Soğuk bir Aralık sabahı, Seul yakınlarında, deniz kenarına kurulmuş yüksek katlı bir apartmanın çatı katında uyanan Yucin; garip, metalik bir koku alır. Bunun kan kokusu olduğunu düşünür ve kaynağını bulmak için aşağı kata iner. Merdivenlerden indiği sırada kan gölünün ortasında yatan bir kadınla karşılaşır. Bu kadın annesidir.
Yucin yaşadığı şoku atlatamadan, cinayetin ne zaman ve nasıl işlendiğini düşünür ancak önceki gece aklından tamamen silinmiş gibidir. Hatırladığı tek şey bir mırıltıdır: " Yucin, sen... Bu dünyada yaşamayı hak etmeyen bir herifsin."
Ne kadar polislere haber vermek istese de baştan aşağı kanla kaplı olan kendisinden şüphelenileceğini düşündüğü için bu fikirden vazgeçer. Önceki gece neler olduğunu açığa çıkarmak için belleğinin derinlerinde dolaşmaya başlar. Ancak aklına gelen her şey onu umutsuzluğa bir adım da yaklaştıracak ve bir de annesinin günlüğünü bulduğunda işler daha da karışacaktır. Bu günlük geçmişine dair bildiği tüm doğruları yanlışlar niteliktedir. Buna rağmen sonuna kadar gitmeye karar verir.
Bu günlük Yucin'e cehennem kapılarını açarken aile ilişkileri, kardeşleri bağlayan bağlar hakkında bilgi sahibi olacağız.
You-jeong Jeong her haliyle hastalıklı bir katilin psikolojisini bizlere ürpertici bir şekilde anlatmış. Suç kurgusunu edebi anlatımla çok iyi bir şekilde birleştirmiş ve temposu, tekinsizliği, duygusal etkisi romanın sonuna kadar soluksuz devam eden bir roman ortaya koymuş.
Psikopat bir katilin düşüncelerini merak edenlere tavsiyemdir.