Lyon'da Düğün-İnceleme
Puan vermedi·200 syf.··
2024 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2024 14:53
Lyon'da düğün Stephen Zweig'in dergilerde yayımlanmış çok sonra kitap olarak çıkmış dört kısa öyküsünden oluşuyor. Bunlar; Kızıl Hastası - Korku - Benzer Benzemez Kız Kardeşler - Lyon'da Düğün öyküleri. Stefan Zweig genelde öykülerinde korku temasını işleyen bir yazar bence, ama bu sefer farklı bir duygu görüyoruz: Umut. Özellikle ilk ve son öykülerinde. Berger, öğrenim görmek için evinden ayrılmış, yabancı bir yere gitmiş bir çocuk. Orada Schramek ile tanışıyor, biraz ona kendini yakın hissetse de sonraki zamanlarda hep yalnız hissediyor ve bu yalnızlığı onu çok çaresiz düşüncelere itiyor, ev sahibinin kızının kızıl hastalığına yakalanması üzerine ona iyi gelmek için tekrar derslerine, öğrenimine devam etmeye karar veriyor. Kızı iyileştiriyor bu sırada kendine de iyi geliyor bu iyileştirme süreci ama sonrasında bu hastalığa kendi yakalanıyor, kız 13 yaşında olduğu için hastalığı kolay atlatıyor ama kendi bir yetişkin sayıldığı için hastalığı zor atlatıyor, tam da kızı muayene etmeye gelen doktorun dediği gibi oluyor aslında durum. Çünkü doktor çocukların vücudunun hastalığı çabuk yendiğini, kendini çabuk iyileştirdiğini, aynı hastalığın yetişkinlerde ölümcül sonuçları olabileceğini söylemişti. Bu hikayede Berger'in o yalnızlık sürecini yazar çok güzel anlatmış önce üzülüyorsunuz Berger'e ama sonrasında bir başkasına yardım etmenin kendisine iyi geldiğini öğrenince Berger'in tekrar bir mücadeleye girişmesine,hayata tutunma çabasına, umut dolu yarınlar hayal etmesine hayran kalıyorsunuz. İkinci hikaye olan Korku; ben zaten daha öncesinde okumuştum, yine de hatırlatıcı olsun diye hızlı okuma yöntemi ile okudum orada da kısaca konu İrene, kısa bir heyecan yaşamak istiyor ama evli ve çocukları var bunu bir kadının görmesi üzerine kocama söyleyecek, yuvam, düzenim bozulacak korkusuyla yaşamaya başlıyor ve bu korku gitgide kendini bitiriyor, sonrasında karısının çok kötü olduğunu gören kocası, o kadını kendinin tuttuğunu, ailesine dönmesi için yaptığını anlatıyor, kadın da böylece o süreçten kurtulmuş oluyor ama yazar yine burada o korku kavramını kadının yaşadığı süreci çok çok güzel bir dille üslupla anlatmış, tam olarak yaşıyorsunuz. Üçüncü kısa öyküsünde; iki tane kız kardeş var Helena ve Sophia bunların babası bir komutan. sonrasında karısına daha iyi şeylere layık gördüğü için krala baş kaldırıp kral olmak istiyor ama yakalanıp öldürülüyor ve karısı tekrar eski sefaletine geri dönüyor ama yanında iki kız çocuğuyla ve bunlar ikizler. Böyle yaşarken kızların babasının o hırs dolu huyunu almasından ve annesinin de güzelliğini almasından hem çok güzel hem çok hırslı kızlar oluyorlar, daha iyi yaşama mücadelesiyle Helena evi terk ediyor ve zengin bir yaşama kavuşma amacıyla türlü hareketler yapıyor, Sofia bu kardeşini asla desteklemiyor o da onun tam tersi hareketler yapıyor yani biri çok münzevi takılıyor diğeri çok gösterişli takılıyor. Helena'nın kardeşini tuzaga düşürmesi üzerine Sophia'da Helena gibi yaşamaya başlıyor, sonrasında bunların ikisi artık tüm güzellikleri gitmiş yaşları ilerlemiş ölüme yakın bir zamanda pişman oluyorlar ve bu sefer Sofia kazanıyor münzevi dini şeylere yöneliyorlar oldukları yeri terk ediyorlar ve kazandıkları tüm serveti bir din kurumuna, hayır kurumuna falan bağışlayıp ortadan kayboluyorlar orada ki halk da , bu ikisinin anısına iki kubbe yaptırıyor ve bu kubbelerin ikiz kardeşler olarak anıyorlar. Lyon'da düğünde de o şehir ele geçiriliyor ve oradaki devrimci olarak nitelendirdikleri insanları toplu katliamlar yapmaya başlanıyor, son olarak 85 kişilik bir grubu bir yere kapatıyorlar ve onlar ölümlerini beklerken bir anda değişik bir şey oluyor, belli bir süre öncesinde Nişanlısının öldüğünü öğrenen kadın o topluluğun içinde nişanlısını görüyor nişanlanmışlar ama nikahları kıyılmamış, gün vermişler ama o sırada şehir esir düşmüş sonra o topluluk bir anda ölümü unutuyorlar ve bunların ikisinin düğünü için bir telaş içine giriyorlar, aralarında papaz olduğunu söyleyen biri nikahlarını kıyıyor ve o gün beraber geçiriyorlar hepsinde ölüm duygusu yerine bir umut duygusu hakim oluyor tamam sonu gerçekten kötü olsa da oradaki aslında güzelliği, son andaki umut dolu düşünceleri size aşılıyor yazar. Bence her öyküsü kendi içinde çok fazla anlam barındırıyordu ben çok sevdim, okuması çok keyifliydi. Stefan'ın kalemi zaten çok kuvvetli, güçlü, etkileyici. her yaşadığı ya da anlatmak istediği duyguyu öyle güzel hissediyorsunuz ki sanki o an oradasınız ve olayları yaşıyormuşsunuz hissini veriyor, böyle başarılı bir yazarın karısıyla beraber intihar etmesi beni her zaman çok düşündürdü keşke yapmasaydı diyorum ve tuhaf olan da bu eserlerinde umudu anlatırken, insanlara yarını beklemeleri gerektiğini söylerken diğer yandan intihar etmesi. bu da bu kitabın bir tuhaflığı olabilir bence. kesinlikle tavsiye ediyorum mutlaka okuyun. kitapla kalınız :)
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
·
219 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.