Ne yazsam nereden başlasam yine bilemiyorum. Aslında zaten bu kitaba yorum yazmayı pek düşünmüyordum. Çünkü kitap çok popüler ve zaten çok fazla yorum yazılmış hakkında. Ama hem okuduğum en uzun kitap olduğu için hem de yazmazsam çok içimde kalacağını fark ettiğim için bir şeyler yazayım dedim :)
Öncelikle bu yorumumu kitabı okumayı düşünen biri görürse diye söyleyeyim: eğer kitabı alsam mı almasam mı diye düşünüp birilerinin çok sevdiğini görünce dur alayım, sonra kötü yorumları görünce aman yok almayayım diyen biriysen (benim gibi) ve bu türü de seviyorsan bence kesinlikle şans vermen gereken bir kitap. Ya da aşk üçgenlerini sevmeyen biriysen (yine benim gibi) kitabın bundan çok daha fazlası olduğunu bil.
Yorumumu kısım kısım yazacağım sonuçta kitap 823 sayfa :)
Yaklaşık 200 sayfa gayet akıcıydı ama biraz endişeliydim açıkçası. Evet, severek okuyordum ama çok bir şey olmamış gibiydi ve insanların bu kadar sevdiği ne olmuş olabilir diye düşünüyordum ki kitap tam oralarda başladı. Açlık, soğuk, Alexander'ın eve yemek getirmeye çalışması... Tamam buralardan daha fazla bahsedemeyeceğim yine aklıma geliyor yine duygulanıyorum
Yaklaşık 200 sayfa bu şekilde ilerliyor ve kitabın ilk yarısı bitiyor. Birisi kitap hakkında yorum yazarken hiç uyarı vermeden çok önemli bir şeyin spoilerını verdiği için ilk yarının sonunu biraz canım sıkkın okudum açıkçası.
Sonrasında ise benim birazcık kitaptan uzaklaştığım kısım geliyor. 520-640 arası (evet sayfa sayılarını aklımda tuttum) kitabın önceki kısımlarına göre çok durgundu. Bu nedenle o arada birazcık sıkıldım açıkçası. Tabii bunun benimle de ilgisi var, tam o sayfaları okurken hiçbir şey yapmak istemiyordum çünkü.
Sonrasında kitabımız tekrar eski temposuna kavuşuyor ve son 50 sayfa geliyor. O sıkıldığım kısımlar yüzünden kitaptan
Size Paullina Simons'ın Bronz Atlı kitabından bahsetmek istiyorum. Bu kitap, 1941-1943 yılları arasında Leningrad kuşatması sırasında geçiyor ve Tatyana ile Kızıl Ordu Subayı Alexander arasındaki yasak aşkı konu alıyor. Savaşın acımasız gerçekleri, açlık ve hayatta kalma mücadelesiyle harmanlanmış bir aşk hikâyesi arıyorsanız, tam size göre.
Karakterlerin yaşadığı duygusal yoğunluk ve fadakârlıklar öylesine gerçekçi ki, okurken adeta o dönemde oradaymış gibi hissediyorsunuz. Yazar, özellikle Tatyana ve Alexander'ın ilişkine çok derinlik katmış ve hikâyeyi yalnızca bir aşk hikâyesi olmaktan çıkarıp, savaşın insan ruhu üzerindeki etkileri de gösteriyor.
Evet, kitap biraz uzun ve detaylı; bazı bölümler gereksiz tekrarlara sahip gibi görünebilir. Ama inanılmaz akıcı bir dili var ve sizi sıkmadan, sayfaları hızla çevirmenizi sağlıyor. Eğer tarihsel kurgu ve aşkı bir arada sevenlerdenseniz, Bronz Atlı'yı kesinlikle okumanızı öneririm. Hem dönemin zorluklarını hissedebileceksiniz.
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Dur şimdi anlatacak ben :)
Bu kitap ticari amaçla yazılmış bir aşk hikayesidir ..
SPOİLER ciddi SPOİLER! !!
Bronz atlı'yı ; uzun süre aradım ve zor buldum bir çok yerden kulağıma çalınıyor ve dikkat çekiliyordu ..sonuçta içinde Rus olan herşeyi okuyan bir şahsiyet olarak "vay arkadaş ben ne kaçırmısım acaba " diye saç baş yolarak aradım ,yalan yok :)
Fekat yolmasay_mışım iyiymiş "neyse":)
Gelelim falso üstü falsoya Aleksander bi kere Rus değil Amerigan :)
En sevdiğim isim olan Dimitri itin önde gideni :)
Tatyana ki Romanov sülalesinde bile en muhteşem abla :) "bu kitapta Romanov bağlantısı yok " yaniltmiyim sadece isimden mutevellit söylüyorum ..
Ne dedim ???
Tatyana hah :)
kızım ben sana ne söyliim alık mı diyim ne diyim bilemedim ki ..
Bak şimdi ..
Tatyana çok sevdiği Aleksander a der ki "aman ablam sana çok aşık sen onun olmazsan yaşayamaz " buyur !! Cinnet hikayesi :)
Aleksander de der ki ben seni seviyorum amma madem öyle ablan la evleniim:)
Cinnet 2 :)) ay şiştim
Dimitri sende öl inşallah :))
Kitaba neden inceleme yazıyorsun dersen :) arka plandaki Leningrad kuşatmasi sebebiyle kardeş .. ve meşhur Bronz atlı heykeli ile Puskin
Leningrad kuşatması Almanların Barbarossa harekatı dahilinde dünyanın en uzun ve ölümcül kuşatması idi. .
Iki buçuk yıl süren kuşatmada şehirdeki insan sayısı ciddi anlamda yok eden (takriben 1.5 milyon ölü ) ile sonuçlanan bir bombalama ve açlık şehri ..
Kitap ta bu var ..ne kadar tayın ile kac gün yaşanacağı sabahın köründe bıçaklanma
Bu kadar geç okuduğum ama aynı zamanda da okuyup hemen bitirdiğim için gelen pişmanlık hissi.. çok güzeldi.. Tatya ve Şura
çok sevdim sizi.. aşkınızı..
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Parçalandım.. Böyle bir kader, böyle bir savaş, böyle bir sadakat ve en önemlisi böyle bir umut. Gerçekten kalbim ağzımda bitirdim. Yüreğim paramparçaydı. Lanet olsun sana Dimitri. Senden nefret ederek bitirdim koca kitabı.
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Paullina Simons- Bronz Atlı
Bronz Atlı, Almanların Rusya'yı işgal ettiği 1941 yazından sonra on yedi yaşındaki Tatyana'nın hayatının bir daha eskisi gibi olmayacağını ve bütün kaosun ortasında Kızıl Ordu subayı Alexander ile karşılaşmasıyla başlıyor. Kitap daha başlangıcında bile tam anlamıyla okuyucuyu mahvediyor. Kitaba başladığınız andan itibaren dramın içinden başka bir dramın içine doğru sürükleniyorsunuz. Yazar okuyucuya nefes aldırmadan parçalıyor ve kırıyor. Bunun yanı sıra tamir bile etmeden kurgusuna kaldığı yerden devam ediyor.
Ayrıca kitabı diğer türdeş kitaplardan ayırarak "Savaşı" ve "Devletler arası siyasi entrikaları" kurguya yedirerek akışı daha da can alıcı noktalara getirmiş. Bronz Atlı iki farklı tip düşünce açısıyla değerlendirilmeli bence. Çünkü salt bir tarihî aşk kurgusu değil elimizdeki. Romantizmin yanında siyaset, siyasetin getirdiği entrikaları ve bunların hepsinin sonucu olan gerçek bir savaşın içinde var olmaya çalışan iki karakterin öyküsü bu.
Rus halkının olaylara bakış açısı, savaşın sadece halka zarar verdiği, her olayda okuyucunun gözüne sokuluyor. Savaş kısımları okuyucunun canını yeterince yakmıyormuş gibi yanına eklenen imkansız bir aşk hikayesi insanı gerçekten mahvediyor.
Tek tip romantik-dram kitaplarının işleyişinden çok yan karakterler ile işler daha da zorlaştırılınca iki ana karakterin duygularının saflığını daha da iyi anlıyoruz. Zarif cümleler ile duyguların bütün naifliği adeta içimize işleniyor okurken.
Kitap çok güzeldi ve güzelliği kahredecek kadar gerçekti. Alıp okuyun ve okutturun diyerek yorumumu burada noktalıyorum.
İyi okumalar...
-Helin Sude SARIKAYA
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Bronz Atlı hakkında ne desem bilemiyorum. O kadar şahane, o kadar etkileyici ve o kadar mükemmeldi ki...
Bronz Atlı, adını Puşkin'in şiirinden alan bir kitap. 1941 Rusya'sında geçen, savaş, aşk ve tarihin en çarpıcı biçimde birleştirildiği bir roman. Tatyana ile Alexander'ın aşk hikâyesini okuyoruz kitapta. Ama yazar öyle güzel yazmış ki, çoğu sayfayı kalbim acıyarak okudum. Gerçek anlamda kalbimin sıkıştığını hissettim. Ayrıca bazı bölümler o kadar güzel ve huzur vericiydi ki o bölümlere tekrar tekrar geri döndüm ve tekrar huzur buldum. Kitabı çok etkileyici yapan en önemli unsur, bu aşk öyküsünün imkânsız olması ve bir savaş döneminde geçmesiydi. Bir diğer unsur da yazarın işleyişiydi tabii ki de. Örneğin bir ara karakterlerin yaşadığı o açlığı ta içimde hissettim ve kitabı elimden bırakıp mutfağa bir şeyler atıştırmaya gittim.
Alexander favori erkek karakterlerimden biri oldu. Tatyana da favori kadın karakterlerimden.
Bir kesim var ki kitapta çok fazla kadın erkek ayrımcılığı yapılmış diyor ama tarihi aşk kitaplarında bunların olmaması gerçekçi olmaz bence. O nedenle pek kafa yormamak lazım bence bu tarz kitaplarda bunlara. Üstelik Tatyana o kadar güçlü bir kadın karakter ki bence diğer konuya değinmek bu nedenle gereksiz olur diye düşünüyorum.
Bu kitabın ikincisi de var, onu da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum ve sizlere şiddetle Bronz Atlı'yı okumanızı tavsiye ediyorum. Lütfen yarım bırakmayın çünkü kitabın en güzel kısımları ortalarda başlıyor. Sayfa sayısı göz korkutmasın, kitap çok akıcı. Ama şunu da uyarmadan geçmeyeyim: sınav dönemlerinizde ya da kitaba pek zaman ayıramayacağınız günlerde başlamayın kitaba, çünkü belli bir sayfadan sonra kitap elinizden düşmez hâle gelecek. Keyifli okumalar:):)
ALINTI SPOILER İÇEREBİLİR!!!
"Batı'nın sabah güneşi o
Kitabı bitirdikten sonra uzun süre elime alamadım, kitabı kendimden uzaklaştırdım. İçime öyle bir işlemiş ki kitap, gözüm kitabı bir yerlerden yakalasa gözlerim sulanıyor. Çok güzeldi, çok özeldi, çok narindi bu kitap. Tatyana ve Alexander... Ne kadar güzeldiniz siz öyle! Aşk, sadakat, sevgi, en önemlisi de inanç! Tek kelimeyle harikaydı.Bayıldım!
1Ağustos2019 saat 02:40
Bu kitabı ömrüm boyunca unutmayacağıma dair kendime söz veriyorum. Çünkü bunu yapmam lazım...
Hayatımda hiç böyle bir kitap okumadım. 560 sayfalık bu kitabın her satırını atlamadan okudum.
Bu kitap bir aşk kitabıydı. Ama içinde her şey vardı. Savaş, açlık, ölümler, çaresizlik, umut, sevgi...
Kitapta yasak bir aşk vardı. Tatya Aleksandr 'a aşık olmuştu fakat bilmediği birşey vardı ki ablası aynı adama çoktan aşıktı.
Ne kadar kızsam da yargılasam da kabul ettiğim gerçek şu ki onlar gerçekten birbirlerine aşıklardı. Birbirleri için yaptıkları fedakarlıkları okumak yüreğime dokundu...
Bronz AtlıPaullina Simons · Pegasus Yayınları · 20161,557 okunma
Merhaba
Karşınızda Komünizm…
İşin aslı bu kavram üzerinde sayısız yorum ve fikir görüşü bulunmakta, kısa ve tarafsızca özetlenebilir ki; ortak mülkiyete ve servetin gereksinime göre dağıtılmasına dayalı toplumsal ve siyasal düzendir komünizm.
Kimi için eşitlik, kimi için özgürlük.
Yeteneğine ve ihtiyacına göre yaşayan sınıfsız toplum.
Belki en büyük yanılgıda ekonomik açıdan hayatı düzenleyecek çıkış yolu olarak görenlerin oluşturduğu algıdır sanırım. Bugün ülkemde aynı algıyla sözde makam sahipleri yaşasın Stalin işçinin kurtarıcısı başlıklarıyla doğum gününü ve ölüm yıldönümünü kutlayabiliyor. Ülkesinin dahi kutlama yapmadığı Stalin’e insanlığın umudu, ezilenlerin yoldaşı nidaları görebiliyoruz. Bilgi sahibi olmadan faşizmi yenen yüce insan boyutuna taşıyanlar da mevcut. Oysa komünizm sadece ekonomik bir bakış açışı değildir. Senin anladığın tabirle para kavramı yok ve huzur bol!!
Komün yaşama zorlanmamış olan yurdum insanının kimleri kahraman ilan ettiğine iyi bakmak gerek!
İlkel toplumlarda olduğu gibi her şeyi ortak ifa etmektir komün hayatı. Mülkiyet ortak, üretim ve tüketim ortak herkesin eşit çalıştığı, eşit paylaştığı yaşamak için gerekenden fazlasının üretilmediği hayattır. Peki siz üç odalı bir evde ihtiyaç alanlarını ortak kullanıp yan odanızda yabancılarla yaşamayı kabul eder miydiniz?
Sırf devletiniz yükselişin burjuva yaşamını terk edip ortak birlik ve mücadele ile kalkınmanın sadece birlikte yaşam fikrinden geçtiğini dayattığı için ve bunu yaparken devlet kavramından üstün hiçbir şeyin olmadığını zihinlerinize gerekirse silah zoruyla kazıdığı komün hayata ne derece sempati duyabilirsiniz?
Yıl 1941 ve sonrası. Bronz Atlı. (Puşkin”e ithafen)
Sovyetler Birliği, Almanya”nın saldırısı ile İkinci Dünya Savaşına girmektedir. Birkaç gün sonra 17 yaşına girecek
1963 de St. Petersburg da dogmuş ve daha çocukken ABD'ye göç etmiş. Eğitimini New York, Kansas ve İngiltere'de tamamlamış, Londra'da finansal alanda gazetecilik yapmış ve sonra da New York'ta bir televizyon için yapımcı olmuş. Şu sıralar Texas'ta yaşayan Tully, Red Leaves, Eleven Hours gibi best seller olmuş kitapları bulunan bayan yazar.