Yolculukta en sevdiğim şeydir yarım kalan kitaplarımı bitirmek. Günler aylar yıllar da yolculukta bitenler arasında yerini aldı. Kitabımız Çin Edebiyatından bir eser ve duygu yoğunluğu oldukça yüksekti.insan ruhunun derinliklerine inen, yaşamın geçici bir şey olduğunu ve zamanın kaçınılmaz aktığını anlatan bir eser. Her sayfasında, hayatın döngüselliğini, unutulmuş anıların izlerini ve geleceğin belirsizliğini hissettiriyor. Koca bir belirsizlik içinde sayfaları çevirdim, en yoğun hissettiğim duygulardan biriydi. Kitap, aynı zamanda okurunu geçmişle yüzleşmeye, bugünü anlamlandırmaya ve geleceğe dair umut taşımaya davet ediyor. Her zaman bir umut vardır. Zamanın iz bıraktığı her hikaye, yürek burkan bir gerçeklikle anlatılmış ve okurun kendi hayatına dair düşünmesine vesile oluyor. “Günler Aylar Yıllar” okuyanı duygusal bir yolculuğa çıkararak, anıların ve yaşanmışlıkların değerini bir kez daha hatırlatıyor.
Hikaye bir o kadar akıcı, çok az öğe ile bu kadar dolu dolu bir hikaye anlatmak ayrı,
okuru bu kadar kısacık bir hikayede böyle upuzun bir roman okumuş tadı vermek ise ayrı bir başarı. Adını bilmediğim bir ihtiyara ve kör köpeğine ancak bu kadar bağlanabilirdim heralde.
Yaşlı bir adam, kör bir köpek ve bir mısır fidesi nasıl bir hikaye çıkabilir ye düşünüyoruz ama tadına doyamadığım bir hikaye çıkmış ortaya.
#jaguaryayınevi yine yanılmadım ve bu yayın evinden çıkmış her kitabı severek okumaya devam edicem…