·360 syf.····Okunma: 22 Temmuz 2024 14:51 İlk olarak kitap yorumunun biraz dışına çıkmak istiyorum: Hakan Günday’a azil ile başladım,öneririm.O kadar güzel bir kitaptı ki bayıldım adeta. Dahilik ve dehalık olan o ince çizgide gidip gelmeleri çok güzel bir şekilde anlatan,sınırını koruyan bu kitabı yazan bir kişinin; eminim tüm kitapları iyidir gibi yanlış bir yargıda bulundum. Kitapçıya gittiğimde elime ona ait olan ilk kitabı aldım ki..bu da Az’dı.
Çok büyük beklentiyle başladım, Belki de ondan beğenmedim. Ya da gerçek dışı tesadüflerinden? Karakterlerin gerçeğe uygun olmayan tepkilerinden? Hayatın gerçekliğinin absürtlüğünü anlatayım derken sınırda durulamamış..aşılmış durumda olmasından? Eminimki aşılmış derken neyden bahsettiğimi merak ediyorsunuzdur ya da daha önce bunu dediğimde aldığım tepkilerden:“bu kitap ağır bir kitap, ondan size böyle gelmiştir kaldırayamayan beğenmez.” diyeninizde vardır. Öncelikle böyle söyleyen arkadaşlarıma cevap vereyim, ağırlık derken ağırlığın ne olduğunu tartışmamız gerekir.
Bana göre kitabın ağır oluşu içerisindeki betimlemedir. Bir cümlenin bir kaç kelime ile siz de bıraktığı hissiyattır ki okuduktan sonra bir süre dalıyorsanız bu kitap kesinlikle ağır bir kitaptır. Konusunda hassas şeyler içermesi onu ağır yapmaz. En azından edebi bakış açısından böyle düşünüyorum. Hassas konular da yazıyorsanız ( okumadıysanız içerisinde tecav#z, zorla evlendirilme, devamlı tac!z gibi olaylar içermektedir. ) karakterlerinizin tepkileri biraz olsun gerçeğe yakın olmak zorundadır. Bu düşünceme de “Az” ile karar verdim sevgili dostlarım.
Neden? Diye sorarsanız 11 yaşında daha hayat hakkında tecrübesi olmayan, masum bir kızın yaş atladıktan sonra yaşadıkları ve yaptıkları mide bulandırıcıydı. !spoiler! |||küçücük çocuktu ki büyümüş halinde de çocuktu. 16 yaşındayken o evden 5 yıldır adımını atmayıp telefonu bile olmayan bir kişinin vereceği tarzdan tepkiler değildi.|||
Okuduğunuzda kitabın buram buram bir erkek tarafından yazıldığını hissediyordunuz. Tac!zin en ufak korkusunu yaşamışsa da unutmuş biri tarafından ele alındığını..mide bulandırıcı olan kısım olaylardan ziyade yaşanmayacak absürtlükteki tepkilerdi.
Kitap 2 farklı kişinin bakış açısından oluşuyor, ikisinin hayat hikayelerini okuyoruz.Biri Derda diğeri Derdâ. Ben karıştırdığımdan cinsiyetlerine göre konuşayım.İlk hikayede ki kız olan derdamızın hikayesi saydıklarımdan ötürü ben de hiçbir şekilde edebi zevk uyandırmadı. Aksine rahatsız oldum, tekrar edeyim; olaylardan değil tepkilerin saçmalığından. Bu yüzden sonlarına doğru toparlasa da yine de beğenmedim.Bu tarz konular hakkında az çok benimle aynı fikirdeyseniz okumamanızı öneririm.
İkinci hikayedeki derdamızın hayatında da çok fazla tesadüf vardı. Kitaplarda alışılmadık, fazla tesadüfleri seviyorsanız muhtemelen beğenebilirsiniz.Yine de o güzel Hakan Günday betimlemelerini ve usta kalem diyeceğimiz hoş sözlerini toplasam bir 10-12 sayfa da bulabiliriz. daha çok Oğuz Atay hayranlığından oluşan bir kısımdı. Son kısımlara doğru o kadar kitabın bir parçası olmuştu ki 2. Kısmın leitmotivini “Oğuz atay” seçebiliriz.
Yıldızı çok fazla olan bir kitap. Oylamayı kitabın daha ilk kısmında iken yapmıştım ve görünce şaşırmıştım. Belki bitirince fikrim değişir dedim ama hala aynı fikirdeyim. Okuduğum iki kitabında sonu çarpıcı ve güzeldi. Yine de kalsın :)