Psikolojik tahlillerle dolu birbirinden sürükleyici beş öyküden oluşan kitap, bu öykülerden biri olan Lyon’da Düğün’ün ismini almış…
*Kızıl Hastası
*Leporella
*Korku
*Benzer-Benzemez Kız Kardeşler
*Lyon’da Düğün
Aslında her öykü, ayrı birer kitabı hak eder nitelikte derin ve etkileyici, ki İş Bankası Yayınları, Korku’yu kitaba dönüştürmüş bile.
Korku, yeşilçam filmlerine benzer bir kurguya ve okuyucuyu geren bir atmosfere sahip. Paulo Coelho’nun Aldatmak adlı kitabını yazarken bu öyküden esinlenmiş olabileceğini de düşünmedim diyemem.
Yazarın Amok Koşucusu isimli kitabını okuyanlar Leporella’yı hatırlayacaklardır. Aynı öykü bu kitapta da yer almış ve Zweig’in karakterlerin iç dünyasını okuyucuya aktarmaktaki ustalığını bir kez daha okuyuculara göstermiş.
Kızıl Hastası, oldukça sürükleyiciydi, sayfa sayısına hiç bakmadan okudum. Karakterin zayıf bedeninin altındaki güçlü duyguları hissedebiliyorsunuz.
Lyon’da Düğün, on sayfalık bir öykü olsa da kitaba adını vermeyi başarmış. Nazi zulmünün yazar üstündeki etkisi açıkça görülebiliyor.
Kitaptaki en beğendiğim öyküydü Benzer-Benzemez Kız Kardeşler. Masal tadındaydı… Kurgu gerçek dışı olsa da duygular gerçekti. O kadar farklı düşüncelere sevk ediyor ki insanı, tarif etmek pek kolay değil.
Öykülerin içeriğinden bahsetmeyeceğim, zaten çok kısalar, içeriğe değinirsem büyüsü kaçacakmış gibi geliyor. Mutlaka okumalısınız, mutlaka..
Lyon'da düğün Stephen Zweig'in dergilerde yayımlanmış çok sonra kitap olarak çıkmış dört kısa öyküsünden oluşuyor. Bunlar; Kızıl Hastası - Korku - Benzer Benzemez Kız Kardeşler - Lyon'da Düğün öyküleri. Stefan Zweig genelde öykülerinde korku temasını işleyen bir yazar bence, ama bu sefer farklı bir duygu görüyoruz: Umut. Özellikle ilk ve son öykülerinde. Berger, öğrenim görmek için evinden ayrılmış, yabancı bir yere gitmiş bir çocuk. Orada Schramek ile tanışıyor, biraz ona kendini yakın hissetse de sonraki zamanlarda hep yalnız hissediyor ve bu yalnızlığı onu çok çaresiz düşüncelere itiyor, ev sahibinin kızının kızıl hastalığına yakalanması üzerine ona iyi gelmek için tekrar derslerine, öğrenimine devam etmeye karar veriyor. Kızı iyileştiriyor bu sırada kendine de iyi geliyor bu iyileştirme süreci ama sonrasında bu hastalığa kendi yakalanıyor, kız 13 yaşında olduğu için hastalığı kolay atlatıyor ama kendi bir yetişkin sayıldığı için hastalığı zor atlatıyor, tam da kızı muayene etmeye gelen doktorun dediği gibi oluyor aslında durum. Çünkü doktor çocukların vücudunun hastalığı çabuk yendiğini, kendini çabuk iyileştirdiğini, aynı hastalığın yetişkinlerde ölümcül sonuçları olabileceğini söylemişti. Bu hikayede Berger'in o yalnızlık sürecini yazar çok güzel anlatmış önce üzülüyorsunuz Berger'e ama sonrasında bir başkasına yardım etmenin kendisine iyi geldiğini öğrenince Berger'in tekrar bir mücadeleye girişmesine,hayata tutunma çabasına, umut dolu yarınlar hayal etmesine hayran kalıyorsunuz. İkinci hikaye olan Korku; ben zaten daha öncesinde okumuştum, yine de hatırlatıcı olsun diye hızlı okuma yöntemi ile okudum orada da kısaca konu İrene, kısa bir heyecan yaşamak istiyor ama evli ve çocukları var bunu bir kadının görmesi üzerine kocama söyleyecek, yuvam, düzenim
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
kitap dört ayrı öyküden oluşmaktadır. yazar çoğu eserinde olduğu gibi bireyin yazgıları üzerinde durmuştur. okudukça haz veren akıcı metnin yanı sıra; içerisinde psikolojik tahliller, savaş döneminin izlerini, dönemin alt-üst sınıfın iç dünyalarını okuyucuya bir tablo gibi sunmuştur. içlerinde beni en çok ''lyon'da düğün'' öyküsü etkiledi.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
Az olan zamanınızdan yararlanın. Tek nefeslik hayat bir daha verilmeyecek, böyle bir anda sevgiyi bulan kişi, onun tadını çıkarmalı. Güzel bir kitaptı tavsiye ediyorummm
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
Büyük bir Stefan Zweig hayranıyım. Bu eserini de yine çok beğenerek okudum. Beğenmediğim tek bir hikâye oldu ama çok da abartılacak bir beğenmemezlik değildi bu.
Lyon'da Düğün 5 adet uzun hikâyeden oluşuyor:
1- Kızıl Hastası
2- Leporalla
3- Korku
4- Benzer- Benzemez Kız Kardeşler
5- Lyon'da Düğün
Aslında hepsi ayrı ayrı da basılmış eserler ve çoğunu zaten bildiğim için kitap daha kısa sürede bitti.
Burada en beğendiğim elbette kitabımıza ismini de veren "Lyon'da Düğün" oldu. Keşke daha uzun olsaydı. Çok etkileyici ve oldukça dramatikti. O mahkûmların bir şeyleri anlar anlamaz el birliğiyle harekete geçişleri, papaz nikah kıyarken herkesin derin bir sessizliğe gömülmesi ve o son sahne... Acımasız ve kaçınılmaz olan, tüylerimi diken diken o sahne. Daha başka ne diyebilirim ki?
Acıların çocuğu Zweig'dan yine bol acılı bir derleme.. Uzun bir süre okumama kararı almama rağmen kitap listemden çıkarmak için okudum; ama bu sefer 'Benzer-Benzemez Kız Kardeşler' ve `Lyon'da Düğün' öykülerini beğendim.
Yine de iki sene ara veriyorum intihara meyletmemek için. Zweig kitaplarının üstüne sigara paketlerinde olduğu gibi ölüm/intihar tehlikesi ibareleri yapıştırılmalı...
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
İlk konu gerçekten etkileyiciydi fakat tadı damakta bırakıyor.diğerleri de biraz daha uzun anlatımlı hikayeler tadında.yine zweıg yine savaş mağduru insanlar ve korkular...her kitabında olduğu gibi..ben bu kitabında içime işleyen pek birşey bulamadım.bulabilen varsa paylaşırsa sevinirim.belki de kaçırdıklarım vardır️
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
Yazarın kitapları kendini okutturuyor ve sanki olayı yaşıyormuş hissi veriyor insana. Yanlız bu kitabında hep bir karamsarlık ve olumsuzluk gördüm. Hikayelerin ölümle sonuçlanması beni üzdü karamsarlığa itti.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
Toplam 4 öyküden oluşuyor: Kızıl, Korku,Benzer benzemez kızkardeşler ve Lyon'da Düğün bu öykülerden 3 ünü daha önce okumuştum bir tek lyon'da düğünü okumamıştım bu öykü yüzünden bu kitabı aldım Stefan Zweig kitaplarında her zaman koşullar ne kadar kötü olursa olsun hep bir umut vardır. Lyon'da Düğün öyküsünde öldürülmeyi bekleyen 2 genç aşığın birbirine olan aşkını konu alıyor....
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Can Yayınları · 201739,1bin okunma
Dikkat spoiler içerir!!
Okumayanlar okumasın incelememi.
Kitap 3 kısacık öyküden oluşmaktadır. Öyküler sırasıyla ;
- Lyon'da Düğün
- İki Yalnız İnsan
- Wondrak
Lyon'da Düğün : Fransa’da savaş döneminde gerçekleşiyor hikayemiz. O dönemde bir çok insan suçlu ya da suçsuz halde idam ediliyor. İdam edilecek insanlar bir mahsende bekletiliyor. Kadere bakın ki nişanlı çiftimizde orada fakat birbirlerinden habersizler. Çünkü nişanlı beyimiz bir askeri personel ve nişanlısı olan hanımefendi nişanlısından haber alamayınca öldüğünü zannediyor ve diğer askerlere baş kaldırdığı için idama mahkum ediliyor. Ama kızın içinde hep bir umut sevdiğinin yaşadığına dair. Neyse bunlar mahsende karşılaşıyorlar yüzlerce insanın arasında sarılıp öpüşüyor hasret gideriyorlar vs vs.. Ve yine kadere bakın ki idama mahkum edilen bir papaz da orada bulunmakta. Nişanlı çifte mahsende nikah kıyıyor ve şahitler tabi ki idam mahkumları. Çiftimiz evlendikten sonra mahsenin küçük bir odası onlara tahsis ediliyor gerdeğe girmeleri için. Çiftin ilk ve son geceleri. Ertesi sabah askerler geliyor ve herkesi idama götürürken kızın başında papatyadan taç kocasının elinden tutarak ölüme değil de düğüne gider bir eda da herkesin şaşkın bakışları altında sonsuzluğa uğurlanıyorlar..
İki Yalnız İnsan : Bu 2. Hikaye yaklaşık 5 sayfadan oluşmaktadır. Aynı fabrika da çalışan ama birbirlerini tanımayan iki insanı anlatıyor hikaye. Hikayede ki erkek karakterimiz ayağı aksayan sakat bir karakterdir. Kadın (kız,bayan,hanımefendi artık siz nasıl adlandırırsanız) karakterimiz ise aşırı çirkindir. Bu özelliklerinden dolayı toplum tarafından karakterlerimiz gerek fabrikada gerek sosyal hayatta dışlanmaktadırlar. Bu iki dışlanan karakterimizin bir araya gelişini anlatmaktadır hikayemiz.
Wondrak : 3. Ve son hikaye. Kitabın
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139,1bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.