Türkiye'nin ilk estetik ameliyatı: 29 Ekim 1923
Puan vermedi·223 syf.··
2024 95. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 23:40
Bu yeni oluşumu tanımlayan vektör kudret, birlik, devlet kurucu dirayet ve özgüven gibi bütün olumlu erdemleri kapsayan lekesiz bir etnik mirastı. O mirasın adı: Cumhuriyet. Modernlik sırtındaki modernleştirmeci yükten kurtulacaksa, atılması gereken adım yurttaşlık haklarını ve hukukun egemenliğini getirecek olan siyasal liberalleşmedir. Modernleşme vaatlerinin yaşamın bütün alanlarında yerine getirilmesi, Aydınlanmanın özgürleşme ideallerinin gerçekleşmesi ve bireysel özerkliğin elde edilmesi için yurttaşlık haklarının eksiksiz kurumlaşması gerekir. Yerli kültüre ve onun cemaatçi tercihine özgü ataletin üstesinden gelmek ancak o zaman öngörülebilir. Ama özerk bireylere ait kamu alanının serpilip gelişeceği hukuki ve siyasi koordinatların hazırlanması için önce ölüm döşeğindeki devlet geleneğinde köklü bir ameliyata girişmek gerekir. O ameliyat işte o gün gerçekleşti: 29 Ekim 1923'te. O ameliyatın doktoru da: Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Atatürk'ün bireye özellikle de Türk kadınına verdiği hak ve özgürlüklerin yanısıra bireye kazandırdığı bir çok medeni biçim vardır. Kravat takmak, yemeği çatalla yemek, tıraş olmak, tiyatroya gitmek, el sıkışmak, dans etmek, dışarıda şapka giymek ve yazıyı soldan sağa doğru yazmak ilerici ve uygar bir kişiyi belirleyen davranışlardan bazılarıdır. Bütün bunlar sadece zevklerin değil, elle yemek yeme gibi eski alışkanlıkları sağlığa aykırı hatta itici bulmaya, eski saygı kurallarını “medeniyetsizlik” saymaya yol açabilecek bir değer hiyerarşisinin yeniden biçimlendiğini göstermekteydi. youtube.com/shorts/GFvBJDGQ... şu çocuk muhtemelen bu videonun çekildiğinde taş çatlasın dört yaşındadır. Kaşığı tutuş şekline ve yemek yiyişine bakın. youtu.be/Pfoz4_RJx1k?fea... bu da arapların yemek yiyişi. Medeniyetin yemekten daha temel bir ihtiyaç olduğunu şu videolardan anlıyoruz. Peki bu ameliyattan sonra hastanın ayağa kalkması ve toparlanması nasıl oldu? Pek çok fabrikalar kuruldu, yeni ekonomik sistem belirlendi? Bunların artıları neler, eksileri neler? Bu ülkenin kaymağını kimler yedi? Türk burjuvazisinin “küreselleşme”yi seçmesi, Batı’yla bağlantılı görülen bazı normların benimsenmesini de gerektirmektedir. Aslında bu son nokta, devlet kadroları, yani tepeden inme modernleştirmenin eski savunucuları arasında bir bölünmeye yol açmıştır. Türkiye’nin Avrupa’daki çeşitli uluslararası örgütlerle, özellikle de Avrupa Birliği’yle ilişkileri 1990’larda Batılılaşma hedeflerinin açıkça ilan edilmesini gerektiren bir dönüm noktasına vardı. Bu forumlar yurttaşlık hakları ve siyasal haklar alanındaki reformları uygulamak için koşulların henüz olgunlaşmadığına ilişkin mazeretleri artık kabul etmek niyetinde değildi. Dolayısıyla bireysel özerkliğin hukuki temellerini atmayı reddetmenin jeokültürel “Avrupalılık” iddiasından vazgeçme anlamına geleceği açıkça görüldü. Dolayısıyla siyasal elitin bir kanadı burjuvaziyle (ve bazı aydınlarla) ittifaka girdi, herhangi bir politikanın hukuk düzeni ve yurttaşlık haklarını temel alması gerektiğini savundu. Türkiye'de burjuvazinin hakimi olan gruplar kimlerdir? 1- Osmanlı'dan kalan toprak sahipleri (hanedan mensupları hariç) 2- Milli burjuvazi (Fabrika sahipleri, özel teşebbüscüler) 3- Siyasal islamcılar 4 - Beyaz Türkler 5 - Yahudiler 6 - Masonlar 7 - Ermeniler 8 - Aşiret ve toprak ağaları (Çoğunlukla Kürtler) Açıklamalı: 1- Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Türkiye Cumhuriyeti toprak reformları ve diğer düzenlemelerle büyük toprak mülkiyetini yeniden dağıttı. Ancak, Osmanlı döneminden kalma hanedan mensupları dışında da büyük toprak sahipleri hala bulunabilir. Cumhuriyet dönemi boyunca çeşitli büyük toprak sahipleri, özellikle Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerde tarım arazilerinin genişliği ve verimliliği nedeniyle büyük toprak mülkiyeti daha yaygındır. Özellikle: 1. Ege Bölgesi: İzmir, Manisa, Aydın gibi iller, tarımın yoğun olduğu ve büyük toprak sahiplerinin bulunduğu bölgelerdir. 2. Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin gibi iller, tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu ve geniş tarım arazilerinin bulunduğu bölgelerdir. 3. Çukurova: Adana ve Mersin illerini kapsayan bu bölge, verimli tarım arazileriyle bilinir ve burada da büyük toprak sahipleri bulunabilir. Toprak mülkiyeti, özellikle bu bölgelerde, tarımın ve hayvancılığın ekonomik önemine bağlı olarak yoğunlaşmıştır. 2- Koç, Sabancı vs. 3- Siyasal İslamcı burjuvazi, İslam'ı kullanarak zenginleşmeyi çeşitli yollarla başarmıştır: 1. Siyasal Güç: Siyasal İslamcı partilerle ilişkilerini kullanarak devlet ihale ve teşviklerinden yararlanmışlardır. 2. Dini Söylem: İslami değerleri vurgulayan söylemlerle halkın güvenini kazanarak geniş bir müşteri kitlesi oluşturmuşlardır. 3. Bağış ve Yardımlar: Dini vakıf ve dernekler aracılığıyla topladıkları bağışları ve yardımları ekonomik yatırımlara dönüştürmüşlerdir. 4. Medya ve Eğitim: İslami medya ve eğitim kurumları kurarak hem ideolojik hem de ekonomik kazanç sağlamışlardır. 5. Ağ ve Dayanışma: Dini cemaat ve tarikat ağlarını kullanarak iş dünyasında güçlü bir dayanışma ve işbirliği ağı oluşturmuşlardır. 4- "Beyaz Türk" terimi, Türkiye'de seküler, Batılı yaşam tarzına sahip olan, genellikle şehirli, iyi eğitimli ve ekonomik olarak varlıklı olan bir sosyal grubu tanımlamak için kullanılır. Bu grup, modern ve laik bir dünya görüşüne sahiptir. 5- Evet, dünyada Yahudi Türkler bulunmaktadır. Türkiye'de yaşayan Yahudi topluluğu, Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu yana varlığını sürdürmektedir. Bugün de Türkiye'de bir Yahudi nüfusu mevcuttur ve bu topluluk, Türk Yahudileri olarak bilinir. Türkiye'de yaşayan Yahudiler genellikle Ladino (Judeo-İspanyolca) ve Türkçe konuşurlar. Bu topluluk özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük şehirlerde yoğunlaşmıştır. 6 - Bugün, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Eskişehir, Denizli, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Antalya, Çeşme, Fethiye'de 200'ün üzerinde Locasında çalışan 14.000 üyesi ile Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası; geleneksel, düzenli Masonluğun Türkiye'deki tek temsilcisidir. 7- İstanbul'da yaşarlar. Çoğu zengindir. 8- Toprak ağası Kürtler, özellikle 19. ve 20. yüzyılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geniş topraklara sahip olan ve bu topraklarda yaşayan köylüler üzerinde önemli bir nüfuzu olan kişilerdir. Toprak ağalığı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ortaya çıkmış ve Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Toprak ağalarının özellikleri ve rolleri şu şekildedir: 1. Toprak Sahipliği: Toprak ağaları, geniş toprak mülklerine sahip olan kişilerdi. Bu topraklarda çalışan köylüler, ağalara belirli bir miktar ürün veya para ödemek zorundaydı. 2. Sosyal ve Ekonomik Güç: Toprak ağaları, sadece ekonomik olarak güçlü değil, aynı zamanda sosyal olarak da büyük bir nüfuz sahibiydi. Köylülerin yaşamlarını, evliliklerini ve hatta sosyal ilişkilerini bile etkileyebilecek bir güce sahiptiler. 3. Feodal Yapı: Toprak ağalığı, feodal bir yapının önemli bir parçasıydı. Bu sistemde, köylüler toprağı işleyen ama sahip olmayan bir konumdayken, toprak ağaları toprakların sahibi ve yöneticisiydi. 4. Politik Güç: Birçok toprak ağası, yerel ve ulusal düzeyde politikada da etkili olmuşlardır. Bölgedeki siyasi dengeleri kontrol edebilmiş ve hükümetlerle yakın ilişkiler kurabilmişlerdir. 5. Eğitim ve Sağlık Hizmetleri: Bazı toprak ağaları, köylüler için eğitim ve sağlık hizmetleri gibi sosyal hizmetler sunmuşlardır. Bu, onların köylüler üzerindeki etkilerini artırmalarına yardımcı olmuştur. Toprak ağalığı, modern tarım politikaları ve reformları ile zamanla zayıflamış ve yerini daha modern tarım uygulamalarına bırakmıştır. Ancak, toprak ağalarının sosyal ve kültürel etkisi bölgede hala hissedilmektedir. Doğu Anadolu’daki kırsal kadınları daha da marjinal bir alana sıkıştırmış olabileceğini ileri sürer; zira bu kadınların modern devlet kuramlarına ulaşmasına erkekler aracılık etmektedir, erkekler ise bu konuda aşiret reisi, toprak ağası ya da tarikat şeyhi gibi daha nüfuzlu kişilerin aracılığına bağımlıdır. Demokrat Parti Dönemi ve mimaride antimodernleşme "Bir insan hem Atatürk'ün yanında yetişip hem de nasıl ondan az biraz feyz almaz?" sorusunun ana öznesi olan iki şahıs varsa bunlar hiç şüphesiz ki biri İsmet İnönü diğeri de Adnan Menderes'tir. Sorunları çözebilmek ve kentlerin imarını demokratik süreç içinde bir siyasal yatırım olarak kullanmak isteyen Adnan Menderes’in 1957-1960 arasında İstanbul ve Ankara’da uyguladığı imar operasyonlarıyla Türkiye ilk kez modernleşmenin yıkıcı yönüyle karşılaşmıştır. Demokrat Parti döneminde (1950-1960), kentleşme sürecinin hızlanmasıyla birlikte birçok tarihi eser maalesef tahrip edilmiştir. Bu dönemde, hızlı nüfus artışı ve şehirleşme ihtiyacı nedeniyle, antik yapıların yıkılması ve tarihi dokunun bozulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Şehir planlamasında koruma alanlarına yeterince önem verilmemesi, tarihi eserlerin yok olmasına neden olmuştur. Kentleşme politikalarının eksiklikleri, birçok tarihi eserin kentleşme adına kurban edilmesine yol açmıştır. Özellikle arkeolojik sit alanları, altyapı projeleri için göz ardı edilmiş ve modern yapılarla yer değiştirmiştir. Bu dönemde, restorasyon ve konservasyon çalışmalarının yetersizliği, kültürel mirasın korunmasını zorlaştırmıştır. Tarihi eserlerin korunmasındaki başarısızlık, Türkiye'nin kültürel ve tarihsel mirasının büyük bir kısmını kaybetmesine neden olmuştur. Kentsel gelişim adına yapılan bu tahribat, kültürel erozyona ve kimlik kaybına yol açmıştır. Demokrat Parti dönemindeki bu kentleşme politikaları, günümüzde hala tartışılmakta ve geçmişten ders çıkarılmamaktadır. Bunun yanı sıra toplumdan topluma değişiklik gösteren milliyetçilik ve kültür tanımlarını, ülkenin müzikte ve sanatta göstermiş olduğu kültürel değişimleri bu kitapta okuyacaksınız. Kitap bu meselelere farklı perspektiflerden bakan sosyologların makalelerini içeriyor. Bu kişilerin içerisinde kimi milliyetçi, kimi sosyal demokrat, kimi İslamcı, kimi Kürtçü, kimi feminist, kimi marksist. Okurken neyin doğru neyin yanlış olduğuna vicdanınızla karar verirsiniz. İncelemem için kullandığım kaynakça: Wikipedia, Kitabın kendisi
Tarih
Türkiye'de Modernleşme ve Ulusal KimlikKolektif · Tarih Vakfı Yurt Yayınları · 201412 okunma
·
156 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.