LAZARUS
Lazarus kitabının yorumuyla sizlerleyim. İskandinav Edebiyatının kültleşmiş kitapları arasına girmeye aday bir kitap diyebilirim. Gerilimin dozu her sayfada hissediliyor. İşlenen cinayetleri okurken tüylerim diken diken oldu. Bu kitaptan sonra yazarın diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum.
Lazarus kitabından bahsedecek olursam; Karen ve Mars Tveito'ya bir ihbar üzerine gidiyor. Bir apartmanın sakinleri berbat bir kokudan şikayetçi olmuşlardı. Koku on birinci kattaki daireden geliyordu. Çilingir sayesinde kapıyı açan Karen ve Mats, odaları geziyor. Mutfağa geldiklerinde korkunç bir manzara ile karşılaştılar. Zeminin üzerinde muşamba da bir erkek cesedi ile karşılaştılar. Çenesi kırılmış, gırtlağı ve adem elmasın içeride biriken gazdan dolayı deforme olmuştu. Ölüm sebebi kafatasındaki çatlak olabilir.
Öldürülen adamın evindeki dondurucu da başka cesetlere ait uzuvlar bulunuyor. Yapılan DNA analizi sonucunda cesedin evinde bulunan uzuvlardan bir tanesi Joona'nın ölen eşine ait kafatasıydı. Polis, bulunan cesedin Joona Linna'yla bir bağlantısı olabileceğini düşünüyor. Joona'ya bu haberi öğrendikten sonra olaya dahil oluyor.
#kitabadair
Joona'nın geçmişiyle ilgili olabilir mi?
Joona'nın eşi cinayete mi kurban gitti?
Katil kim olabilir?
Joona katili yakalayabilecek mi?
Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim kitapla kalın dostlar
#LAZARUS
@larskepler
@dogan_kitap
Oktay Volkan Alkaya
#okudumbitti #kitapyorumu #kesfet #bookstagram #polisiyegerilimokuyorum #erdeminkitapligi #iskandinavedebiyatı #lazarus #larskepler #doğankitap #sayfa510