Göz göze geldiğimizde düşündüğüm ilk şey "simsiyah" olmuştu. Simsiyah gözleri, karanlığı bile geride bırakacak bir hiçliği barındırıyordu. Gözleri öyle siyahtı ki gür, kısa saçlarının siyahlığını ve teninin rengin soluklaştırıyordu. Kısık gözleri, siyah, uzun kirpikleriyle çevrilmişti. Sert çehresini yumuşatan hafif kepçe kulakları vardı ancak görünüşüne sertlik katan boynundaki belirgin damarlar daha ön plandaydı. Benden büyük duruyordu ama yaşlı değildi. Yirmili yaşlarının sonunda olmalıydı. Dudaklarını aralayıp "Kendine geldin mi?" diye sorduğunda kim olduğunu anladım.
Kollarına düstüğüm adamdı. As.