Kadın ve erkeğin fiziki, rûhi yaratılış ve fıtratları eşit değildir ki, fiilî veya hukûkî eşitlik gerekli olsun. Mühim olan, her alanda bir eşitlik değil, haklar ve vazifeler arasındaki dengedir.
Cenâb-ı Hak, kadınlar ve erkekler arasında birbirlerini tamamlayan, çok güzel bir vazife taksimi yapmış ve her ikisine de ayrı ayrı kâbiliyetler vermiştir. Kadın ve erkek ancak maddi ve mânevi olarak bütünleştği zaman yaratılış gâyesine uygun bir olgunluk ve ahenk meydana gelir; aile
ve bunun neticesinde toplum huzurlu olur. (sf:185)