Yakın zamanlarda filmi de çıkan "Küçük Kadınlar" adlı kitabımız yazarımız Louisa May Alcott tarafından bizzat kendi hayatından ilham alınarak yazılmıştır. Hikayemiz Margaret, Jo, Betty ve Amy adlı her biri farklı karakterlere sahip dört kız kardeşin etrafında çerçevelenmiştir. Babalarını İç Savaş'a teslim eden ve anneleriyle birlikte oldukça yoksul bir hayat yaşayan bu dört genç kız, türlü maceralarla bizleri Amerika'nın kırlarına sürüklemişlerdir. Bütün bu maceraların sonunda müthiş bir karakter gelişimi gösteren kızlarımız, küçük kızlardan babalarının "küçük kadınları"na dönüşmüşlerdir. Güzelliğine takıntılı Meg, nasırlı ve yaralı ellere sahip olmasına rağmen güzelliğinden ödün vermemiştir. Hırçın ve delifişek Jo, sakin genç ve fedakar bir hanımefendiye dönüşmüştür. Utangaç Beth müziğine aşkla sarılmış ve utangaçlığını yenmiş, oldukça kibirli Amy ise hayatta mücevherlerden daha güzel şeyler olduğunu anlamıştır.
Yazarımız kitap boyunca savaşın zorluklarından ve insanları nasıl değiştirdiğinden bahsetmiş, bir insanın sahip olduğu en önemli hazinenin erdem ve mutlu bir aile olduğunu defalarca kez dile getirmiştir. Yukarıda bahsettiğim karakter gelişimlerinin en önemli sebebi ise dönemin şartlarında saklıdır. İç Savaş'ta ailelerin çoğu tıpkı yazarımız gibi erkek fertlerini savaşa teslim etmiş, evde kalan kadınlar da 'kendilerine yakışacak' işler bulup geçimi sağlamak zorunda kalmışlardır. Savaş ve yoksulluk Amerika halkını birbirine yaklaştırmış ve bugün kapitalizmin başkenti olan Amerika'yı yaratmıştır. İnsanlar yokluğun da vermiş olduğu zorunlulukla olduklarından daha fazla çalışmaya başlamıştır. Onlar için çalışmak hem bir zorunluluk hem de Protestan ahlakın sınırları içerisinde yapılan bir ibadettir. Kitabımız boyunca da çalışmanın güzelliği ve yüceliği sık sık okuyucuya dikte edilmiştir. Bunun en iyi örneğini Mr. March'ın kızı Meg'e söylediği "Bence yuvaya mutluluğu getiren kadınca beceriler bembeyaz ellerden ve moda olan yeteneklerden çok daha değerli." sözlerinde görüyoruz. Genellikle anne karakteri üzerinden öğütlerle okuyucuya dikte edilen çalışma erdemi, Kalvinist ahlakın en belirgin örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor ve kitapta sıkça yer alıyor.
-SPOİLER-
Küçük Kadınlar hem eğlenceli hem akıcı hem de öğretici bir eser olarak zihnimde yer almaya devam edecek. Acaba Meg Brooke ile evlenecek mi? Jo ve Teddy arasında neler olacak? Beth iyi bir müzisyen olabilecek mi? Amy nasıl bir genç kız olacak? Bütün bu düşünceler şimdiden kafamda yankılanmaya başladı. Kitabın ikincisi de varmış, onu da okuduktan sonra filmini izlemek için sabırsızlanıyorum.
Hepinize iyi okumalar diliyorum