Orestes'in sürgün hayatı hiç görmediği Kral babasının öldürülmesi ile başlar. Babasını bizzat Kraliçe olan kendi Annesi öldürür ve onun yerine Kral olması için aşığı Aigisthos'u çağırır. Oreestes krallığa bir tehdit olacağı için Ablası tarafından Lalası ile birlikte Phokis'e Kral Strophios'un yanına gönderilir. Stophios Orestes'i güzel karşılar kendisi ayrıca Orestes'in Halası ile evlidir. Orestes Stophios'un sarayında bir kral çocuğu gibi eğitilerek büyür. Kendi sarayından ayrılmadan önce ablasına verdiği İntikam sözü ile yaşar. Zamanı geldiğinde Mykenai'ye Krallığını geri almak için geri döner. Dönmeden önce Rahiplere Tanrıların izni olup olmadığını sormak için tapınağa gider, rahip ona "Ölüler hiç susmuyor, boyuna konuşuyor. Eski kana Yeni kan istiyor." der. Bunun üzerine önce Annesine sonra da Aigisthos'u öldürür. Ama işler hiç de düşündüğü gibi ilerlemez ve başına gelmeyen kalmaz. Annesine öldürdüğü için lanetlenir ve annesinin öç cadıları ona musallat olur. Annesinin öç cadıları, Erinysleri görüyordu ve Tanrılar tarafından lanetlendiğini biliyordu.
Bu sefer Tanrı Onun Tauris'e gitmesini istiyordu, Engin bir denizi aşınca Hellespontos'u ve Bosphorus'u geçecekti daha sonra karşısına yine büyük bir deniz çıkacaktı onu da aştıktan sonra ancak Touris'e ulaşabilecekti, oradan tanrıça Artemis'in tapınağından tanrıçanın tahta heykelini alıp Atina'ya götürüp teslim etmesini istiyordu.
Üstelik Saray'da Kral olmasını kabul edenler kadar etmeyenler de vardır ve bu birçok sorun yaşamasına neden olur hikayenin bundan sonrası gerçekten çok aksiyonlu ve heyecanlı geçiyor ben çok severek okudum özellikle de Mitolojiyi seviyorsanız asla elinizden bırakamayacağınız bir kitap olacak. Hikayenin sonunda çok şaşıracak bunca şeyden sonra neden Orestes ? sorusunu soracaksınız. Bu muhteşem kitabı bana tavsiye eden sevgili @k.bayraktarf a çok ama çok teşekkür ederim çok severek okudum.