Sanat tutkunu bir adam aynı zamanda bilgisayar programcısı geliştirdiği üst düzey bir programla insanların aurasını ölçüyor..
Gözü kara antikapitalist bir kadın. Annesini kaybettği metro kazasından sonra, içinde büyüttüğü kocaman bir ütopyası var. Daha iyi bir dünya, kötülerin olmadığı, sadece iyilerin yaşayabildiği…
Ve bu ikili bir araya gelirse ne olurdu sizce?
Birinin ütopya tasarımı diğerinin insanların iyi ve kötü olarak ayırt eden aura programıyla hayallerini gerçekleştirebilirler mi?
Neydi bu aura programının detayları biraz bahsedeyim mi:
İnsanlar siyah auraya sahipse suçlu, saldırgan geçmişi psikolojik travmalarla doludur demektir. Yasaların doğru biçimde işlemesi adaletin yerini bulması için bu insanların ortadan kaldırılması gerekir!
Beyaz auraya sahipse, iyicil, yardımsever ve olumlu bir kişiliktir.. Daha rahat yasabilmeleri için yeryüzünün temizlenmesi gerekmektedir
Ve kızıl aura,İyi insanların hükümranlığını kurmak için kötülerle savaşan, cesur, zeki duyarlı, sanatsever avcı özellikleri olan kişilerdir.
Kahramanlarımız kendilerini kızıl auraya sahip olarak görmektedir. Ve öncelikle basit olarak görünen programı çalıştırmaya başladıktan sonra milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanan, sonra dünya nüfusunda ciddi bir azalmayla devam eden süreç akabinde sistemin işleyişini bir anda çökmesine kadar gider..
Ya sonra neler olur dersiniz?
Aşk nefrete, ütopya distopyaya dönüşünce ben yine o baş ağrıtan sorularla baş başa kalırım..
Nefis bir romandı gerçekten…