İlk kısmını henüz çocuk sayılabilecek bir yaştayken, ikinci kısmını ise olgun diyebileceğimiz bir çağında kaleme alan Topçu'nun bu kitabını, pek çok entelektüel ve filozofun hep bir hülya olarak yaşattığı bir hayali, roman yazma hayalini gerçekleştirmeyi başarması olarak idrak etmek en doğrusu bence. Fakat edebi "biçem" açısından tartışılabilir olsa bile, Reha'nın belli açılardan çok güçlü bir metin olduğu da göz ardı edilemez. Her şeyden önce otobiyografik bir metindir, Topçu ve onun dünyayı anlama biçimi hakkında çok şey söyler. Fikir adamının ruh sancısını canlı olarak aksettirir ve onun dünya ile kurduğu ilişkinin (aslında ilişkisizliğin) mahiyetini tebarüz ettirir. Üstadın biyografisi ile paralel olarak yürütülecek bir Reha okuması, 20. asrın ilk yarısında yaşayan Türk entelektüellerin ve kalem erbabının da genel bir resmini sunabilir. Okunması gerekenlerdendir.