Fransa'dan Türkiye'ye mürebbiyelik için gelen baş karakterimiz Anjel, aslında Fransa'daki yaşamında hayat kadınıdır. Dehri Efendinin Konağında yatılı olarak fransızca dersleri vermek için işe alınmıştır.. Dehri Bey, sert, otoriter ve botanik gibi ilimlere meraklı biridir ve evdeki herkes ondan korkar. Anjel burada kendisini çok utangaç ve masum olarak tanıtır ve Dehri Efendinin konağına yerleşir Lakin, mürebbiyelikten istediği parayı kazanamayacağını düşünen Anjel, konağın erkekleri üzerinden bir plan yapar. Erkeklerle münasebet kurup, onları odasına almaya başlar. İlki Dehri Efendinin oğlu Şem'i, ikincisi Dehri Efendinin kardeşi olan Amca Bey, üçüncüsü ise Dehri Efendinin damadı Sadri Beydir. Bu 3 erkek birbirinden habersiz Anjel'i elde etme mücadelesine girerler. Anjel haftanın her gecesi birini idare etmeye başlar. Fakat bir gün konaktan biri bunu anlar ve olaylar karışır. Dehri Bey bu olaylardan sonra, Amca Bey ve Şemi'yi evin farklı odalarına gönderir. Şemi Anjelin 3ünü birden idare ettiğini anlayıp bu duruma çok içerler ve Anjeli öldürme planı yapar, geceleyin odasına gider ve bıçağı çeker. Odadan erkek sesi duyan Şemi'i dolaptaki erkek dışarı çıkarsa Anjeli öldürmeyeceğini söyler. Dolaptan çıkan erkek ise babası Dehri Bey'dir.
Anlatımı akıcı bir kitaptı, konusu bakımından o zamanlar zengin insanların Fransızca öğrenme modasını, yanlış batılılaşmanın bir aileyi sürüklediği olaylar yumağını içerir. Yer yer komedi unsurları barındıran kitap, sonu tahmin edilebilir şekilde bitti. Hüseyin Rahmi Gürpınar ın da natüralizmden etkilendiği, bu kitabın içindeki unsurlardan da görülebilir.