·80 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2024 19:59 BİLAKİS KİTAP GÜNCESİ
-Semra AKSOY-
“Bekliyorum.
Öyle bir havada gel ki…
Vazgeçmek mümkün olmasın!”
O.V KANIK
Rus yazar İvan Turgenyev’in diğer eserlerine göre fazla bilinmeyen Klara Miliç’ini okumayı bitirdikten sonra iç kapağına Orhan Veli Kanık’ın yukarıdaki dizelerini yazmış olmam ancak kitabı okuyanların anlayabileceği bir sır olarak kalacak. Bir yazıdan bütünüyle fayda sağlamayı ve tüm yazıya hâkim olabilmeyi umanlar için tam bir hayal kırıklığı olsa gerek. Yine de hem Turgenyev’e ve Klara’ya hem de aşka olan saygımdan karakterlerin akıbeti hakkında bu kadarcık da olsa gizem yaratmaya hakkım olduğunu düşünüyorum.
Oysa hikâyenin başlangıcı pek de gizemli değil. Ufak bir kumpanya grubunun aynı zamanda şarkı da söyleyebilen kadın oyuncusu Klara’nın, araya tanıdıkları da sokarak esasen çekingen bir karakter olan Aratov’la tanışmak istemesiyle başlıyor her şey. Uzun zamandan beri gözlediği ve tutulduğu genç adam üzerinde bıraktığı ilk izlenimin bu kadar kötü olacağını bilemezdi. Bu kadarını kimse bilemez. Aratov, Klara’yı sahnede ilk gördüğü anda kötü şarkı söyleyen, yeteneksiz, kara-kuru, dağınık saçlı, üst dudağı tüylü, belki kötü kalpli, hercainin teki diye etiketliyor. Zavallıcık! Belki de bu bir uyarı sirenidir. Ama ne yazık! İşe yaramıyor.
Kısa süre önce okuduğu Walter Scott’un Aziz Ronan’ın Kuyusu romanındaki kahramanın adının da Klara Mobray olduğunu ve kitapta şair Krasov’un kadına;
“Kara bahtlı Klara! Aptal Klara!
Kara bahtlı Klara Mobray!” dizeleriyle seslenişini, kendisiyle tanışmaya can atan bu tiyatrocu kadının adının da Klara olduğunu öğrendiği ilk andan beri zihninde gezdiriyor. Bu salondan hatta o şehirden kaçıp gitmesi için bir işaret daha mı?
Oyun çıkışı tanımadığı biri tarafından eline tutuşturulan “Size kimin yazdığını tahmin ediyorsanız ve bu canınızı sıkmıyorsa, yarın öğle yemeğinden sonra saat beş gibi Tverskoy Bulvarı’na gelin ve bekleyin. Çok vaktinizi almayacağım. Ama çok önemli. Gelin.”1 yazan bir not aldığındaysa öfkesi daha da katlanıyor. Adımları, notta söylenen gün ve saatte, söylenen yere onu götürürken bile içinden hâlâ ‘asla gitmeyeceğim, asla gitmeyeceğim’ diye tekrarlıyor.
Sebebi az çok bilinen ilk buluşma. Klara için karşılıksız kalan duygular, havası azalmış bir balon gibi oraya buraya uçuşan sözler, utanç, şaşkınlık ve hayal kırıklığı. Aratov içinse bağımsızlığını ve yalnızlığını örseleyen bu kadına ve diğer tüm kadınlara duyduğu giderek büyüyen öfke, kafa karışıklığı ve merak.
Aynı anda yaşanmayan aşkları bilir misiniz? Birbirini aynı zaman dilimlerinde sevmeyen iki insan. Biri biterken diğeri başlar hani. Ya da birbirinin sevgisini ancak farklı zamanlarda anlayabilenler. Ya tek bir günü bile birlikte geçirmemiş, birbirini hiç tanımayan iki insanın aşkı. Mümkün mü? Gizem gittikçe büyüyor. Peki karşılıklı bir aşk duygusu olmadan birbirine görünmez ve kopmaz bağlarla bağlanan bu iki insanın hikayesi nasıl bitti? Ya da nasıl başladı?
Bazı kaynaklar Turgenyev’in bu kitaba ilk önce “Ölümden Sonra” ismini vermek istediğini yazıyor. Sonraları belli ki “Kara Bahtlı Klara” hikayesi üstün gelmiş olmalı. İvan Turgenyev 1818’de Orel şehrinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geliyor. Özel okullarda eğitim alıyor. Almanca, Fransızca ve İngilizceyi anadili gibi konuşuyor. Rus dili ve edebiyatı eğitiminin ardından Berlin Üniversitesi’nde felsefe okuyor. Babalar ve Oğulları onun dünyaca tanınan en ünlü eseri. Doğduğu topraklara yabancılaşan yazarlar arasında adı sıkça telaffuz edilen Turgenyev’in otuzlu yaşlarında tutulduğu Pauline Viardot’a duyduğu umutsuz aşkı ondan sonraki tüm yaşamını şekillendiriyor. Ona yakın olmak için taşındığı Paris yakınlarındaki Bougival kasabasında 1883’de hayata veda ediyor.2
Yıllar sonra 1943’de, Sabahattin Ali’yi bile etkileyen Klara ve Aratov aşkı, Kürk Mantolu Madonna’da hayat buluyor ve Ali, Madonna’yı 19. yüzyıl Rus edebiyatının önemli yazarlarından biri olan İ.S.Turgenyev’in “Klara Miliç”inden büyük ölçüde etkilenerek kaleme aldığını açıklıyor. Romanın baş kahramanı Raif Efendi’nin ağzından Klara’ya duyduğu yakınlığı da capcanlı bir ifadeyle şöyle aktarıyor. “Bu kızı nedense kendime pek yakın bulmuştum. İçinden geçenleri söyleyememek, en kuvvetli, en derin, en güzel taraflarını müthiş bir kıskançlık ve itimatsızlıkla saklamak cihetinden onu kendime benzetiyordum.” İki eser arasındaki pek çok başka benzerlik yanında ikisinde de düğümü çözen Klara ve Raif Efendi’nin günlükleri oluyor.3
Fazlasıyla mistik öğeler barındırmakla da suçlanan “Kara Bahtlı” Klara Miliç aşkın o en bilinen doğasını; yani hiçbir duyguyla kıyaslanmayan, ele avuca sığmayan, akılla izah edilemeyen, kurala ya da sınıra tabi olamayan, zamanı ve mekânı aşan ve hep ölümsüzlüğü arayan yanını muhataplarının çarpıcı sonlarıyla bilincimize sunuyor.
Unutmayın, hiçbir yazı, bir kitabı okumanın verdiği hazzı veremez.
KAYNAKÇA:
1 TURGENYEV İvan, Klara Miliç. Can Yayınları, 1. Basım 2020
2 1000 Kitap uygulaması, İvan Turgenyev hakkında.
3 YETKİN Gülhanım Bihter, “Kürk Mantolu Madonna”da “Klara Miliç” izler, 2018, Gazi Türkiyat (22), 203-213.
Yazı; ilk kez Bilakis Derginin Temmuz-
Ağustos sayısında yayınlanmıştır.