Puan vermedi·392 syf.····Okunma: 21 Temmuz 2024 10:56 sayfa 351, rosie will’e “ben yarım kalmış bir insanım” diyor. eğer yarım kalmış bir ikili ilişkinin herhangi bir tarafı olduysanız bu hissin ağırlığını çok iyi biliyorsunuz. “dünyadaki her şeyi seninle yapmak istiyorum.” diyor aynı kişi. ve yarım kalmış biri dünyanın haberi olmadan bunu yapabileceğini zannediyor. iki alıntı da aklınıza birini getiriyordur mutlaka. her şeyi yapmak istediğiniz birine karşı eksik kalıyorsunuz, hala aynı yükü taşıyorsunuz. çünkü dünyada her şeyi biriyle yapmayı isterken, yalnızca ikiniz için dönen bir gezegeni düşlüyorsunuz. ama kimse bilmeden, kimse görmeden, hangi anı her şeye dönüştürebilirsiniz? yarıda bırakılarınların her zaman bir yerde yaşadığı fikri peşinizi bırakmıyor, genelde de her şeyi yoluna koyduğunuzda o tanıdık his geri geliyor. tekrar, yeniden ve yine yaşayabilirim hissi. isimsiz ilişkileri en anlamsız anlarda hatırlamamızın sebebi de tüm boşluklarımızı onlarla doldurmaya çalışmak. ihtimaller arkaplanda canlılığı korumaya her daim devam eder, ortaya çıkacağı anı kollar durur. gün sonunda dünyada her şeyi birlikte yapmak istediğimiz insanı açılıp kapanan bir kapı haline getirmek karşılıklı tükenmeye zemin hazırlar ve yuvanızı bile öğrenemeden, dünya siz hiç olmadan da yaşlanmaya devam eder.
“ters çevrilmiş bir kar küresi gibi sürekli soğuk ve sarsılmış hissetmek” gece ve sonra’da yazar bu bahsettiğim yarım ilişkide hislerinizi tanımlamaya yardımcı oluyor. sarsılmış hissetmek. kafamdan atamadığım bir tanım. benzer şeyleri normal insanlar ve bir gün kitaplarını okurken de hissetmiş olabilirsiniz. yıllarca süren bir tanışıklık ve içeride bir şeylerin dolup taşması ama dışarıda yer bulamaması. yaşarken ilerleyebilmenin tercihlerden ibaret olduğunu düşünüyordum, bir dakika sonrasından on yıl sonrasına kadar olan geniş bir spektrumu etkiliyor çünkü seçimlerimiz. özellikle kasten bir ilişkiyi bitirirken veya başlatırken tatmin olmuş hissediyoruz, verdiğimiz karar öyle doğru ki sonunda istediğimiz yerdeyiz işte. tercih edilmeyen seçenekler yarım kalmış, yok sayılmış ve yitmiş gibi geliyor, üstü örtülüyor. fakat bazen içten içe, hatta şimdi bile değişeceğimi ve bambaşka bir yerde yine yarım kalabileceğimi öyle derinden hissediyorum ki sarsılıyorum gibi geliyor.
rosie ikiz kardeşi aracılığıyla tanıştığı will ile birlikte uzun yıllar boyu bir ihtimali isimlendirmeye çalışacak. ve verilen her son karar beraberinde diğer yarılarını da getirdiğinden ihtimaller üzerine kurulu bir dünyada her şeyi beraber yapmak istediğiniz kişiye isim verebilmek zor olsa gerek. tükenmeye değil beslenmeye karar vermek aslında yolun başında kendimize yer bulmak. artık mutlu olmadığınızda “zaten kimse mutlu değil.” dememeyi seçmek. “yanlışlarla dolu bir hayat için fazla doğru” kişiyi gerçekten kabullenebilmek. artık bir tercih yapmak gerekli olan. geçen yıllar hatrına değil, ölenlerin hatırına değil sadece yaşayabilmek ve tüketmemek uğruna seçim yapmak.
eğer benzer bir dönemden geçiyorsanız, bu ikili size çok tanıdıksa gece ve sonra size kendi tükenişinizi düşündüreceğinden yerinde bir kitap tercihi olabilir. her tercihinizde olduğu gibi bunun içinde de yüzleşmeler ve hasarlar olacak. will de rosie de küçük yaşlarda dünyanın zor yanıyla baş etmeye çalışan ve bunun etkisi altında büyüyüp yaş alan, asla da kopamayan tanıdık bir ikili. kitabı sevdim veya sevmedim diyemiyorum. kendi hayatımda hep rosie gibi hissettiğimden sanırım will’in tarafını okumak biraz tuhaf geldi. bitirdiğimde neyin bana bir yuva gibi geldiğini kendime sordum, bir deniz fenerini zihnimde canlandırdım ve dünyada “her şeyi” yaşayabileceğim bir yer kalıp kalmadığını merak ettim.