Leyla Özcengiz

Leyla Özcengiz

Çevirmen
8.6/10
649 Kişi
·
987
Okunma
·
1
Beğeni
·
347
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
294 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Şimdi ben nasıl anlatsam bu kitabı gerçekten bilmiyorum. İçimde bir hüzün... Kitabın son cümlesini okudum. Kitabı kapattım ve yazıyorum. Özellikle son 2 sayfa beni mahvetti... Cem Karaca'nın "İşçisin sen! İşçi kal..."ı yankılanıyor kulaklarımda...

Kitaba başlamadan önce fikir edinmek amacıyla birkaç inceleme okumuştum. Kitabı sıkıcı bulanlar, beğenmeyenler de vardı. Sıkıcı bulanların nasıl sıkıcı bulduğuna dair hiçbir fikrim yok. Tabi herkesin görüşüne saygım sonsuz. Bir "grev", "başkaldırı" ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi bana göre. John Steinbeck'in dilini, anlatışını zaten çok seviyorum. Bu kitapta da düşüncem değişmedi.

Bundan önce de böyleydi. Günümüzde de böyle. Bundan sonra da böyle devam edecek... Sistem hep aynı... Emeğinin hakkı verilmeyen emekçiler! Emekçiyi sömüren, kendisi hep daha çok kazanan, bencil işverenler! İnsanlar sadece karın tokluğuna susmaya alışmış, başına gelebileceklere korkuyor ve hakkını arayamıyor. Bu düzen böyle gelmiş böyle gidiyor.. Ne kadar grevler olsa da başkaldırılar olsa da değişmiyor, değişemiyor. Güçlü hep daha güçlü. Zengin hep daha zengin! Emek verenler ise kabullenmiş, yaşayabildiklerine şükrediyolar sadece.

Keşke herkesin hakkını aldığı, emeğinin karşılığını aldığı bir dünya olabilseydi. Ama gerçekten hiç umudum yok. Teşekkürler Steinbeck bu konulara değindiğin ve çarpıcı bir şekilde dile getirdiğin için.

Okunmalı...

Kitapla kalın hoşçakalın... :)
448 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
John Grısham sevdiğim bir yazar. Kendisi de avukat olduğu için kitapları genelde hukuk,adalet,genç avukatlar üzerine.
Bu sefer baş rolde genç bir kadın avukat var. Amerika'da Appalaş bölgesindeki dağlarda yer alan kömür madenlerinin, yasaya uymayan, çevreye,doğaya ve canlılara zarar veren tutumları üzerinde hikaye şekilleniyor.
Keyifli okumalar dilerim. Bu arada benim John Grisham'dan okuduğum 4. Kitap olmuş. Şirket isimli kitabını da özellikle tavsiye ederim. Onun bir de filmi vardı. Baş rolde Tom Cruise oynuyordu. O da güzel film...
663 syf.
·269 günde·Puan vermedi
Dur şimdi anlatacak ben :)
Bu kitap ticari amaçla yazılmış bir aşk hikayesidir ..
SPOİLER ciddi SPOİLER! !!

Bronz atlı'yı ; uzun süre aradım ve zor buldum bir çok yerden kulağıma çalınıyor ve dikkat çekiliyordu ..sonuçta içinde Rus olan herşeyi okuyan bir şahsiyet olarak "vay arkadaş ben ne kaçırmısım acaba " diye saç baş yolarak aradım ,yalan yok :)
Fekat yolmasay_mışım iyiymiş "neyse":)

Gelelim falso üstü falsoya Aleksander bi kere Rus değil Amerigan :)
En sevdiğim isim olan Dimitri itin önde gideni :)
Tatyana ki Romanov sülalesinde bile en muhteşem abla :) "bu kitapta Romanov bağlantısı yok " yaniltmiyim sadece isimden mutevellit söylüyorum ..
Ne dedim ???
Tatyana hah :)
kızım ben sana ne söyliim alık mı diyim ne diyim bilemedim ki ..
Bak şimdi ..
Tatyana çok sevdiği Aleksander a der ki "aman ablam sana çok aşık sen onun olmazsan yaşayamaz " buyur !! Cinnet hikayesi :)
Aleksander de der ki ben seni seviyorum amma madem öyle ablan la evleniim:)
Cinnet 2 :)) ay şiştim
Dimitri sende öl inşallah :))

Kitaba neden inceleme yazıyorsun dersen :) arka plandaki Leningrad kuşatmasi sebebiyle kardeş .. ve meşhur Bronz atlı heykeli ile Puskin

Leningrad kuşatması Almanların Barbarossa harekatı dahilinde dünyanın en uzun ve ölümcül kuşatması idi. .
Iki buçuk yıl süren kuşatmada şehirdeki insan sayısı ciddi anlamda yok eden (takriben 1.5 milyon ölü ) ile sonuçlanan bir bombalama ve açlık şehri ..

Kitap ta bu var ..ne kadar tayın ile kac gün yaşanacağı sabahın köründe bıçaklanma
Pahasına kuyruklarda beklemeyi anlatmış kitap ve tabii soğuk artık yakacak hiç bir şeyin kalmadığı evler ..
Mesela c vitamini eksikliğinden kaynaklı iskorbüt hastalığı var kitapta ,gözeneklerinizden kanamaya başlamak demek bu hastalık ..burnunun ,kulağınız değil artık parmak aralarızdan bile kan gelmeye başlaması ..
Meşhur buzda yürüyüş de mevcut kitapta ..bunu bilirsiniz sanırım Ladoga gölünün donmasını bekleyen insanlar
Hem yiyecek ikmali hemde sevdiklerini daha güvenli yerlere nakletmeye çalışan insan manzarası ..ki Alman uçakları sayısız kez buzu bombalar bir çok insan taşıyan kamyon ve kilometrelerce kaçmaya çalışan insan kuyruğu nehre gömülür ... bunlar benim aklımda kalanlar

Kitaba ismini veren Bronz Atlıya gelince
Aleksanderin Tatyanaya hediye ettiği Puskin kitabıdır ..peki Puskin için bronz atlı nedir ?
Çariçe Yekaterina nın Çar Petro için yaptırdığı heykel .. bu heykel rusyanın gelişimini temsil eder ..yani Puskin şiirlerini ,Rus edebiyatının açılan kapılarından geçecek olan Gogol'leri Tolstoylar'ı Dostoyevski ve Çehovları
SIIRDE ..
Puşkinin bronz atlısı canlanır ve düşmanı kovalar ..
Leningrad savunmasında ise heykel tamamen kum torbalarıyla örtülecek bombalardan korunacaktır ve o sağlam kaldığı müddetçe Rus ruhu savaşa devam edecektir ...

Işte böyle :) kitabın devam hikayesi de var ama ben okuyacağımı pek sanmıyorum ..
Yine de karar sizin :) bana bir inceleme yazdırdı ..
öyle ya da böyle :))
824 syf.
·3 günde·10/10
Kitabı bitirdikten sonra uzun süre elime alamadım, kitabı kendimden uzaklaştırdım. İçime öyle bir işlemiş ki kitap, gözüm kitabı bir yerlerden yakalasa gözlerim sulanıyor. Çok güzeldi, çok özeldi, çok narindi bu kitap. Tatyana ve Alexander... Ne kadar güzeldiniz siz öyle! Aşk, sadakat, sevgi, en önemlisi de inanç! Tek kelimeyle harikaydı.Bayıldım!
496 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kitabın isminden dolayı, duygusal bir hikaye okuyabileceğimi düşünmüştüm. Fakat bu kadar sarsıcı olacağını tahmin edememiştim. Birbirini başta tanımayan 4 kadının, genç kızlık yıllarından başlayarak iç dünyaları ve yaşadıkları olaylar; bulundukları ülkelere ve yıllara göre anlatılıyor. Bu kadınların ortak noktaları; iç savaş yaşayan ülkelere çıkarma yapan İngiliz ordusu subaylarının eşleri veya kız arkadaşları olmaları. Bir de hem çekici hem de bir şekilde korkunç buldukları bir adam.
Bir insanın kusur ve yanlışlıkları ne kadar göz önünde olursa olsun; kadın sevdiğinin, kocasının üzerine bazı şeyleri konduramaz, göremez. Ya da kendisine uygulanan fiziksel veya psikolojik şiddete boyun eğebilir. Bu kadın ister; eğitimli makam mevki sahibi birisi ister; dar bir çevrede yetişmiş, hiç bir bilgisi ve güvencesi olmayan birisi olsun. Bu kitapta bu güzel örneklerle anlatılmış.
Son zamanlarda okuduğum en sarsıcı ve etkileyici kitap olduğunu söyleyebilirim. Bu tür kitaplardan sonra hep aynı şeyi düşünüyorum. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
John Steinbeck'in kendi hayatı da zorluklarla geçtiğinden, eserlerinde genel olarak yaşamın zorlukları ve acımasızlığını işler. Bu kısacık eserinde de yine fakirlik, ayrımcılık, önyargı, hırs, öfke gibi kavramlar eşliğinde bir "İnci" nin nelere mal olabileceğini görüyoruz.

Fakir bir istiridye avcısı olan Kino, çok büyük bir inci bulur ve olaylar bunun çevresinde şekillenir. Karısı Juana ve bebeği Coyotito ile zorlu bir hayat mücadelesi ile uğraşmak zorunda kalırlar. İnci uğrunda yaşamları altüst olur.
824 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Bronz Atlı hakkında ne desem bilemiyorum. O kadar şahane, o kadar etkileyici ve o kadar mükemmeldi ki...
Bronz Atlı, adını Puşkin'in şiirinden alan bir kitap. 1941 Rusya'sında geçen, savaş, aşk ve tarihin en çarpıcı biçimde birleştirildiği bir roman. Tatyana ile Alexander'ın aşk hikâyesini okuyoruz kitapta. Ama yazar öyle güzel yazmış ki, çoğu sayfayı kalbim acıyarak okudum. Gerçek anlamda kalbimin sıkıştığını hissettim. Ayrıca bazı bölümler o kadar güzel ve huzur vericiydi ki o bölümlere tekrar tekrar geri döndüm ve tekrar huzur buldum. Kitabı çok etkileyici yapan en önemli unsur, bu aşk öyküsünün imkânsız olması ve bir savaş döneminde geçmesiydi. Bir diğer unsur da yazarın işleyişiydi tabii ki de. Örneğin bir ara karakterlerin yaşadığı o açlığı ta içimde hissettim ve kitabı elimden bırakıp mutfağa bir şeyler atıştırmaya gittim.

Alexander favori erkek karakterlerimden biri oldu. Tatyana da favori kadın karakterlerimden.
Bu kitabın ikincisi de var, onu da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum ve sizlere şiddetle Bronz Atlı'yı okumanızı tavsiye ediyorum. Lütfen yarım bırakmayın çünkü kitabın en güzel kısımları ortalarda başlıyor. Sayfa sayısı göz korkutmasın, kitap çok akıcı. Ama şunu da uyarmadan geçmeyeyim: sınav dönemlerinizde ya da kitaba pek zaman ayıramayacağınız günlerde başlamayın kitaba, çünkü belli bir sayfadan sonra kitap elinizden düşmez hâle gelecek. Keyifli okumalar:):)

ALINTI SPOILER İÇEREBİLİR!!!

"Batı'nın sabah güneşi o güzel yüzüne vurduğunda, bil ki senin için dileklerim boşuna değildi. Elveda, Tatyana'm, inancını daima koru."
824 syf.
·Beğendi·10/10
1Ağustos2019 saat 02:40
Bu kitabı ömrüm boyunca unutmayacağıma dair kendime söz veriyorum. Çünkü bunu yapmam lazım...
Hayatımda hiç böyle bir kitap okumadım. 560 sayfalık bu kitabın her satırını atlamadan okudum.
Bu kitap bir aşk kitabıydı. Ama içinde her şey vardı. Savaş, açlık, ölümler, çaresizlik, umut, sevgi...
Kitapta yasak bir aşk vardı. Tatya Aleksandr 'a aşık olmuştu fakat bilmediği birşey vardı ki ablası aynı adama çoktan aşıktı.
Ne kadar kızsam da yargılasam da kabul ettiğim gerçek şu ki onlar gerçekten birbirlerine aşıklardı. Birbirleri için yaptıkları fedakarlıkları okumak yüreğime dokundu...
176 syf.
·Puan vermedi
Çok kısa ama çokça anlamlı ve düşündürücü bir öykü. "Noel hediyesi" aslında hayatım boyunca çok önem verdiğim ve her zaman heyecanla beklediğim bir durum.

Bugün tamamen tesadüfen elime geçen bu kitap hatırlattı ki, Hristiyan Katolik kardeşlerim bugün Noel bayrami kutluyorlar...
Burdan onlara mutlu Noeller diliyorum. Sizlere de keyifli, huzur dolu pazar günü diliyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 987 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 627 okur okuyacak.
  • 22 okur yarım bıraktı.