MARİA PUDER
Dikkat spoiler içerir!!!
Kitabı incelemeden önce Sabahattin Ali hakkında biraz bilgi sahibi olmanızı isterim:
Çok güzel günler geçirmeyen, gül bahçelerinde yetişmeyen yazarımız Sabahattin Ali kısacık ömründe bize edebiyatı sevdiren ve zamanında değeri çok fazla anlaşılmayan ancak öldükten çok uzun bir süre sonra değeri anlaşılan yazarlarımızdan biridir. Kürk Mantolu Madonna 'yı 1943 yılında yayımlanmıştır. Gizemli kişiliğiyle ve aynı zamanda toplumsal konulara eğilişi yönüyle çok sevilen ve günümüzde dahi çok fazla okunan yazarlardan biridir. Gelelim incelememize:
Kürk Mantolu Madonna' yı ikinci okuyuşum ve iyi ki de tekrar okudum diyorum. Kitabın ilk 60 sayfalık bölümünde anlatıcımız iş aramakta ve okuldan arkadaşı Hamdi'nin sayesinde fabrikada memuriyet görevine başlıyor. Anlatıcımız memuriyette rüşvetin hüküm sürdüğü, memurların çok fazla kazanamadığı, geçim sıkıntısının olduğu, iltimasın kol gezdiği bir dönemi anlatıyor. Yani günümüzü anlatıyor, geçmişten günümüzü bir ayna gibi bize yansıtıyor. Anlatıcımız arkadaşının sayesinde memnuniyet görevine başlıyor yani tanıdığı olduğu için orada bir işe başlayabiliyor her ne kadar utansa da sıkılsa da bu işi yapmaktan başka çaresinin olmadığını da biliyor. Kitabın yayın evi YKY'ye de bize bu eseri o zamanki söyleyiş biçimiyle aktardığı, dili eğip bilmediği için teşekkürü bir bor biliyorum. Gelelim asıl Kürt Mantolu Madonna'nın anlatıldığı bölüme Raif içine kapanık, işini severek yapan, insanlarla ilişkileri zayıf - sözüm ona çok da sevinmeyen - biridir. Hatta anlatıcımız bile ilk zamanlar onu çok tuhaf buluyor, kendisiyle çok fazla ilişki kuramıyor. Bu da biz insanlara kişiyi tanımadan ne kadar ön yargılı olduğumuzu ve her insanda bir hayat hikayesinin saklı olduğu gerçeğini gösteriyor. İşe gelmediği Bir iki gün içerisinde anlatıcımız kendisini ziyarete gidiyor. Raif evde de çok fazla umursamayan sadece eve 3-5 kuruş para getiren ekmek almaya bile gönderilen bir kişidir hatta çocukları bile kendisini çok fazla umursamamaktadır. Maria Puder ve Raif'in öyküsü de tam da bu anda başlıyor. Raif anlatıcımızdan iş yerindeki kişisel eşyalarını getirmesini istiyor. İçerisinde bir de siyah bir defter vardır. Raif kitabı yakmasını istiyor fakat anlatıcımız okumadan yakmak istemediğini kendisine iletiyor ve bu isteği Raif tarafından olumlu karşılanıyor. Ve Raif başlıyor öyküsünü anlatmaya:
İş için Almanya'ya giden orada bir pansiyonda kalan Raif bir gün sanat müzesini ziyaret ediyor ve orada Kürk Mantolu Madonna tablosunu görüyor ve çok beğeniyor onu sanki yıllardan beridir görmüş gibidir ve daha sonra tabloyu yapan Maria Puder ile tanışıyor. 3-4 aylık bir süreçte birbirlerine iyice ısınıp birbirlerini çok seviyorlar ve Raif'in babasının ani ölümüyle yolları ayrılıyor ama ayrılırken de birbirlerine söz veriyorlar, sürekli mektuplaşıyorlar bir ara mektup gelmez oluyor. Raif bu durumda sevdiği kadını suçluyor. Aradan 10 yıl geçtikten sonra Almanya'dayken tanış olduğu ahbaplarından biriyle karşılaşıyor ve ona Maria Puder'i soruyor. Başta sevgilisine karşı çok ön yargılı olmasına karşın gerçeği öğrendikten sonra çok pişman oluyor ve kendisini suçluyor. Sevdiği insanı suçlamanın ve diğer tüm insanlara karşı uzak durmanın ne kadar yanlış olduğunu anlıyor anlamasına ama artık iş işten geçmiştir sevdiği kadın Raif'in çocuğunu doğurup ölmüştür.
Beğenerek okuduğum yazarlardan olan Sabahattin Ali'yi herkesin okumasını temenni ediyorum. Kitapla kalın, sevgili kitap dostları...