Selamlar...
Son zamanlarda neden bir incelemem yok diye sormuşumdur kendime hep. Sonuna kadar incelenmesi gereken dolu dolu ve bir o kadar da kaliteli bir kitap incelemesiyle geldim:)
Tabiki incelemem bireysel, yoruma açık. Eksik yazar mıyım düşüncesiyle inceleme yazmayacağım. Tamamen kendi bireysel bilgi birikimimle yazıyorum, herhangi bir hata ve yanlışlık varsa da şimdiden kusura bakmayın:)
Bu gibi konularla ilgilenenler için kesinlikle okunması gereken bir eser.
Ebru 'ye teşekkür borçluyum bu özel öneri için:)
Yazarımız Marksist ünlü tarihçi Neil Faulkner.
Öncelikle Marx'ın Yabancılaşma ve Freudyen Teorileri (Libido) ile başlayan ve bunu toplumsal, bireysel açıdan harmanlayarak Marksizm'in bireyde ve topluma etkilerinden ve Freud'un çocukluk dönemindeki cinsel gelişim evrelerine dayanan yaklaşımları kitabın önemli bir kısmı.
Üreme evresinden önceki anal, oto-erotik, narsisistik evreye gerilemeyi içeren ve bunun bireyde faşizme yol açan, bireyden yola çıkıp topluma etkileri açısından otoritenin ve özgürlük korkusuyla bunu toplumsal, bireysel faşizm düşüncesiyle güncel bir analiz açısından bakılması gereken önemli bir yorum kitabı olarak kütüphaneme ekledim...
İncelemede yer yer Marx- marxsizmin(Yabancılaşma Teorisi) faşizm ve birey üzerinde önemli etkilerine yer vereceğim ama benim asıl üzerinde durmak istediğim nokta Freud ve kitabın da önemli bir kısmını kapsayan "Libido" konusunun kısaca öneminden bahsedip, adım adım bitirmek istedim.
Kitaptan şu iki soruyla ile devam etmek istiyorum:
"İnsanlar neden kölelikleri uğruna adeta kurtuluşlarıymış gibi savaşırlar?"
Veya Wilhelm Reich gibi sorarsak,
"Ne türden bir ruhsal rahatsızlık, faşist zihniyete yol açar?"
Aslında bu iki sorunun cevabını şöyle yorumlamak istiyorum. Kapitalizm'in bireyde ne kadar yıkıcı ve bir o kadar sahte bir benlik yarattığı konusunda sık sık bir kaç sohbet ettiğim insanla konuşma fırsatı bulmuştum.
Erich Froom "Özgürlük Korkusu" kitabında şöyle der:
"Modern bencillik, gerçek benliğin hayal kırıklığına uğramasından doğan ve nesnesi toplumsal benlik olan bir açgözlülükten ibarettir."
Aslında bu sahte benlik Freud'un bebeklik teorilerinden başlayıp, toplumun bireyler üzerinde tetikleyici ve yalnızlaştırma etkilerinin o kadar önemli bir sonucu ve sorunu ki... (( Freud, bebeklik döneminin bu gibi durumlarda önemini öyle bir vurgulamıştır ki ve bunu şöyle anlatmış, bireysel otoritenin, bebeklik narsizmin bu dönemde başladığını öne sürmüştür. Bebek yakınlık arzusuyla hiddetlenebilir, meme ucunu ısırma, yumruk benzeri hareketleri ile annesiyle fiziksel bir etkileşimde bulunur. Ve bunun oto- faşist, narsistlik açısından ilerleyen yıllarda bireyde böyle kişilik oluşması açısından değerlendirmiştir.))
Freud-Libido teorisi kısaca, dürtülerin bireyin toplumsal açıdan değerlendirilmesi bakımından önemi kitapta olduğu gibi büyüktür. Bebeklik duyguları basit ve dürtüsellik bakımından bebeğin, anne ile fiziksel bağının ve kısmi olarak babanın da buna müdahalesiyle ilişkinin topluma mal olmuş dürtülerin ilerleyen yıllarda kişi üzerinde olabilecek oto-erotizm, otorite, narsizm düşünce eğiliminde var olmasına sebebiyet veren teorisi diyebiliriz.
İşte tam burda asıl faşist duyguların önemli bir yeri oluşmaya başlar bireyde. Bunu sadece bebeklik, yaşantıya, aileye ve Freud'un teorilerine bağlamak her ne kadar doğru olsa da bir yerde eksik kalacaktır. Faşizm içgüdüsel bir tepkinin sonucu ilerlemeye devam etmiştir. Teori çok yoğun ve kitapta okunma olarak en ağır kısım burası diyebilirim.
"Faşist Yalanların Kısa Tarihi" kitabında da destekleyici şöyle bir cümle geçer:
"Faşizm gerçeği değiştirerek gerçeklik haline dönüştüren ve böylece sürekli olarak yinelenen bir fanteziydi."
Marx'ın da bu konuyla ilgili cevabı ise; bilimsel psikoloji ve psikinaliz dışında, kitle psikolojisinden yola çıkarak bireyde bu gibi(otorite, narsistlik) incelemeler ve bu sürecin birey üzerinde etkilerini Hegel'in diyalektik yani akış-döngüsellik yorumunun ne denli önemli bir etkiye sahip olduğunu bir kez daha bu kitap sayesinde görmüş olduğumu söylemek isterim.
Faşizm toplumsaldır ve bu düşüncenin bu kitapta da keza farklı farklı noktalarda Erich Froom olsun Marx- Marksizm olsun desteklendiğini bir kez daha görmüş oldum.
Neden toplumsaldır diye bir soru soracak olursak?
Şu bir gerçek ki faşizmin bir bireyde bir düşüncede kendiliğinden veya birisinden görme dışında mutlaka köklerde bir yerlerde görülmüştür düşüncesiyle toplumun bu düşüncelerin varoluşu için ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğunu göreceğimizi düşünüyorum.
İncelemeyi kitaptan şu cümlelerle bitirmek istiyorum:
"Umut, sınıf mücadelesindedir. Kapitalizm evreninde yaşanan zihinsel ıstırabı sona erdirmek, yani narsisizme, otoriterliğe ve faşizmin kitle psikolojisine yol açan toplumsal koşulları ortadan kaldırmak için müşterekleri yeniden halka vererek, iktisadi ve toplumsal yaşam üzerinde demokratik bir denetim kurarak, doğa ile toplum arasındaki metabolik kopuşu tedavi ederek yabancılaşmanın üstesinden gelmek zorundayız. Sevgi ile emeğin işbirliği, dayanışma ve özgürlüğe dayanan- yeni topluluklarda çiçek açabileceği bir dünya yaratmak zorundayız. Ne var ki bu dünyayı yaratma mücadelesine -yani şimdi ve burada adaletsizliğe karşı verilen mücadeleye; uzun vadede kızıl-yeşil bir devrim uğruna verilen mücadeleye; uzun vadede dönüşmüş bir dünya uğruna verilen mücadeleye,
birbirimize yabancılaşmamızın üstesinden gelme ve toplumsal denge ile ruh sağlığını yeniden kurma süreciyle başlayabiliriz."