·56 syf.····Okunma: 19 Temmuz 2024 20:38 “Bütün çocukluğum senin yokluğunu ümit etmekle geçti.”
Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri ile tanışıp çok sevdiğim Edouard Louis ile okuma yolculuğum devam ediyor. Bu kitabını da çok sevdim. Babasına yazdığı bir mektup diyebiliriz. Bir hesaplaşma, yüzleşme ve nihayetinde olanları anlama üzerine bir metin.
Louis kişisel yaşantısından yola çıkarak topluma, siyasete, sisteme ayna tutuyor. Babalık, erkeklik, eril tahakküm, şiddet, ezen-ezilen ilişkisi, homofobi gibi birçok konuyu babası, ailesi üzerinden ele alıyor.
Evde erk olan baba gücü elde tutan konumdayken, sistem tarafından da ezilen durumda. Louis fabrikalarda yıllarca çalıştıktan sonra yatağa mahkum kalan babasının sorumlusunun sistem olduğunu söylüyor. Dönemin siyasi liderlerinden Nicolaus Sarkozy, Martin Hirsch, François Hollande gibi isimlerin kararlarına yer vererek “Senin belini ezen bunlardı baba” diyor.
Kitapla ilgili okuma yaparken 2020 yılında Moda Sahnesi’nde tek kişilik oyun olarak sahnelendiğini de öğrendim. İzlemek isterdim.
51 sayfalık incecik bir kitapta aslında ne çok şey söylemiş. Siyasetle ilgili bakıp açısını özetlediği paragrafla bitireyim.
“Egemenler solcu bir hükümetten şikayet edebilir, sağcı bir hükümetten şikayet edebilir ama hiçbir hükümet onların sindirim sorunları yaşamasına sebep olmaz, hiçbir hükümet onların belini ezmez, hiçbir hükümet onları denize koşturacak şeyler yapmaz. Siyaset onların hayatını değiştirmez, belki azıcık. Bu da tuhaftır aslında, Siyaseti yapan onlardır ama yaptıkları siyaset hayatlarını neredeyse hiç etkilemez. Siyaset, egemenler için genellikle estetik bir meseledir: Bir tür kendini keşfetme yöntemi, bir tür dünyayı algılama, kişiliğini inşa etme biçimidir. Bizler içinse ölmek ya da yaşamak anlamına gelir.”