·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Temmuz 2024 13:01 Yer: Londra Yıl: 2050
Tüketicilik hareketlerinin zirvede olduğu, tüketmeyenin ekarte olduğu bir sistem düşünün. Şehrin dışındaki toprağın mülkiyeti elit kısımda bunlar varlıklılar. Halk dediğimiz kesimse orta düzeyli ve faydasız diye ayrıştırılıyor. İkamet hakkı kazanmak için daha fazla harcamak ve sürekli tüketmek zorundasınız. Bunu yapamazsanız otoritenin size gösterdiği yerde yaşıyorsunuz. Emekli olmak diye bir kavram yok aslında emeklilik bir nevi ölüme yürümek demek. GururEvi denen bir sistem var orada 9 ay yaşıyorsunuz ve ötenazi ile ki kendi isteğinizle oluyor bu. GururEvi'ne girince ölmeyi kabul ediyorsun.
Sofia ve Alice kardeşler, iyi bir aileye sahipler ama Sofia farklı düşünen yapıda belki de gözü daha açık denebilir. Alice tam bir masal prensesi gerçekten. Naif, kırılgan, gerçek hayatın acımasızlığını fark edemeyen, toz pembe bir hayatı olan karakter. Alice'nin en büyük şansı Philip ile tanışmış olması bence. Philip sistemi gören, içinde olan, bilgili, radikal ve reel birisi. Philip ile Alice'nin aşık olmaları, büyük aşkları çok güzeldi. Alice'nin çocuk sahibi olmak istemedi, Philip'in geri durması, Alice'nin kendini hayata kaptırması ve birden Philip'in bir patlamada kaybolması, öldü sanılması... Ölmüş olamazsın Philip dedim hep, bu hikaye böyle bitmemeli. Kendini sevdiği mutlu bir yaşam sürebilsin diye feda eden Philip üzdün beni. Neyse ki feda edemedin buna sevindim. Alice kocasının izini sürmek isterken kader bir şekilde rast gidiyor ve Philip'i buluyor ama geri dönüşü zor bir yolda. Philip ötenazi ile ölecektir ve iki haftadan az zamanı kalmıştır. Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Aferin Alice gözün açıldı ve sana yakışanı yaptın. Umutsuzlukların içine umut doğdu. Alice, Sofia ile yüzleşti ve her şey değişti. Bir varlıklı iseniz ölümü bile durdurabilirsiniz. Kitap kurmaca içinde kurmaca. Yazara şapka çıkarıyorum. Puanım 10/10. Bu eseri okumayan kalmasın.