Serinin ilk kitabını sevince ve yazarın tarzını çok beğenince ara vermeden Tutsak'ı da okudum. Fakat bu sefer esaslı bir hayal kırıklığına uğradım.
Bir kere kitap çok sıkıcıydı. Daha yarısına gelmemişken ben bu kitabı bitirebilecek miyim diye düşünmeye başladım. Ne savaş sahneleri ne de aşk sahneleri heyecanlıydı.
Sonra karakterleri ve yaşadıkları ilişkiyi de sevemedim. 30 yaşına gelmiş bir adamın ne istediğini bu kadar bilmemesi ve son sayfaya kadar (bu arada cidden son sayfaya kadar, son 3 sayfada falan aklı başına geldi) habire kendini kandırması gerçekten bıkkınlık verciydi. Kadın karakterin adamın her kırıcı sözünden sonra artık bu son, artık bu öldürücü darbe deyip her seferinde adamı hop diye affetmesi de sinir kat sayımı arttırdı. Ayrıca bu ikilinin yaşadıkları aşkın samimiyetine de bir an bile inanmadım. Tutkuyu aşk sanan iki insandan öteye gidemediler benim için.
Eğer yazarın ilk önce bu kitabını okusaydım diğer kitaplarını merak bile etmezdim sanırım. Nerede o çok severek okuduğum ilk kitap, nerede bu kitap? Kıyas bile kabul etmez benim için.
Seri iki
Of kitap süperdi bence hiç bitsin istemedim. Erik ve ellie harikaydı
Bir korsan ve tutsağı
Onu gördüğü an hiç birşeye benzetmedi ama yüzünün güzelliği akıllığı ve adam edis tarzına aşık oldu.
Adamın çekici hali ve kendini beğenmiş hali bile güzeldi bana göre kızı sevme hali onunla atışma hali ve onu sevdiğini kabullenis hali
Ah ah monica süper is çıkarmışsin kesinlikle çok beğendim 10/9
Kitabı, yazarın diğer kitaplarına nazaran bir tık daha düşük tempolu buldum. Güzeldi, eğlenceliydi ama her M.M kitabında olduğu gibi kadın karakterin son ana kadar gururunu hiçe sayarak aşkını ilan etmesi, erkeğin son sayfaya kadar (abartmıyorum tam son sayfalarda aşkını itiraf etti) inat etmesi tam bir klasikti. Üstelik kadına aşık olduğunu, kadından hayalarına yediği tekmeyle keşfetmesi baya bi komikti :) Hiç abartmıyorum resmen tekmeyi yediği anda ben bu kadını seviyorum dedi ya :)) herşeye rağmen eğlenceli ve güzel bir kitaptı. Okudum, sevdim. Seriye devam edeceğim.
Monica McCartney ~☆~ Tutsak
Syf 447
Kral ve vatan için verilen acımasız savaşın sesleri karşı kıyılarda yankılanırken , büyük taht mücadelesini tehlikeye atabilecek sırları olan Ellie 'nin
Erik nam-ı diğer Şahin tatlı diliyle kadınları kendine bağlamakta hiç güçlük çekmeyen maceracı, çapkın bir kaptan ve İskoçya'yı fetret devrinden çıkararak taç giyen İskoç Kralı Bruce'un (Robert de Bruce) mücadelesi için adam toplamakla görevli kilit kişidir.
Ellie ise dönemin en önemli kontlarından biri olarak İngiltere kralının yanında yer alan Ulster kontunun büyük kızıdır. Bakirenin dalışı isimli geleneksel bir kutlama esnasında yanlış zamanda yanlış yerde olması dolayısıyla kendini kontun çocuklarının bakıcısı sanan Şahin tarafından alıkonulur.
Daha da ilginci Ellie'nin kız kardeşi Elizabeth aslında Bruce'un karısıdır yani İskoç kralı Bruce onun eniştesidir. Tabii Erik'in kimi kaçırdığı ve düştüğü durumdan haberi yoktur.
Yazar kitabın sonunda birçok tarihi açıklama ve kurguyu yaparken nelerden esinlendiğini açıklamış zaten. Ama ben de kitabı okurken bir yandan tarihi olarak hikayenin seyrini araştırmadan edememiştim. Sürükleyici, ince eleyip sık dokunduğu belli olan ve yazarın çok severek yazdığını da hissettiren bir kitaptı.
İkinci kitabı zar zor bittirdim. Kitaba bir giremedim yani sarmadı beni. Başrol karakterimiz Erik kendisini hiç sevmedim , hiç bir gideri yoktu, sinir olduğum kadın karakterler aynıydı valla, gereksiz şakaları filan hiç çekiçi gelmedi , insan biraz ağır olur ya hadi o halin bir maskeyse bir alt yapıda bir şeyden dolayıdır. Oda yoktu hiç bir ciddiyeti olmayan( güya görev bilinci varmış) herşeyi şakaya vuran bir tip , aşık olduğuna bile inanmadım ki son sayfada anladı zaten orda kızın kalbini kırdı , daha öncesinde yaptı bunu tabikide. Kız karaktere gelirsek tek sorunu bu mal adama aşık olmak ve iki dk herşeyini affetmek...
Seri olduğundan okuduk. Tavsiye gelirsek bilemedim okuyun geçin , siz seversiniz belki
Yaa Erik e aşık olmamak mümkün değilki adam beni bile çok etkiledi:)Okuduğum en tutkulu ve en harika kitap ama kitabın kapağı olmamış kız yetersiz kalmış:)
Keşke daha önce başlasaydım bu seriye ya. Çok beğendim. Böyle kalın kalın görünüyor ama ben özellikle içerdiği tarihi ayrıntıları çok beğeniyorum. Kadın karakterler fazla gıcık ama olsun. Umarım serinin diğer kitapları da ilk iki kitap kadar iyidir.
Özgürlük savaşının kuralsız denizcisi Erik MacSorley denizcilikte ne kadar iyiyse kadınlar konusunda da öyledir. Ona karşı koyabilecek bir kadınla henüz tanışmamıştır. Ta ki suyun içinden yarı çıplak çıkan gizemli bakıcı kadına kadar... Fakat bakıcı kadın diye tanıdığı bu kızı yanına aldığında onun İrlanda'nın en büyük asilzadelerinden biri olan Leydi Elyne de Burgh olduğundan habersizdir. Koruması gereken sırlar tehlikedeyken ve onurunu ortaya koyduğu bir savaştayken düşmanla tutku oyunu oynamak tehlikelidir.
"Neden senin bir şeyden asla vazgeçmeyeceğin izlenimine kapılıyorum?"
"Vazgeçmek kanımda yok. Ben Kuzeyliyim. Bas roimh geill." Ölmek var, dönmek yok.
Yazarın okudugum üçüncü kitabı ben anlatımını dilini sevdım neyı var neyı yok okurum sanırım :=)) En sevdıgım şeyler hep var oncelıkle kızlar salak degıl erkek ve kadının agzından yazılan bolumler var karsılıklı erkek karakterler cok okuz laf anlamz değil :P tarıh var ama ayarı tam gayet yerınde kı sahsen İngıltere ve İskoc tarıhını sevdıgım ıcın asırı bılındık konular :D
Seri kitapların devamını okumaya devam :))))
Tarihi...
Romantizmi...
Savaşmayı...
Eğlenmeyi...
Doyasıya yaşayıp güzel vakit geçirmek isteyen herkes okumalı...
Teşekkürler Monica McCarty ....
Toronto'da doğdu.mezun Downingtown Lisesinden mezun oldu ve 1995 yılında New York Üniversitesinden mezun oldu.2000 yılından 2005'e kadar, Shepard Time,Inc. Özel Yayıncılık çalıştı ve kurumsal müşteriler için yaşam tarzı dergileri üretti. 2002 yılında ve 2005 yılında kendi kitaplarını yazmaya başladı.Prettey Little Liars ve Yalancılık Oyunu adlı eserleri televizyon dizisi haline getirilmiştir.Shepard şu anda Pittsburgh içinde yaşamaktadır.