Aysun Kırca

10/10
·32 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Pöti, küçük bir bisküviydi. Sonra arasına lokum kondu ve lokumlu bisküvi oldu. Ama bir süre sonra lokumlu bisküvi olmak ona yetmedi. Başka şeyler olmak istedi. Çörek oldu, lolipop oldu, kek oldu... Fakat hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı. Bunun üzerine sürekli yeni şeyler denedi; okudu, gezdi, resim çizdi, yüzdü, sörf yaptı ve daha nicelerini... Bir gece yıldızlara bakarken önemli bir gerçeği fark etti. Sevincini başkalarıyla paylaştığında, sevgisine ortaklar bulduğunda, dünyayı keşfetmeye devam ettiğinde ve her gün bir adım daha ileri gittiğinde aslında olmak istediği kişiye biraz daha yaklaşıyordu. Ve anladı ki; kendin olabilmek, gelişmeye devam etmek ve yolculuğun tadını çıkarmak her zaman yeterliydi. Hikâyenin sonunda yer alan "Ebeveyne Notlar" bölümü de oldukça dikkat çekici. Yeterlilik nedir, nasıl güçlendirilir? Değişim nasıl kucaklanır? Akış nedir? Özsaygı nasıl desteklenir? gibi pek çok soruya anlaşılır ve yol gösterici cevaplar sunuyor. Hem çocukların keyifle okuyacağı hem de ebeveynlerin üzerinde düşüneceği sıcacık bir kitap olmuş.
Mutlu ve Yeterli PötiBrenda S. Miles · The Kitap Çocuk Yayınları · 20264 okunma
Reklam
Puan vermedi·32 syf.··
2026 50. kitabı
Tatlı mı tatlı çizimleriyle süslenmiş bir kirpi hikâyesiyle geldim bugün. Açıkçası bu kitaba bayıldım! Oldukça etkileşimli bir hikâye. Sayfaları çevirebilmek ve hikâyeye devam edebilmek için önce kirpimizin sorularını cevaplamanız gerekiyor. Yoksa bir sonraki sayfa açılmıyor. Kirpimizin büyük bir sorunu var: Büyükannesinin onun için ördüğü tüylü kazağını bulamıyor. Kazağı olmadığında üşüyor, rüzgârda zorlanıyor ve dikenleri battığı için kimse ona sarılmak istemiyor. En önemlisi de büyükannesinin çok üzüleceğini düşünüyor. Ne yapacağını bilemeyen minik kirpi birçok yol deniyor ve sonunda çocuklardan yardım istiyor. Okurun yönlendirmeleri sayesinde doğru çözümü bulmaya çalışıyor. Peki sizce bu tatlı kirpicik ne yapmalı? Ona ne önerirdiniz? Siz hiç sizin için özel anlamı olan bir eşyanızı kaybettiniz mi? Kitabın sonunda yer alan klinik psikolog onaylı “Ebeveynlere Notlar” bölümü de oldukça kıymetli. Çocuklara duyguları tanıma, hatalarını kabul etme, problem çözme ve kendini sevme gibi önemli kazanımlar konusunda uzman görüşlerine yer verilmiş. Bu yönüyle sadece çocuklar için değil, ebeveynler için de değerli bir kaynak olmuş.
Benim Güzel Tüylü KazağımJody Jensen Shaffer · The Kitap Çocuk Yayınları · 20262 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:06
Sait Faik'in Son Kuşlar kitabını okurken en çok sevdiğim şey, bana bir kitap okuyor gibi değil de bir dostun anılarını dinliyor gibi hissettirmesi oldu. Kitaptaki öykülerin çoğunda Kınalıada'nın sokakları, denizi, vapurları ve balıkçıları karşımıza çıkıyor. Öyle canlı anlatıyor ki kendinizi bazen iskelede vapur beklerken, bazen de deniz kenarında balıkçıların sohbetine kulak verirken buluyorsunuz. Her öykü farklı olsa da beni en çok etkileyen öykü kitabın adını taşıyan Son Kuşlar oldu. Kuşların avlanmasını ve giderek azalmasını anlatırken içimde tarif etmesi zor bir hüzün bıraktı. Aslında sadece kuşlardan bahsetmiyor; insanların farkında olmadan yok ettiği güzelliklerden de söz ediyor. Bugün okuduğumuzda bile güncelliğini koruması bu yüzden sanırım. Kitap boyunca büyük olaylar yok. Ama tam da bu nedenle etkileyici. Bir vapur yolculuğu, denize açılan bir balıkçı, kahvede edilen birkaç söz... Sait Faik, çoğumuzun dönüp bakmadığı ayrıntılarda hayatın kendisini yakalıyor. Özellikle balıkçıları anlatırken onlara duyduğu sevgi ve saygı satırlara sinmiş durumda. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok hisler kaldı. Deniz kokusu, martı sesleri, ada hayatının yavaşlığı ve kaybolup giden güzelliklere duyulan özlem... Son Kuşlar benim için sadece bir öykü kitabı değil, İstanbul'un ve insanın ruhuna tutulmuş samimi bir ayna oldu. Sait Faik'in neden bu kadar sevilen bir yazar olduğunu bir kez daha hissettim.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · The Kitap Yayınları · 202517,1bin okunma
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Ayperi… Adı kadar güzel ama ruhu o kadar kırık. Kendisiyle hiçbir zaman tam anlamıyla barışamamış. Çünkü çocukken yaşadığı o olay, onun içinde kapanmayan bir yara olarak kalmış. Bu yüzden pembe renkten nefret ediyor… Çünkü o gün üzerinde pembe bir elbise vardı. Yıllar sonra, bir anda otobüse binerken travması yeniden tetikleniyor. Kaçar gibi kendini karanlık, soğuk bir parka atıyor. Ve tam da en kırılgan anında, yanına biri oturuyor: Ömer Seyirhan. Ayperi, bir daha asla görmem diye düşündüğü bu yabancıya içini açıyor. Ömer ise sadece bir yara bandı uzatıyor… Ama aslında o an, çok daha büyük bir şey başlıyor. Kader mi, tesadüf mü bilinmez… Ama yolları tekrar kesişiyor. Üstelik bu sefer Ömer’in kim olduğu ortaya çıkıyor: Narkotik Başkomiseri. Ve Ayperi’nin arkadaşı Melike sayesinde işler iyice karışıyor. Sonrası mı? Sürekli karşılaşmalar, kaçışlar, inkarlar… Ve Ömer’in çoktan düşmüş olduğu aşk. Ömer; yakışıklı, net, güçlü bir adam. Ayperi ise duvarları olan, yaklaşılması zor biri. Ama Ömer vazgeçmiyor. Ayperi kaçtıkça o yaklaşıyor. Kitaptaki yan karakterler de en az ana karakterler kadar güzel işlenmiş: Melike kahkaha garantisi, Şeyma ise tam bir “eli maşalı” karakter! Ve o sahneler… Ayperi’nin Ömer’in arabasını çizmesi, onu sapık sanıp dövmesi, üstüne bir de tekerlekli sandalyeden düşürmesi… Gerçekten kahkaha attım! Ömer’in işine gelmesi ise ayrı bir olay çünkü Ayperi onunla ilgilenmek zorunda kaldı. Kavanoz açma bahanesiyle Ayperi’yi eve çağırması, antep fıstıklarını onun elleri acımasın diye açması, film izlerken Ayperi uyuyakalınca onu izlemeye devam etmesi… Bütün bu küçük detaylar, aslında büyük bir sevginin göstergesiydi. Ayperi belki duygularını hemen kabul edemedi… Ama Ömer’in sevgisi, sabrı ve çabası gerçekten etkileyiciydi. Bu ikilinin uyumu
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026498 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:52
Eleştirilen bir kitabın yorumu ile geldim bu defa. Ama ben kitaba resmen bayıldım. Acı Ruhlar ve Kasvetli Bedenler, karanlık romantizm türünde okuduğum ilk kitap oldu. Yazardan ise ikinci kitabım. Kalemine zaten hayrandım, bu kitapla birlikte bunu bir kez daha hissettim. Karanlık ve kasvetli bir atmosfer yaratmak için karakterleri acının içinden geçirmek gerekir ve yazar bunu oldukça başarılı bir şekilde vermiş. İnanç Gürmen kalp hastasıdır ve Batu ona âşık olduğu için kendi kalbini ona bağışlar. Ancak İnanç'ın bundan haberi yoktur. Bir gün mezarlıkta İnanç'ı gören Doğu Üzeyiroğlu ise onu ilk görüşte sever. Fakat kaderin acı bir oyunu vardır: Doğu, Batu'nun abisidir ve kardeşinin kalbini taşıyan kişinin İnanç olduğunu öğrendiğinde aşk ile nefret arasında sıkışıp kalır. Zaten karanlık ve zalim bir mizaca sahip olan Doğu'nun İnanç'a yaptıklarını okurken birçok kez sinirlendim. İnsan bu kadar âşıkken sevdiğine nasıl bu kadar acı verebilir diye düşünmeden edemedim. Doğu'ya kızmak bu kitapta tamamen serbest. Ancak hikâyenin öyle bir kırılma noktası geliyor ki, Doğu'nun bastırdığı duygular birer birer ortaya çıkıyor. O karanlık adamdan tutkulu ve çaresiz bir âşığa dönüşümünü okumak oldukça etkileyiciydi. Üstelik işin en güzel yanı, İnanç'ın da yıllardır ona âşık olması. Birbirlerinden habersiz yaşayan iki âşık... Elbette her şey yolunda gitmiyor. Kader onları bir noktada ayırıyor ve ikisi de bu aşktan vazgeçmek zorunda kalıyor. Doğu'nun direnişi, vazgeçmemek için verdiği mücadele ve İnanç'ın keskin tavırları hikâyenin duygusal yükünü daha da artırıyor. Peki bütün yollar yine aşka çıkacak mı? "Ben sana kaç deniz, kaç toprak, kaç kıtayım, Doğu?" "Sen benim için haritanın kendisisin. Bir bütünsün ve asla kıtalara ayrılmıyorsun. Sayılara bölünmüyorsun. Hangi yolda yürüsem
Acı Ruhlar ve Kasvetli BedenlerŞehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayıncılık · 202473 okunma
Reklam