Kısa bir kitap olmasına rağmen sindire sindire, düşüne düşüne, uzaklara baka baka okudum. Şehrin tepesinden şehri süzerek onu bir baloncuk hayal ettim, elimle dokundum ve puf oluşunu seyrettim.
“Geçici düzenler köpükler gibi uçar gider.”
“Peki bunun faydası ne, zaten her şey geçip gider.”
Şu an içinde yaşıyor olduğumuz, keyfini çıkardığımız düzen işte bir ölümcül salgınla nasıl da yerle bir olabiliyor. Daha birkaç sene önce buna benzer bir virüs atlattık ve bana kalırsa Jack London bu kitabında isabetli tahminlerde bulunmasının yanında bizlere birer rehber de olmuş. Gerçekten de benzer şeylerin eşiğinden dönmemiz hatta bazı durumlarda kitapta anlatılan kaosa bürünmemiz çok da zor olmadı. Bana kalırsa bu kitap hiç de uzak bir ihtimali anlatmıyor. Kitapta ihtiyarımızın ilkel insanlara sayıları anlatmak için kullandığı metodu çok beğendim, virüsün beraberinde getirmiş olduğu kaos da kesinlikle tüyleri diken diken eden bir anlatımla karşımızdaydı. İhtiyarın virüs anındaki yalnızlığı ve bu yalnızlığın seneler sonra onda oluşturduğu etkileri güzel anlatmış Jack London, çok beğendim. Keyifliydi, düşündürücüydü, detayları güzel işlenmiş ve akıcıydı. Siz neler düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşabiliriz..