·495 syf.····Okunma: 15 Haziran 2016 00:00 Sokaktan Gelen Sesler (Voices from the Street), Philip K. Dick’in 1950’lerde yazdığı ilk kitaplardan biriydi ama onu hiç bastırma fırsatı olmamıştı. İlk romanları hep ana akım içindeydi, henüz 1960’lar ve 70’lere damga vuracak Bilim-Kurgu kitaplarını yazmaya başlamamıştı. Ama, ilk romanları da ileride edineceği takıntının izlerini taşıyorlar: sürekli çevresindeki dünyayı sorgular, ya o dünyanın insanları bir bilinçsizlik halinde tutmak için kullanılan yapay bir imge olduğunu düşünür (Matrix’teki insanlar gibi) ya da nedenini bulmaya çalıştığı varoluşsal bir tedirginliği vardır. Çoğunlukla bu düşünceleri kendini delilik düzeyine getirir, delirmiş olma olasılığını diğer yayınlarının yanısıra Exegesis’inde de sık sık dile getirir.
Sokaktan Gelen Sesler 1950’lerde Kaliforniya’da bir televizyon satış ve tamir mağazasında çalışa Stuart Hadley'nin öyküsünü anlatır. Sürekli yaptığı iş konusunda kaygılanır, hayatına pek de anlam veremez. Evli olmasına ve karısı ilk çocuklarına hamile olmasına karşın bu olayı hayatı ve geleceği konusunda daha olumlu düşüncelere erişmek için kullanamaz. Roman Stuart’ın kendi kişisel cehennemine inmesini ve yavaş yavaş kendini yok etmesini izler. Kitaptaki bazı bölümler Dick’in Bilim-Kurgu eserlerindeki kahramanlar gibi varoluşsal bir kriz yaşayan kahramanları anlatır, ama burada krizin ya da kaygının kaynağı doğaüstü ya da dünyadışı nedenler değildir, bu savaş sonrası dönemdeki problemli varoluşu ve zevk alabileceği herhangi bir değeri olmamasıdır.
Kaliforniya’da 1950’lerdeki yaşamı, dini mezhepleri, McCarthy’ciliği ve dönemin diğer kötülüklerini anlattığı öyküsünde Dick acımasız bir ortam yaratmış ve anlaşılıyor ki daha sonraki 30 yıl boyunca bir çok romanında işleyeceği tek temaya hazırlık yapıyor: içinde yaşadığımız evren bir yanılsama.