Puan vermedi·824 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2024 15:52 Tak, Tak
...
Tak, Tak
...
-Kim o?
-Nazi Almanyası.
-Ne istiyorsun?
-Ah.. Yüzyıllardır istenen tek şeyi.
-Neyi?
-Masumların canını.
Çok mu sert bir giriş oldu? Hadi ama günümüzde de Filistin'e yapılan katliamı odaların kapıları kapandığında yok sayanların, sanki hiçbir şey olmamış gibi devam etmek isteyenlerin yaptıkları kadar sert olmuş olamaz. Bu konuyu vicdanına dokunan her insan için burada bırakıyorum. Diğerleri mi? Onlar vicdan kelimesini duyunca bu yazıdan uzaklaşalı birkaç dakika oldu.
Gelelim kitabımızdaki savaş etrafında şekillenen aşka...
MASUMİYET, İNNOCENCE, НЕВИННОСТЬ
Sene 1941..
Almanların işgalinde olan Rusya'da savaş kapıda. Leningrad sokaklarına savaş uğramadığından olsa gerek şehir güneş ışıklarıyla kutsanmış gibi. Bu durumdan tüm Leningrad halkı nasibini almış sanırsam. E tabi ateş düştüğü yeri yakar. Neredeyse tüm Leningrad halkı savaş kelimesini Pandora'nın kutusuna göndermiş olsa gerek kafalarına geçirdikleri at gözlükleriyle mutlu bir hayatı idame ettirmeye çalışıyorlar. Bu sebeple 17 yaşındaki, tek hevesi o gün kırmızı elbisesiyle güzel görünmek olan dondurması ile mutlu olan Tatyana'nın savaş bilincini sorgulamak abes kaçsa gerek...
AŞK, LOVE, ЛЮБОВЬ
İlk görüşte aşka ne dersiniz? Palavra mı? Ya da aşkın zamanla orantılı oluştuğunu düşünen ekipten misiniz? Bir zamanlar benim olduğum gibi... Dahası aşkın varlığını sorgulayalardan mısınız? Durun.. belki de daha da karışık olanına, her bir düşünceyi zaman zaman benimsemiş biri olarak mı devam ediyorsunuz hayatınıza? Yani benim yaptığım gibi...
Eh..bu kitapla birlikte ilk görüşte aşka inanan safa geçeceğinizi garanti edeceğimi zannediyorum.
Her şey otobüs durağındaki o ilk karşılaşma, o ilk göz göze geliş ve tatlı bir gülümsemeyle başladı. Aleksander'ın heybetli duruşunun ardında titreyen kalbi ve Tatyana'nın onu gördüğü an titremeye başlayan elleri...
YASAK AŞK, FORBİDDEN LOVE, ЗАПРЕТНАЯ ЛЮБОВЬ
Bile bile yanlış yapmak, o yanlıştan kaçmaya çalıştıkça tutulmak, tutuldukça daha dibe batmak...
Bir yazar için en zor durumlardan biri yasak bir aşkı okuyucu için kabul ettirmek, bunun okuyucuya yanlış gelmemesini sağlamaktır. Bu kitap için en kritik nokta burasıydı bence. Yazarın diline şapka çıkartarak söylemeliyim ki bizi karakterden soğutmadan bunu başarabilmiş. Sonuçta hangi karakter kardeşinin aşık olduğu adama aşık olup masum çıkabilir ki? Bu hikaye onlardan biri olmaya aday.
FEDAKARLIK, SACRIFICE, ЖЕРТВА
Kitabın en vurucu noktasına hazır mısınız? Yazar adeta diyor ki: "Ey kıymetli okuyucu! Sen de benim gibi banal, klişe aşk salatalarından sıkılmadın mı? O zaman sana bu eseri teslim ediyorum. Onu okurken 'aşk için ölmeli aşk o zaman aşk' seviyesine ulaşacaksın. Bitirdiğinde ise 'soldan sağa 4 harf ölüm, yazılmamış 5 harf hayat' arasında aşkın nereden nereye ulaştığına şahit olacaksın. Sonra durup düşüneceksin. Böyle bir aşk var mı ? Varsa nerede? Sonra Yaşar Kemal'in insanlığa atıfını aşk için yapacaksın belki de."
"Yok, ölmedi, ölmedi ama bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde? "
Bolca aşk safsataları sıraladığıma göre son temennilerimle bu kitaba veda ediyorum. Bir gün siz de kendi Alexander/Tatyana'nızı bulmanız dileğiyle.
Aşkla kalın.