Kızıl saçları rüzgârın șiddetiyle yüzüne savruluyor, görüşünü kısıtlıyordu. Yaşların biriktiği gözleri kalabalığın içinde sevgilisinin gözleriyle buluștu, birbirine bastırdığı dudaklarını kıvrılmaya zorladı. Sevgilisi etrafındaki savaşçılar tarafından tutulmuştu. Kendisinin etmesi gereken küfürleri ediyor, yaralı bir hayvan gibi haykırıyordu. Sanki tepeye götürülürken sessizce izlediği anları telafi etmeye çalışıyordu. Fakat hiçbiri onu ve ailesini kurtarmaya yetmiyordu, yetmezdi.
Herkese göre annesi bir cadı, kendisi ve kardeșiyse annesinin şeytandan peydahladıklarıydı. Cadı avında yakalanmışlardı ve bu, ölüm demekti.