Yıl 1306 – 1307 Kışı,
Robert Bruce krallığını ilan etse de, Kral Edward’dan ağır bir darbe yemiş ve bir dahaki hamlesini düşünmek için saklanmak zorunda kalmıştı. Yapacağı hamle için gerekli asker desteğini bulma görevi de, muhafızların amansız denizcisi Erik “Şahin” Mac Sorley’e verilmişti. Şahin, denizcilik, yüzme ve savaş becerileri konusundaki ustalığının yanında, yakışıklılığı ve yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemesi ile etrafındaki tüm kadınları etkileyen bir çapkın olarak tanınıyordu. Görevinin O’nu sürüklediği Dunluce Kalesi’nde umduğundan fazlasını bulacagını bilmiyordu henüz.
Kale’de her yıl 2 Şubat’ta, Deniz Tanrısı Aegir’in şerefine denize giren bakire kızlardan en uzun süre denizde kalan, ‘Buz Prensesi’ tacını giyerdi. Bu yarışı son yıllarda sürekli kazanan kale lordunun kızı Leydi Ellie De Burgh, bu yıl kız kardeşinin ısrarıyla istemeye istemeye katılmıştı yarışa. İşte her şey, Erik, paralı askerlerle anlaşma yaparken yanlış zamanda yanlış yerde bulunan Ellie’nin, Erik tarafından yakalanıp gemiye bindirilmesiyle başladı. Ellie, korsan zannettiği Erik’in babasına karşı kendisini kullanmaması için kimliğini gizleyip, sadece bir bakıcı olduğunu söylemişti. Erik de Ellie’nin kendisini serseri bir korsan sanmasına izin vermişti. Başlangıçta birbirlerinden hoşlanmayan ve uzak duran Erik ve Ellie, kendilerini arayan İngiliz devriye gemilerinden kaçarken sığındıkları adada birlikte vakit geçirmeye başladılar. Aralarında zaten var olan çekim, atışmalarla başlayan, birlikte gezintilere çıkmayla devam eden ilişkileri ile alevli ateşli bir tutkuya dönüstü ve birlikte geçirdikleri sürenin artmasıyla kaçınılmaz olarak yakınlaştılar. Fakat, ikisi de birbirinin kimliği dahil birbirleri hakkında çok az şey biliyorlardı. Erik, Ellie’nin Bruce için yapacağı işleri