Gerçekten “Söyleyecek Bir Şey Kaldı Mı Ki?”
Yan Lianke’nin okuduğum ilk kitabı olan Güneşin Öldüğü Gün Yan Lianke dünyasına adımlamamdaki en güzel seçimlerden biri olabilir. Kitap hakkında tonlarca şey yazabilir ancak yazdıklarım yetersiz kalır gibi hissediyorum. Kitabı okuduğum gibi inceleme yazmaya oturdum ve hala o son sayfaların etkisi altındayım.
Kitabın konusunun eşsizliği, alegorik mesajlar, sosyal eleştiri ve yazarın kalemi o kadar güzeldi ki kitabı resmen bitmesin diye yavaş okumak istedim ancak yazarın cümleleri ve kitabın konusu sizi öyle bir alıp götürüyorki elli sayfa mı okumuşsunuz yoksa yüz sayfa mı okumuşsunuz farkına varamıyorsunuz.
Ayrıca yazarın kitaba kendini yan karekter olarak yazması, kendi yazdıklarını eleştirmesi o kadar hoşuma gitti ki sanırım Yan Lianke tek bir kitabıyla favori yazarlarım arasında olmaya yer kazandı.
Kitabın başından beri distopik olduğunu melankolik ve karanlık olacağını biliyordum ama yine de bu kadar etkisi altında kalacağımı tahmin etmiyordum özellikle kitabın sonlarına doğru “Artık güneş doğsun lütfen.” Nidalarımın aniden “Hayır böyle doğmasın!” Dinalarıma dönüştüğü sayfaları uzun bir süre atlatamayacak gibiyim, ağladım;ağlattı.
Sonsöz: “Söyleyecek Bir Şey Kaldı Mı Ki?”