11 Kasım 2014'te de fahri doktora verilmesi vesilesiyle düzenlenen ama katılamadığı Bilgi Üniversitesi’ndeki törene gönderdiği mesajında; “Bizim çağımızda romancıların başları beladadır….. Kitaplarımı okuyan katil olamasın, savaş düşmanı olsun. İnsanın insanı sömürmesine karşı çıksın” demişti.
Evet, Yaşar Kemal iyi bir romancı, iyi bir öykücü, iyi bir folklorcu, iyi bir gazeteci, ama bunlardan daha ötesi iyi bir doğa ve halk sevdalısı bir insandı. Bir keresinde; “Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa, ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım.” demişti.
Büyük usta Yaşar Kemalin Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün üçüncü kitabı Peri Bacaları… Röportajları ve gözlemlerinden derlediği bu kitabında gene 1950’li yıllarda ülkemizi gezme şansı buluyorsunuz. Her zaman ki gibi Yaşar Kemal’in Çukurova’sından yola çıkacak, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki dünyanın en büyük çiftliğine ulaşacak, Van Gölünde kahvaltı yapacak, Ege denizinde süngercilerin dünyasına dalacak, ee yola çıkmışken bir de İstanbul’a uğrayacaksınız.
Gazetecilik Başarı Armağanı'nı kazandığı ve herkesin dikkatini çektiği yazısı 'Dünyanın En Büyük Çiftliğinde Yedi Gün' adlı röportajını okuyunca eminim ki siz de benim gibi şaşıracaksınız.
Her kitabında olduğu gibi yaptığı benzetmeler ve kullandığı imgeler, tanımladığı kokular, sesler, canlı renkler, bitkiler ve kuşlarla birleşerek şiirsel bir dünya oluşturuyor. Yer yer destansı bir havaya bürünen anlatımı Yaşar Kemal’ in en önemli özelliğidir. Gene Anadolu'nun efsane ve masallarında kendinizden geçeceksiniz..