·360 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Mayıs 2025 22:13 Geçtiğimiz cuma (12 Temmuz 2024) The New York Times 21. yüzyılın en iyi yüz kitabı listesini yayınladı. Ferrante’nin Napoli romanları serisinin ilk kitabı olan bu eseri listenin zirvesinde yer aldı ve 21. yüzyılın ilk çeyreğinin en iyi kitabı seçildi.
Edebiyat gibi öznel zevkleri barındıran bir alanda en iyiler listesi yapmak ne kadar mantıklı tartışılır. Nitekim bir çok kaliteli okurun memnun olmadığı bir liste oldu. Öte yandan bu listeleri oluşturmanın bir skalası var. Kitap satış oranları, platformlardaki okur yorumları vs gibi. Her ne olursa olsun biz kitapseverler didik edeceğimiz, kendimiz ölçüp tartacağımız, okuma listelerimizi alt üst eden böyle bir listeye kavuştuğumuz için çok mutluyduk.
Bu seriyi ilk kez 2022 ekim ayında okumuştum. Kitaplar hakkında uzun incelemeler yazmadığım bir dönemdi. Hayatımın en değişik zaman dilimlerinden biri oldu seriyi okuduğum o bir ay. Ne zaman hayattan yorulup bir kaçış noktası arasam o günlere dönmek istedim. Lila ve Lenü ile geçirdiğim o bir aya. Hala sanki o ikisi bir yerlerde yaşıyor, hayatlarına devam ediyor, sanki Napoliye gitsem sokaklarında onlara rastlayacakmışım gibi gelir. Seri boyunca romanın anlatıcısı Lenü kendime baktığım bir ayna gibi olmuştu. Heyecanla önüme gelene bu kitapları önerdim. Okuyanlara benim için Tolstoy mu Dostoyevski mi sorusu ile yarışan o soruyu sordum: Lila mı Lenü mü? Burcu ile insanları tahlil eden astroloji meraklıları gibi hangi karakteri seçtiklerine göre ölçüp tartmaya başladım insanları bir süre. Bunu romanı okuduktan çok sonraları fark etmiştim ama bu seriyi okumak hayatımın dönüm noktalarından biriymiş aslında.
Kitaba gelecek olursak; bana göre Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım Napoli serisinin en az sürükleyici olan kitabı. İçerikte benim ilgimi çeken çok az şey vardı ve hayli sıkıcı bulmuştum olayların akışını. Seri iki yakın arkadaş olan baş karakterler Lila ve Lenü’nün çocukluklarından yaşlılıklarına kadar yaşam serüvenlerini konu alıyor. Bu kitapta iki karakterin 16 yaşına kadar olan çocukluk süreçleri anlatılmış. Lila ve Lenü Napoli’nin işçi sınıfının yaşadığı bir kenar mahallesinde dünyaya gelmiş iki kız. Lila tam bir çılgın, dik başlı dediğim dedik ve olağanüstü zeki. Lenü ise onun gölgesinde varlık kazanmaya çalışan, aslında kendine güveni olmayan ve neredeyse yaşamı boyunca Lila’nın otoritesinden çıkamayacak olan bir karakter. Hayatındaki tek ölçü Lila. Bunlar tabi göreceli değerlendirmeler. Bu iki karaktere bakışınız sizin hayatın neresinde olduğunuza, nasıl bir aileye doğduğunuza, nasıl bir çevrede yetiştiğinize ve hatta zaman içinde kendinizi ne ölçüde değiştirebildiğinize göre değişiyor. Mesela ilk okuduğumda seri boyunca Lenü benim en sevdiğim karakterdi fakat zamanla aslında ne kadar zayıf ve tabiri yerinde olacaksa “aptal” bir karakter olduğunu düşünmeye başladım, Lila’yı ise hiç bir zaman sevmedim. Zeki ve cesur oluşu bir yana narsist ve manipülatif bir karakter ve seri boyunca çizgisinden şaşmıyor. Kitap boyunca iki karakterin çocukluk maceralarına tanıklık ediyoruz. İlkokul anıları, lise çağına gelince değişen kaderleri, aşkları, maceraları… kızlar 16 yaşında iken birinci kitap bitiyor.
Sıkılarak kitabı bitirdim, dedim bu kadar, Napoli serisi ile yolun sonuna geldim. İkinci kitaptan bir kaç satır okuyup bırakacaktım ki kendimi serinin sonunda buldum.
Bu kitabı listenin zirvesinde görünce Napoli serisini temsilen oraya konduğunu düşündüm, ta ki serinin dördüncü kitabı olan Kayıp kızın Hikayesi’ni listede görünceye kadar. En iyi kitap denir mi bilmiyorum ama güzel kitap.