Sevgi Mektupları
Puan vermedi·192 syf.··
2024 10. kitabı
·
134 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 01:40
“Yumulmaya uğraşma ey gül, gonca olamazsın artık.” Şu an incelemesini okuduğunuz bu kitap, benim için öylesine bir kitap değil.. Kitabımın beni bulduğu gün, bambaşka bir öneme sahip benim için.. Beni az çok tanıyanlar, Yavuz Bülent Bâkiler’e olan hayranlığımı ve şiirlerine olan tutkumu bilir, her mısrada kendimden bir parça buluşuma şahittir. Bir gün önünden rastgele geçtiğim öylesine bir sahafın rafında parmaklarımı dolaştırırken, henüz kendisiyle tanışamadığım canım şairimin imzalı kitabı buldu beni.. Hem de dağbaşı yalnızlığı çektiğim, taş duvarlara sitemler ettiğim bir ânda. Asıl şaşırdığım nokta, imzaladığı kitabı hiçbir isme ithaf etmemiş. Sanki en başından beri beni bekliyormuş gibi, kitabın sahibi benmişim gibi.. Bu umulmadık tesadüfümü tevâfuk olarak adlandırdım ve kitabımı okumaya başladım.. Üstadımın, ölümüne kadar yanında olduğu Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın eşine yazdığı mektupların derlemesinden oluşan bir kitaptı. Yavuz Bülent Bakiler, mektupları derlemeden önce Arif Nihat Asya hakkında öyle güzel şeyler yazmış, öyle güzel anektodlara yer vermiş ki.. Eşi Servet hanımefendiyle de güzel bir röportaj yapmış ve mektuplara geçmeden Arif Nihat Asya’ya dair zihnimize bir çerçeve çizmiş. Ben şahsen eşine böylesine hayran bir kadının röportajıyla mektuplara girizgah yapılmasına çok sevindim.. Mektuplara gereken değeri verebilmek, o aşkı derinden hissedebilmek için mürekkebin kağıtla buluşma sebebi olan hanımefendinin, merhum eşi hakkındaki cümlelerini duymak beni bir hayli mutlu etti. Bu aşkın Servet Hanımda vücut buluşunu, 97 mektubun tekini dahi kaybetmeyip 67 yıl saklamasında görebiliriz. Ya da “Arif, gittiği her yerden şiirle dönen bir adamdı” diyişlerinden sezebiliriz. Aşkı başka başka şairlerden, yazarlardan dinlemeyi severim. Çünkü aşkın hiçbir tanıma sığmadığını ve herkesin kendince bir ifade edişi olduğunu bilirim. “Başka dudaklarda manasız kalan türküler, senin dudaklarında beni hayata çağıran ses oldu.” demiş Arif Nihat Asya. İşte bazen aşk böyledir. Bazen bir kelime sırf sevgilinin yüreğinden döküldü diye sevilir. Bazen bir müzik, yârin dudaklarına değdi diye gönülde nağmelenir. Bazen bir şiir, onun gözlerinin izi var diye ezberlenir. Üstad bir mektupta “Bense senden ümidimi kestiğim karanlık günlerde seni unutmak için gittiğim uzak-yakın yerlerden daima seninle daha dolu döndüm.” demiş. Cümleyi okuduğum an yarım kalmış aşkın içimdeki sürgünü karşıladı beni. Yıllarca beynimde yankılanan o mısranın ayak ucuna kıvrıldım. Hani demişti ya şairim o malum şiirinde; “Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle Ama her defasında geri döndüm seninle.” İşte bu dizenin düz yazı olup vücut bulmuş haliydi Arif Nihat Asya’nın o cümlesi. Yine bambaşka bir mektupta da “Seni unutmak için çabaladığım günler olduğunu, fakat içimde daima seni bulduğumu bilmen lazım gelir.” demiş. Bu iş hep böyle midir, yeminlerle kaçılan sevdalardan çaresiz, yalınayak geri mi gelinir? Arif Nihat Asya, bir mektupta da şu cümlelerle buluşturmuş sevdiğini; “Hep seni düşünüyorum, burda eğilmiş bir şey yazmıştı diyorum, şurada kokusunu göğsüme öyle doldurmuştum ki hala çıkmadı ve çıkmayacak diyorum..” İşte bazen de hayat böyledir, mekânlar mekîn ile bir olur. Kimsenin umrunda olmayacak insanî bir hareket dahi, sevgili yaptı diye anlam bulur. Ve insan sevince bazı isteklerle dolup taşar içi, tıpkı Arif Nihat’ın bir mektubunda dediği gibi; “Ben mektupların arkasından yazan elin sıcağını elimde duymak istiyorum.” Cümleyi okur okumaz yüreğimden vuruluyorum, bir zamanlar yandığıma değmeyecek bir kıvılcım için o sıcağı hissedebilme çabama sarılıyorum.. İşte, insan sevince, herkesin boğulacağından emin olup dile getirdiği o denize koşar adım giderken, Musa’nın asasıyla yarılan deniz gibi kurtuluşa koşabileceğini sanıyor. Hep bir mucize olsun istiyor, çırpınmadan edemiyor.. Ve sonunda boynu yine bükülü kalıyor. İnsan, “Söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak istiyor” Kitap beni bu kadar etkilemişken neden böylesine uzun bir sürede okuduğum da can acıtıcıdır. Arif Nihat Asya’nın mektuplarına sürekli karşılık aramasını, lütfen sen de bana yaz diyişlerini fazlasıyla içselleştirip okumaya ara verdiğim zamanlar olmuştur.. Üstadım bir de mektuplara geçmeden “İnanıyorum ki sevgi mektuplarını okuyup bitirdikten sonra kitabı kapayıp kaldıramayacaksınız. Ve herhalde siz de benim gibi kendi kendinize soracaksınız: Acaba bugünki delikanlılar arasında aşkı böylesine yazan kaç kişi vardır? Ve genç kızlardan kaç kişi böyle zarif mektuplarla kanatlanmışlardır?” demiş. Soruyorum kendime, böyle zarif sevilir miyiz diye.. Sanmam. Kitabın sonunda yine sıcak inciler süzüldü yanağıma, Yavuz Bülent Bakiler’in, üstadın son demlerinde yanında oluşundan söz etmesiyle bitirilmiş. Şairimin kaleminden çıkıp gözlerimi doldurmayacak bir satırın olmayışından mıdır, ölümün sessiz çığlığını yansıtışından mıdır bilmem, bu dünyadan bir Arif Nihat Asya geçti dedirtti bana… Bundan böyle tertemiz sevdasıyla da kalbimde yer edecek Bayrak şairimiz… Rahmet olsun Arif Nihat Asya’nın Sevgi Mektupları Yavuz Bülent Bâkiler
Arif Nihat Asya’nın Sevgi MektuplarıArif Nihat Asya · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2001224 okunma
·
514 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle Ama her defasında geri döndüm seninle." Fikrimce , şairimiz asıl kaçışın sevgiliden değil de insanın kendisinden , alışık olmadığı bu hâlinden, kaçmak olduğunu fakat bu çabalayışın her seferinde yenilgiyle sonuçlanışını üstüne üstlük sevgiliye duyulan aşkın daha da körüklenip içinden çıkılamaz bir hâle gelmesini bu dizelerle bize beyan etmiştir. Ve yine aynı onulmaz yaraya bir başka dizeleriyle şöyle vurgu yapmıştır. "kaçtım memleket memleket kurtulamadım, peşime düştü gözleri." Vesselam..
Fadime Zengin
Gönderi Sahibi
Canım şairimiz bu konuya hitaben bir diğer şiirinde de “Anladım faydası yok uzak kalmanın artık Seni kader çizgisiyle alnıma yazan Hak’tır” diyerek aslında ne kadar kaçarsak kaçalım kaderimizden bir milim uzaklaşamayacağımızı da belirtmiştir. Onulmaz, sarılmaz yaramızın dermanı aslında ciğerimizi söküp atan o sevdaya sıkı sıkıya bağlanıp Rabbimize teslim olmaktır.. Şairimizle bir gün tüm bunları diz dize konuşabilmek duası ile..🥀