Bu, Kargalar Meclisi'ni ikinci defa okuyuşum ama kitabı sanki ilk defa okumuş gibiyim. Arada sadece tek bir fark var. Bu sefer Sahte Krallık yanı başımda duruyor. Kargalar Meclisi, her karakterine bayıldığım nadir kitaplardan. Bu kitabı o kadar çok seviyorum ki, anlatamam.
Kaz, Inej, Matthias, Wylan, Jesper, Nina... Hepsinin kendine ait bir hikayesi ve hepsinin kendince bir mücadelesi var. Bu altı serserinin bir araya gelmesindeki en büyük etken ise hepsinin önünde otuz milyon kruge var. Şaka şaka, kimim ben Kaz mı?
Kitabı övmeye- pardon anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Bahsedilecek o kadar çok şey var ki. Öncelikle, kitaba Grisha Serisi'ni okumadan başlayabilirsiniz. Kanımca çoğumuz öyle başladık.
Kargalar Meclisi, bir yandan olaylar tüm hızıyla devam ederken öbür yandan da sakince karakterlerimizin -Kaz'ın bile- geçmişini öğrenebildiğimiz ve öğrendiklerimizi hızlıca olaylarla birleştirebildiğimiz bir kitap. Sanırım karakterinden sonra kitapla ilgili en sevdiğim şey bu.
Kaz ve Inej şüphesiz kitabın favori karakterleri. Kaz'ın anlatıldığı bölümlerde Inej'i görmek her daim harika bir alıntı, en tatlısından bir kalp çarpıntısı demek.
Olaylar kitabın ilk bölümünde başlıyor ve kırk altıncı bölüme kadar büyüyüp çığ gibi bir sorun haline geliyo. Ve şimdi ikinci kitapta bu sorunların hepsini nasıl çözecekler o kadar çok merak ediyorum ki.
kitabın kilit karakterleri Nina, Matthias ve Jesper'dı bence. Evet Wylan'da kitabın sonuyla beraber büyük bir rol oynadı ama onun asıl rolü ikinci kitapta. Bana güvenin.
Nina ve Matthias hem ülkeleri hem de kendi yaptıkları yüzünden kitabın başında karşı karşıya. Ama olayların gelişmesi ve Matthias'ın hem kendi ülkesi hem de Nina ile ilgili gerçekleri öğrenmesi ile birlikte olaylar bu durum değişiyor. Tabii ki ikisinin kilit karakter