Kitap, ABD'nin gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelere inanılmaz büyük borçlar vererek yol, elektrik, enerji gibi altyapı sistemlerini yapmasını ve bu ülkeler borçlarını ödeyemeyince BM'de kendi çıkarları için kararlar aldırırken oy vermeye, o ülkede imtiyaz istemeye, yani kendileri lehine kararlar almaya zorlayacak "Ekonomik Tetikçilik" sisteminin eski bir üyesinin itiraflarını barındırıyor. Daha kötüsü, bu altyapı faaliyetleri yine Amerika'lı şirketler tarafından yapılıyor. Parayı veren o ülkeler, her türlü kazançlı çıkan Amerika. Bu yolla Endonezya, Ekvador, Panama ve Suudi Arabistan'daki başarılı, İran ve Irak'taki başarısız Ekonomik Tetikçilik örnekleri veriliyor.
Türkiye'de akıl tutulması yaşadığımız, yetkililer bunu hangi mantıkla yapıyorlar, izin veriyorlar dediğimiz birçok olay var. İsmini bilmediğimiz, bilemediğimiz için de komplo teorilerine evrilen ülkeyi satma olayı, bu kitabı okuduktan sonra daha da anlamlı ve somut veri haline geliyor. Mesela, daha yakınlarda felaket yaşanmış Erzurum İliç'teki altın arama olayı. Kendi ülkemiz kaynaklarıyla çıkarmak ve daha fazla kar etmek varken, Kanada'lı şirkete, kendimize cüzi fayda sağlatarak bu arama işini neden verdik? Akla gelen ilk şey, Türkiye'deki üst düzey şirketlerin yöneticilerinin ve siyasetçilerin cebi doldurularak o ihale alınmış olması. Bu kitabı okuduktan sonra akla başka bir soru geliyor. Acaba, daha önce imzalanmış ve borç yükü altına girdiğimiz hangi altyapı anlaşmasında sonra, bu tavizi vermek zorunda kaldık ve o altın arama faaliyeti yok pahasına Kanada'lı şirkete verilmek zorunda kalındı?
Kitabı, başka kitapları okumadığım hızda okudum ve bitirdim. Bilgi açısından çok doyurucuydu, fakat kitap ilerledikçe yazarın günah çıkarma seansları arttı. Kitap nerdeyse yarısında kendisiyle savaşından bahsediyor. Kendini sorguluyor gibi görünüyor, aslında ben masumum diye inandırmaya çalışıyor. Ama 1971'den istifa ettği 1980'e kadar, bir insan 9 yıl boyunca kendisiyle kavgasında bir sonuca ulaşamaz mı? Bence ulaştı ve bu hayatı kendi seçti. Zaten kendi de bu seçimi sonucunda, banka hesabından, güzel kadınlarla takılmaktan bahsediyor, yani seçiminden memnun. Kitaptaki bu günah çıkarma satırları bana inandırıcı gelmedi. Zaten yaptıklarını bu kadar şeytanlaştırıcı bir şekilde anlatıp da 1980'de istifa etmesinin ana nedeni bunlar değil, sevdiği kişinin müdürlük görevinden alınmış olması.
Kitabın en sonunda, yazarın dünyayı daha iyi hale getirmek için neler yapmamız gerektiği, vazifelerimizi hatırlatması çok komik. Kasnak yuvarlandı elek oldu, eski or..lar melek oldu lafı geldi aklıma. Böyle kirli geçmişe sahip birinin, kitabın en sonunda iyiliğin kanat önderi gibi bir bedene bürünmesi ve tavsiyeler vermesi midemi bunalttı.
Kitabı okurken altını çizdiğim ve beğendiğim kısımlar;
- Ekonomik tetikçi, birçok ülkeyi trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir.
- Geçmiş hatalarımızı anlayarak ilerideki fırsatları değerlendirebiliriz.
- İşimiz, dünya liderlerini, ABD'nin ticari çıkarlarını gözeten büyük bir ağın parçası olmaya teşvik etmek. Sonunda bu liderler, sadakatlerini garanti edecek şekilde bir borç batağına saplanır. Sonra da onları politik, ekonomik ya da askeri ihtiyaçlarımız için ne zaman istersek kullanabiliriz.
- İmparatorluklar asla sonsuza dek yaşamaz. Her biri sonuçta korkunç bir çöküşü yaşamıştır. Daha mutlak egemenlik peşinde koşarlarken birçok kültürü yok ederler, sonra da kendileri yıkılırlar.
- Bizler "iyilik" yaparız. Bunlar genelde altyapı (elektrik santralleri, otoyollar, limanlar, havaalanları, sanayi siteleri) yatırımları için verilen borçlar şeklindedir. Bu tip borçların bir şartı da, tüm projelerin bizim mühendislik ve inşaat firmalarımız tarafından gerçekleştirilmesidir. İşin aslı , paranın çoğu ABD'yi terk etmez bile; sadece Washington'daki bankadan New York, Houston ya da San Francisco'daki mühendislik ofislerine aktarılır.
- Borçlu ülke ödemelerini yapamaz hale gelir, işte o zaman (tıpkı mafya gibi) diyetimizi isteriz. Birleşmiş Milletler'de alınacak bir kararda ülkenin vereceği oyun kontrolü, topraklarda askeri üsler kurulması, petrol ya da Panama kanalı gibi değerli kaynaklara erişim.
- Ekvador, biz onları Ekonomik tetikçilikle yani ekonomik mucizelerle tanıştırdıktan sonra daha kötü duruma geldi. 1970'den beri, yani Petrol patlaması olarak bilinen dönemde, resmi yoksulluk oranı %50'den %70'e, işsizlik %15'ten %70'e çıkarken, kamu borcu da 240 milyon dolardan 16 milyar dolara yükseldi.
- Ekvador'un bu borç yükünden kurtulmak için tek şansı da yağmur ormanlarını petrol şirketlerine satmaktır. Aslında ET'lerin daha en başta gözlerini Ekvador'a dikmesinin nedenlerinden biri, Amazon bölgesinin altında Ortadoğu'daki petrol sahalarına rakip olabilecek büyüklükte bir petrol denizi olduğuna inanılmasıydı.
- Petrol şirketleri, bu ülkedeki yağmur ormanlarından çıkartılan her 100 dolarlık ham petrole karşı 75 dolar kar elde eder. Kalan 25 doların dörtte üçü dış borç ödemeye gider. Kalan dörtte birinin büyük bölümü de orduya ve diğer devlet harcamalarına gidince, sağlık, eğitim ve yoksullara yardıma yönelik programlar için yaklaşık 2.5 dolar kalır. Böylece Amazonda paraya gerçekten ihtiyacı olan, petrol sondaj çalışmaları ve boru hatları yüzünden yaşamları son derece olumsuz etkilenen insanlar için kullanılmak üzere 3 dolardan az para kalmaktadır. Bu insanların hepsi potansiyel birer teröristtir. Komünizme ya da anarşizme inandıkları ya da yaratılıştan kötü oldukları için değil, sadece çaresiz oldukları için öyle addedilirler.
- Eğer biz ET'ler başarılı olmazsak, çakallar devreye girer. Devlet başkanları ya devrilir ya da ölümcül kazalarda yaşamını yitirir (Panama ve Ekvadorda olduğu gibi). Ve eğer şanssızlık sonucu çakallar da başarısız olurlarsa o zamana genç amerikalılar öldürmeye ve ölmeye gönderilir (Irakta olduğu gibi).
- Eğer ortada bir proje varsa, onu geliştirmenin GSMH'ye çok olumlu katkıları olacağını göstermem gerekir.
- GSMH'nin yanıltıcı tabiatı çok açık. Nüfusun çoğunluğu borç altnda ezilirken bir kişi bile çıkar sağlasa GSMH artışı gerçekleşebilir. Zenginler daha da zenginleşir, fakirler fakirleşir. Ama nihayetinde, istatistiki açıdan bakıldığında bu ekonomik bir ilerlemedir.
- 1951'de İran, doğal kaynaklarını sömürmekte olan bir ingiliz petrol şirketine (BP) karşı ayaklandı. İranın popüler ve demokratik yollarda seçilmiş başbakanı Musaddık, İran'ın tüm petrol kaynaklarını millileştirdi. İngiltere, ABD'den yardım istedi, ancak her iki ülke de, askeri bir misillemenin, Sovyetler Birliğini İranın yanında harekete geçmeye kışkırtmasından çekindi. Washington çareyi, CIA ajanı Kermi Roosevelt'i İrana göndermekte buldu. Roosevelt, insanları para ya da tehtidle kendine tarafına çekmekte üstün başarı gösterdi. Sonra da o insanları kargaşa çıkartmak ve bir dizi sokak gösterisi düzenlemek için harekete geçirerek Musaddık'ın hem beceriksiz, hem de halkın desteğini yitirmiş biri olduğu izlenimini yarattı. Musaddık devrildi, Amerikan yanlısı Muhammed Rıza Şah da tartışmasız diktatör oldu. Kermit roosevelt, benim de saflarında olduğum yeni bir mesleğin temellerini atmıştı.
- ET'ler hiçbir zaman hükümet bordrolarına girmeyecek, maaşlarını özel sektörden alacaktı. Sonuç olarak kirli işleri (ortaya çıkarsa) hükümet politikası yerine kurumsal ihtirasa bağlanacaktı.
- Endonezya, 17500 civarında adadan oluşan takımada. Aşiretçilik, uyumsuz kültürler, düzinelerce dil ve lehçeyle, aralarında asırlar öncesine uzanan düşmanlıkların bulunduğu etnik gruplardan oluşan kaynayan bir kazan.
- Diğer ülkelerdeki insanların, gerçekten bizler gibi yaşamak istediğinden de emin değildim. Şiddet, depresyon, uyuşturucu kullanımı, boşanma ve suç hakkındaki istatistiklerimiz, tarihteki en zengin toplumlardan biri olmakla birlikte, belki de en mutsuzlarından biri de olduğumuzu gösterirken, başkalarının bize benzemesini nasıl isteyebiliriz ki?
- Birinci dünyadaki bizler kaynakların kullanıcısı, üçüncü dünyadakilerse sağlayıcısı. Bu doğal kaynakları sınırlı olan güçlülerin, bol kaynaklara sahip güçsüzleri sömürmesini kolaylaştıran eski sömürge sisteminin aynısı.
- Panama, kolombiyanın bir parçası idi. Fransızlar, 1881'de devasa proje üstlendiler, 1889'da mali olarak çöktü. Theodore Roosevelt, kolombiyada kanalın geçmesi planan kara parçasını, bir kuzey amerika konsorsiyumuna devretmesini sağlayacak anlaşma imzalanmasını talep etti. Kolombiya reddetti. Başkan 1903 yılında amerikan savaş gemisi gönderdi. Amerikan askerleri panamanın bağımsızlığını ilan etti ve başa kukla bir hükümet getirildi. Böylece ilk kanal anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, gelecekte su yolunun her iki tarafında bir amerikan bölgesi oluşturuyordu.
- Panamanın egemen aileleri, verdikleri bu destekler için yeterince ödüllendirildi. Amerikan askeri güçleri, panamanın bağımsızlık ilanıyla 1968 arasında bu insanlar namına ülkeye ondan fazla müdahalede bulundu.
- Manifest destiny (bariz kader), 1840'lar arasında popüler olan, kızılderililerin imhasının, işgücü ve doğal kaynakların sürekli olarak sömürülmesine dayalı bir ekonominin insan iradesi değil, tanırının emri olduğuna ilişkin doktrini temel alıyordu.
- Monroe Doktrini, bariz kaderi bir adım daha ileri götürerek, ABD'nin tüm yarı küre üzerindeki politikalarını desteklemeyi reddeden herhangi bir orta veya güney amerika ülkesini istila etmek de dahil, özel haklara sahip olduğunu iddia etmek için kullanılmıştı.
- ET olarak amacımız, panamayı sonsuza dek borçlu duruma düşürüp kukla statüsüne geri döndürmekti.
- Mısır ve suriye, 6 ekim 1973 günü, en kutsal yahudi bayramı olan yom kippurda, israile karşı eşzamanlı saldırı başlattı. mısır başkanı enver sedat, suudi krali faysala, israil ile suç ortaklığı yaptığına inandığı abdye misilleme olarak, kendisinin petrol silahı olarak adlandırdığı gücü kullanması konusunda baskı yaptı. 16 ekimde iran ve suudi arabistanın da katıldığı beş körfez ülkesi, petrolün liste fiyatına %70 zam yaptıklarını duyurduş. 17 ekimde üretimde %5lik bir kısıntıyla başlayıp, politik hedefleri gerçekleşene kadar her ay ilave %5lik kesintiyi öngören daha sınırlı bir amborgoyu yürülüğe koydular. israil yanlısı tutumundan dolayı abdnin cezalandırılması gerektiği ve en sert ambargonun bu ülkeye uygulanması konusunda anlaştılar.
Başkan nixon, 19 ekimde temsilciler meclisinden israil için 2.2 milyar dolarlık bir yardım çıkartılmasını istedi. ertesi gün suudi arabistan ve diğer arap üreticiler, abdye yapılan petrol sevkiyatına tam ambargo koydu. petrol ambargosu 18 mart 1974te sona erdi. ambargonun etkisi son derece büyüktü.
suudi petrolünün satış fiyatı 1 ocak 1970te vari başına 1.39 dolarken, 1 ocak 1974te 8.32 dolara fırlamıştı.
ambargo aynı zamanda tutum ve politikalarda da ciddi değişimlere neden olduı ve wall street ile washingtonu böyle bir ambargonun bir daha hiçbir şekilde hoş görülemeyeceği konusunda kararlı hale getirdi. her zaman zaten öncelikli olan petrol kaynaklarımızın korunması, 1973ten sonra bir saplantı haline geldi.
- Süreç içinde suudi arabistan oltaya takılacak, ekonomisi gittikçe bizimkisiyle iç içe ve ona bağımlı hale gelecek ve tahminen daha da batılılaşarak bizim sistemimize karşı daha anlayışlı ve entegre hale gelecekti.
- Kendine saygı duyan hiçbir suudi çöp toplamaz. Suudilerin kendi insanlarını, o tür sıradan işler için kullanmaya hiç niyetli olmadığı ortadaydı.
- ABD şirketlerine yapılacak ödemeleri azami düzeye yükseltip, suudi arabistanı giderek abdye bağımlı hale getirmek. yeni geliştirilecek projelerin hepsinin sürekli güncelleme ve bakıma ihtiyacı olacaktı ve o kadar yüksek teknolojiyle gerçekleştirileceklerdi ki, bakım ve modernizasyon ihtiyaçlarını ancak o projeleri geliştiren firmalar karşılayabilceklerdi.
Bu petrol krallığının modernizasyonu, olumsuz tepkileri de tetikleyecekti. örneğin, muhafazakar müslümanlar çok kızacak, diğer komşular kendilerini tehdit altında hissedeceklerdi. bu ülkenin ekonomik gelişimi, başka bir endüstrinin de gelişimini tetikleyeceğe benziyordu; arap yarımadasının korunması.
- Uluslararası bankalar aracılığıyla borç almaya ihtiyacı olmayan ülkelerde karlı işler yaratmak için yepyeni bir yaklaşımdı bu. Bu plan uyarınca, washington, suudi arabistanın petrol arzını ve fiyatlarını dalgalandırabilse de, her zaman abdnin ve onun müttefiklerinin kabul edebilecekleri bir düzeyde tutacağını garanti etmesini istiyordu. eğer iran, ırak, endonezya veya venezuella gibi ülkeler, bir ambargo tehditinde bulunursa, geniş petrol rezervlerine sahip suudi arabistan araya gidip boşluğu dolduracaktı.
bu garanti karşılığında washington da, tam ve tartışmasız bir biçimde politik ve gerekirse askeri destek sağlama garantisi verecekti.
- Suuid arabistan, petrodolarlarını abd devlet tahvili almak için kullanacak, karşılığında ise bu tahvillerden elde edilecek faiz geliri abd hazine bakanlığınca suudi arabistanda altyapı yatırımlarında kullanılacaktı. yani suudi parasının amerikan ekonomisine geri dönmesini garanti ediyordu.
- Büyük borç miktarlarını elde edebilmek için, göstermeyi istediğimiz şişirilmiş büyüme oranlarını haklı çıkartmak için ideal bir araç lazımdı. Hiçbir zaman ödeyemeyecekleri borçların altına girmelerine yardımcı olarak, aslında ülkerele iyilik yaptığımızı bilimsel olarak ispat eden bir araç. üsteklik sadece parası ve vakti bol olan çok deneyimli ve bilgili bir ekonometrist, markovun inceliklerini kavrayabilir veya sonuclarını sorgulayabilirdi.
- Kültürlerine gözünüzü, kulağınızı ve kalbini açarsanız, insanların size çok çabuk ısındıklarını keşfetmiştim.
- Amerikan karşıtı ekvador başkanı, 24 mayıs 1981'de bir uçak kazasında öldü. ekvadorun başkanlığını osvaldo hurtado devraldı. summer dil enstitüsünü ve onun petrol şirketi destekçilerini geri getirdi. yıl bitmeden texaco ve diğer yabancı şirketler, körfezlerinde ve amazon havzasında petrol aramak üzere iddialı bir program başlattı.
- Panama başkanı, abdnin önceki dönem başkanıyla anlaşarak panama kanalının mülkiyetini üzerine geçirmişti. abdnin sonraki dönem başkanı reaganın kanal anlaşmasını yeniden masaya yatırma isteğini inatla reddetti. Ekvador başkanının ölümünden 2 ay sonra 31 temmuz 1981'de panama başkanı da bir uçak kazasında öldü. ama abd hala istediğini elde edemedi. 20 aralık 1989'da hava saldırısıyla panamaya saldırdı ve işgal etti. panamanın başkanı antonio noriegayı abd'ye götürdü. o zamana dek abd sadece bir defa başka bir ülkeyi işgal edip, liderini, kendi toprakları içinde amerikan yasalarına karşı gelmiş olmasından dolayı yargılanması ve hüküm giymesi için abd'ye götürmüştür.
- Milyonlarca insanı etkileyen önemdeki kaç karar, doğru olanı yapmak isteği yerine, kişisel nedenlerini öne çıkartan insanlar tarafından alındı? üst düzey kaç hükümet görevlimiz, ulusa sadakat yerine açgözlülükleri tarafından yönetiliyordu?
- Reagan ve bush yönetimleri, ırak'ı, bir başka suudi arabistan haline getirmeye kararlıydı. ırak'ın dünyanın en büyük petrol sahalarından birine sahip olduğu gerçeği, çok büyük altyapıya ve endüstrileşme programlarını finanse edecek durumda olduğunu garanti ediyordu.
- Geçmişimin tüm eksilerini, artıya dönüştürebilecek bir şeyler yapmak istiyordum.
- Yaşamınızdaki rastlantılar ve karşılığında yapmış olduğunu seçimler, sizi bu noktaya getirdi.