"İnsan ilişkileri de öyle değil mi? Öfke, hırs, kıskançlık, çekememezlik, açgözlülük gibi duygular işin içine karışınca insan ilişkileri de bozulur ister istemez... Tıpkı çamaşır makinaları gibi, arada insan ilişkilerini de tamir etmek gerekir. Hayat denen şeyin yarısı uyumakla, diğer yarısı da tamir etmekle geçer zaten."
O gün en çok kime üzüldüm, bilmiyorum. Sevmediği biriyle evlenen Zeynep ablama mı, Zarife'nin de aynı sonu yaşayacağına mı yoksa Hayriye'nin daha on sekizine basmadan babasının istediği biriyle evlenebilmesi ihtimaline mi?
Dünyadaki işlevimin adını şöyle koyabilirdik: Çocukluğunda çakılı kaldı. Elli yaşına gelmiştim ama hala çocuklarda görülen anne baba otoritesi kaynaklı endişeyi taşıyordum. Kız kardeşlerimde artık bu endişe yok muydu?