Hiç bir zaman beni en çok etkileyen kitap sorusana cevap veremedim, şimdi bu kitaba bunu diyebilir miyim bilmiyorum ama buna en çok yaklaşan kitap olduğunu söyleyebilirim, rahatlıkla. Nitekim bunun en büyük sebebi de baş kahramanımız Marguerite.. Ölecek olması mı yoksa, bunu rahatlıkla söyleyebilirim çünkü kitap ölümüyle başlıyor, gerçekten duyduğu aşk mı onu günahkar sıfatından alıkoymaya yetti, ona verebilecek bir cevabım yok ama hepimizin içten içe merak ettiği ama kendimizi daha saygın hissetmek için yargıladığımız insanlar, elbette hepsi değil bir kaçı, gerçekten bizden daha çok mutlu olabiliyor, daha çok acı çekebiliyor üstelik onların yanlışlarını telafi etme şansları dahi yok ne acı!
Sevdiği adamdan sırf onun etrafındakiler zarar görmesin diye yaşamının son zamanlarında vazgeçen bir kadın, üstelik bundan o kişilerin haberi bile yok, ama yine dehiç kızmadım ona zaten bu kitabı okuyorsanız en baştan tüm önyargılarınızdan sıyrılmanız gerek.
Kitabı şimdi bitirdim içimdeki duyguları yazmaya çalışırken çoğunu az önce tükettiğimi fark ediyorum. Sondaki mektupları okurken hele...
Canım Marguerite sen ve sevgilini her zaman o kırda kendinden kaçmaya çalıştığın zamanlarda hatırlayacağım. Bu aşkı belki yaşamının son yıllarında olduğun için kabul ettin ama o aşk için daha çabuk öleceğini nerden bilebilirdin ki?
Kitap oldukça akıcı ve benim için fazlasıyla gerçekti.Sebebi belki de kahramanımızla aynı yaşı paylaşmam. Bir şans vermenizi tavsiye ederim.