Puan vermedi·125 syf.····Okunma: 25 Temmuz 2024 23:57 Kitabı okumadan önce yaptığım araştırmalarda Erasmus’un 15 yy.da yaşayan hümanizmin atası olmasının yanı sıra o dönemde Modern Avrupa düşüncesinin temelini atan bir bilgin olduğunu öğrendim. Gerek yaşadığı dönem gerekse günümüze düşünceleri ve kaleme aldığı eserleriyle düşüncelere tesir eden bir felsefeci, ilahiyatçı ve edebiyat araştırmacısı. Deliliğe Övgü kitabında protestan reformasyonunda etkili bir eser olduğu görülmekte. Bu kitabı ithaf ettiği Thomas Morus’un evinde kaleme alıyor. Yaşadığı dönemin kurumsallaşmış dinini, toplumun kutsal değerlerini, yaşamın her kesimini ele alarak eleştirmiş. Kitabın karakterini kadın olarak tercih etmesinin sebebini anlayamadım. Ki zaten bazı eleştirilerinde kadınları yerdiğini de gördüm. Bu eleştirileri yaparken de iyi olduğu mizah yolunu tercih etmiş. Bazı eleştirilerine karşı durabilirsiniz fakat çoğu eleştirisinde onunla aynı fikirde olduğunuzu göreceksinizdir.
Yapmış olduğu eleştirilerle okuyucu düşünmeye davet eden tutumunun dışında kitapta çok sık Yunan mitolojisine yer vermiş. Yunan mitolojisine hakim değilseniz anlamakta biraz güçlük çekebilirsiniz. Kitapta dip notlar da var fakat onlar bile araştırma isteyen türden. Onun dışında Erasmus genel olarak Deliliğe Övgü kitabında insanların delilik olmadan yaşayamayacaklarını aslında insan yaşamının bir delilik olduğunu savunuyor. İnsanların mutlu ve özgür olmasının özelliğini delilikle bağdaştırıyor. Çünkü ona göre ahmaklar ve deliler fazla düşünmezler ve sorgulamazlar. (“Mutluluk, aklın bittiği yerde başlar.”)
Amacı insanların körü körüne inandığı şeylerin üzerinde onları düşündürmek. Ve bence okuyucuda da bu amacına ulaşıyor. Kitapta altını çizdiğiniz ve üzerinde düşünmeye değer gördüğünüz şeyler mutlaka olacaktır. Şimdiden iyi okumalar..