Gönderi

7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 67. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 16:19
Yıl 1306 – 1307 Kışı, Robert Bruce krallığını ilan etse de, Kral Edward’dan ağır bir darbe yemiş ve bir dahaki hamlesini düşünmek için saklanmak zorunda kalmıştı. Yapacağı hamle için gerekli asker desteğini bulma görevi de, muhafızların amansız denizcisi Erik “Şahin” Mac Sorley’e verilmişti. Şahin, denizcilik, yüzme ve savaş becerileri konusundaki ustalığının yanında, yakışıklılığı ve yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemesi ile etrafındaki tüm kadınları etkileyen bir çapkın olarak tanınıyordu. Görevinin O’nu sürüklediği Dunluce Kalesi’nde umduğundan fazlasını bulacagını bilmiyordu henüz. Kale’de her yıl 2 Şubat’ta, Deniz Tanrısı Aegir’in şerefine denize giren bakire kızlardan en uzun süre denizde kalan, ‘Buz Prensesi’ tacını giyerdi. Bu yarışı son yıllarda sürekli kazanan kale lordunun kızı Leydi Ellie De Burgh, bu yıl kız kardeşinin ısrarıyla istemeye istemeye katılmıştı yarışa. İşte her şey, Erik, paralı askerlerle anlaşma yaparken yanlış zamanda yanlış yerde bulunan Ellie’nin, Erik tarafından yakalanıp gemiye bindirilmesiyle başladı. Ellie, korsan zannettiği Erik’in babasına karşı kendisini kullanmaması için kimliğini gizleyip, sadece bir bakıcı olduğunu söylemişti. Erik de Ellie’nin kendisini serseri bir korsan sanmasına izin vermişti. Başlangıçta birbirlerinden hoşlanmayan ve uzak duran Erik ve Ellie, kendilerini arayan İngiliz devriye gemilerinden kaçarken sığındıkları adada birlikte vakit geçirmeye başladılar. Aralarında zaten var olan çekim, atışmalarla başlayan, birlikte gezintilere çıkmayla devam eden ilişkileri ile alevli ateşli bir tutkuya dönüstü ve birlikte geçirdikleri sürenin artmasıyla kaçınılmaz olarak yakınlaştılar. Fakat, ikisi de birbirinin kimliği dahil birbirleri hakkında çok az şey biliyorlardı. Erik, Ellie’nin Bruce için yapacağı işleri öğrenmesini engellemeye çalışırken, Ellie de evine dönmek istiyor, Erik’le daha çok yakınlaşmak isterken yakında evleneceği nişanlısına karşı da suçlu hissediyordu. Erik için Ellie’ye karşı hissettikleri o kadar yeniydi ki, kabullenmek istemiyordu. Ellie de bir kez olsun tutkularının peşinden gitmek istiyordu ama, aralarındaki tüm bu sırlar, görevler ve yaklaşmakta olan saldırı zaten bir araya gelmelerini zorlaştırıyordu. Yani ikisi de sonu olmayan bir şeye başladıklarını biliyorlar ve vazgeçmek istemiyorlardı ama, çok geçmeden ayrılmak zorunda kaldılar. Erik ile Ellie için bu ayrılık her şeyin sonu mu olacaktı? Yoksa aşk her sorunun üstesinden gelecek miydi? Serinin ikinci kitabı biraz durgun ilerlese de genel olarak güzeldi. Korsan ve İskoç savaşçı, düşmandan aşka bir öykü en sevdiğim kurgu çeşitlerindendir. Bu kitapta hepsi vardı. Erik muzip çapkınlığı ile sevimli bir serseri olarak okuması zevkli bir karakterdi. Ellie de içine düştüğü en zor şartlarda bile duruşunu koruyabilen güçlü bir leydiydi. Narin olmamasını sevdim O’nun da. Kısaca, bir yönü tarihi gerçeklere dayanan, diğer taraftan da, yolları denizde kesişen iki âşığın yaşadıklarının anlatıldığı bir macera ve aşk kitabıydı ‘Tutsak’. Öyküyü ve yazarın dilini sevdim. Sonuç olarak, biraz daha tempolu bir öykü olsa daha iyi olurdu diye düşünsem de, severek okuduğum bu kitabı, historical türünü seven 18 yaş üstü tüm okurlar da sevecektir diyor, herkese keyifli okumalar diliyorum. Kitaplarla kalın. (alıntı) “Aşk her şeyin mutlu sonla biteceğinin teminatı değildi. Bazen aşk demek, fedakarlık demekti. Sevdiğinin mutluluğunu kendi mutluluğundan önce düşünmek demekti. Bu, ona kavuşamamak anlamına gelse de.”
TutsakMonica McCarty ·  Nemesis Kitap · 2019306 okunma
·
72 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.