalar. Bu yolculuklar ona terkedilebilir bir birey olduğunu hissettiriyor ve bu hisler aklında ve kalbinde kazındığı için hayatının en güzel olabilecek yıllarını bile bu düşüncelerle geçiriyor. Hatta eylemleriyle de cehenneme çeviriyor. Friends dizisinin devam edebilmesi bu yüzden hep pamuk ipliğine bağlı gibiymiş. Hiçbir arkadaşına anlatmamasına rağmen; Jennifer birgün kulisine dalmış ve kullandığını biliyorum diyerek onu şoka uğratmış. Matthew hayatının büyük bi bölümünü daima ameliyatlarda (detaylara girmiyorum ama korkunç ölümlerden dönüyor, bağırsağı bile patlamış) tedavi merkezlerinde geçiriyor. Bu merkezlerden ve grup terapilerinden çıkıp gelirmiş dizi setine. Dizinin diğer oyuncuları onun için her ne kadar endişelense de ona kırgın ve kızgın hissettiği de epey olurmuş. Bir anlığına bağımlılığı yargılamayı bırakın ve elinde olmadan bunu defalarca yapıp kendini en sevdiği arkadaşlarının önünde utanç verici bi halde hisseden bir adam hayal edin… (Üstelik Jen’den geçmişte çok hoşlanıyor.) Gerçekten tatsız bir durum. Ancak Hollywood’da böyle derin bi arkadaşlığa nasıl sahip olduklarını bilmiyorum ama belli ki ölene dek arkadaşlıkları hiç bozulmamış. David Schwimmer’ın bölüm başına aldığı paranın diğer arkadaşlarından fazla olduğunu öğrenince tadının kaçtığını okuduğumda çok şaşırdım. Onlarla aynı ücreti almayı talep edecek kadar alçakgönüllü bir yanı varmış meğer… Matthew’e göre David’in bu hareketi, dizinin kalıcılığına ve gerçekten herkesin eşit şartlarda olduğu bir ekip işine dönmesine neden olmuş bu yüzden en çok ona ve Lisa Kudrow’a karşı şükran dolu hissediyor. Ama arkadaşlarının hepsine kitap boyunca ara ara çok güzel övgüler bırakmış. Bence bu kitap bir arkadaşın diğer bir arkadaşa hayatta bırakabileceği en güzel miraslardan biridir diye düşünüyorum. Dilerim herkes onun gibi gerçek arkadaşlığın değerini bilerek tamamlar dünyadaki sürecini. Çocukluğundan beri barbitüratlarla (yatıştırıcı ilaç) büyümek gibi bir talihsizliği de olmuş. Malesef o yıllarda doktorların çocuklara, hamilelere reçeteyle barbitürat yazması normal kabul edilen bir durumdu. Onun hikayesi bence bir insanın bir elinde dünyadaki en güzel şeyi (Friends’i) taşırken diğer elindeyse dünyadaki en kötü şeyi (Bağımlılık) aynı anda taşımak gibi. Ne kadar zor bir yaşamı olsa da bir Hollywood aktörünün narsisist kişilik bozukluğu olduğunu farkedip bunun üzerine gitmesi ve kendini iyileştirmeyi seçmesi nadir rastlanabilir bir durum, bu yüzden helal olsun Chandler! Bence her şeye rağmen anlamlı bir şekilde yaşadın, belki gerçek hayattaki Monica’nı bulamadın ve hayal ettiğin çocukların olmadı ama gerçek ilişkiler kurdun ve kendini iyi hissettiğin bir dönemde diğer insanlar da bağımlılıkla mücadele edebilsinler diye yaşadığın ülkeye bir yardım merkezi açtın. Üstelik bunu yaparken en yakın arkadaşın tarafından dolandırıldın ve aldatıldın. Bu aldatılma dönemini onunla birlikte masumiyetimi de kaybettim diye tanımlıyorsun. Belli ki tamiri mümkün olmayan yaralar aldın ama bence okuduğum kitap, içindeki beyazların tamamen karardığı bir adamın kitabı değildi. İncelememi altını çizdiklerimle bitiriyorum; -Earl Hightower’la biten arkadaşlığıyla ilgili: ‘’Sonunda Earl bana haber bile vermeden Arizona’ya taşındı ve arkadaşlığımız sona erdi. Hayatlarımızı paylaşmak, en iyi arkadaş olmak, uyuşturucu mahkemeleri için propaganda yapmak ve bir ayık yaşam evi kurmak gibi nedenlerle yarım milyon dolarımı, en yakın dostumu ve bunca yıldır önemsediğim masumiyetimi kaybetmiştim. Kalp kırıklığı…’’ - Friends’in 9. Sezonundaki performansından dolayı Emmy’e aday gösterilmesiyle ilgili: ‘’O sezonda neyi farklı yaptım? Dinledim. Orada öylece durup konuşma sıramın gelmesini beklemedim. Bazen oyunculukta dinlemek konuşmaktan daha etkilidir. Bunu gerçek hayata da dahil etmeye çalıştım. Daha çok bil, daha az söyle.’’ - Friends’in final bölümüyle ilgili: ‘’O son bölümden önce Marta Kauffman’ı bir kenara çekmiştim. ‘‘Bunu benden başka umursayan olmaz,’’ dedim. ‘’Son replik lütfen benim olabilir mi?’’ Hepimiz daireden çıkarken, Rachel’in son bir kahve önermesi, benim de Friends’in perdesini kapatmak zorunda kalmam bu yüzdendi.’’ - ‘’Her şeye farklı yaklaşmam gerekiyordu, yoksa gidiciydim ve ben gidici olmak istemiyordum. Yaşamayı ve sevmeyi öğrenmeden gitmek istemiyordum. Dünya benim için daha anlamlı hale gelmeden gitmek istemiyordum. ‘’ - Friends’in senaryosunu okuduğumda, sanki biri beni bir yıl boyuna takip etmiş, esprilerimi çalmış, tavırlarımı kopyalamış, dünya yorgunu ama espirili hayat görüşümün fotokopisini çekmişti. Özellikle bir karakter dikkatimi çekti: Ben Chandler’ı oynamayacaktım, ben zaten Chandler’dım. ‘’ - Kadrosunda olduğu ve reytingleri çok kötü giden televizon programıyla ilgili: ‘’Başarısızlık beni yıkmadı, hit bir televizyon programının ruhumu doldurmayacağını biliyordum. Zaten her halükarda ruhumu dolduran başka bir şey vardı.’’ Ve son olarak buraya kadar okuduğun için teşekkür ederim, incelememle ilgili düşüncelerini yorum yazmaktan veya bana mesaj atmaktan çekinme lütfen. :) Friends, Lovers, and the Big Terrible Thing: A Memoir Matthew Perry
Friends, Lovers, and the Big Terrible Thing: A MemoirMatthew Perry · Macmillan · 2022208 okunma
·
214 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.