·202 syf.····Okunma: 26 Temmuz 2024 22:11 #Okudum
#KitapYorum
#Kale
#CanTemel
#İkinciAdamYayınları
#Roman
#200Sayfa
#Papatyakitaplığı
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere İkinci Adam Yayınlarından çıkan, Can Temel'e ait "KALE" isimli romanla geldim.
Çok sevgili okur:
Yine harika bir romanı bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Esasen "KALE" sadece baş karakter Temel'in ( Yazar'ın) içsel yolculuğu değil. Hepimiz bir Temeliz. İnsanın anlam arayışının keskin virajlarında yol alırken, gösterdiği duygusal ve iradi ölçülerde verdiği tepkiler bütününü anlatıyor roman. Sanırım insana verilen, fıtratında mevcut olan başta nefsi olmak üzere, utanma, adalet, merhamet, ve vicdan ögelerinin birleşimi bizi diğer canlılardan ayıran en önemli özellikleri temsil ediyor. Bunlar olmadan insanî davranışlar yaşanamaz. Hani bazen de istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde yasak dediğimiz şeyler vardır. Gayri ihtiyari nefsimize uyarak bunları yaşarız. Defalarca kendimizi yargılamamıza rağmen. Zira arzularımızın hizmetkârı olmak üzer bizi. Çünkü duygularımızın ve irademizin kontrolü nefsimiz oluyor ki; bu hiç doymak bilmeyen bir canavara dönüşüyor sonrasında. İşte Temel de bu canavarı fazlasıyla besleyip büyüttüğünü düşünüyor. Bu noktada "KALE" Temel'in hayat basamaklarını yavaş yavaş çıkarken; düzenli ilerleyişini anlatıyor. Sonrasında giderek güçleniyor, duygularının kontrolünü de eline alıyor. Yavaş yavaş iradesi nefsine baskın geliyor. Eninde sonunda kim olduğunu öğreniyor. Keşfetme yolu onu büyük mücadelelere sürüklüyor. "KALE" onun yaşadığı dünya bana göre. Çünkü orası Temel'in geçmişi, geleceği, kişiliği, değerleri, hayatta biriktirdiği tecrübelerin tamamı. Başlangıç noktası, şaşmayan pusulası. Verdiği amansız mücadelede, Temel nefsinin yaptığı kötülükleri muazzam ölçülerde deneyimliyor, çektiği ızdırapları ve mutlulukları da ancak Temel aklı ve iradeyi de temsil ediyor romanda. Bu üst kurmaca ilerleyişte kitaptaki karakterler de Temel'in ruhunun bazıları parçaları, bazıları duyguları bazıları da düşünceleri. Büyük hesaplaşma büyük divanda masaya yatırılıyor. Nefis hangi cezaya çarptırılıyorDiğer büyük azalar kimlerAdalet sağlanıyor muBüyük düzende utanç, vicdan, ahlak ne ölçüde yerine oturuyor Sabır ve tevekkül, Hepsi ve daha fazlası "KALE" de.
Beğenerek okuduğum bir bölüm var ki; büyük yüzleşmenin yaşandığı "Aynalar."Temel nefsiyle öyle bir boğuşuyor ki: önce maden ocağına, sonra gemiye, ormana bu esnada ardına avcılar yollanıyor. Yaptığı tercihlerin girdabında sürükleniyor. Bir böıümde de yazarın kişisel gelişim kapsamında nokta atışlı tecrübe ve deneyimleri anlatılıyor. Okur sanki kısa bir mola eşliğinde nefesleniyor.
Kitabın sonlarına doğru bazı karakterlerin ne olduğu açıklanıyor, bazıları da açıklanmıyor.
Teknik anlamda "KALE"nin özellikleri :
Postmodern bir yaklaşım olduğunu söyleyebilim. Yazar okuyucusunu metnin içine davet eder nitelikte gizem ve bilinmezliğin ince ipinde hafif korku, biraz heyecanla sayfalara kilitliyor. Modern dünyanın olumsuzlukları, yanlışlıkları ve karmaşası karşısında az ölçüde karamsarlık onu belli ölçüde kabullenen, ciddiye almayan ve onunla alay eden bir tavır da sergileniyor. Yazarla iletişim içinde olan kurmaca karakterler mevcut. Bunlar sunucu, yaşlı adam, çocuk, ağaç, saat, nalbant, aslan, fare ve cüce, bekçi. Romanın baş karekteri yazarın kendisi Temel. Yazar temsili sorunsallaştırma girişimi yanında gerçekliği temsil etmekten ziyade anlam çoğulluğunu hedefler nitelikte. Anlatı içinde anlatıların iç içe geçmesi hali sıklıkla yaşanıyor.
Bu noktada, anlamı üreten sanki okur düşüncesi belirginlik kazanıyor.
Son tahlilde; Kitabın kaderi yazar ve gizli okurlarında saklı. Ve ben çok beğendim. Temel okurla aynı düzlemde. Zaten konu hayat ve insan. Bu yüzden herkes bir mana arayışında. Yani "KALE" global bir eser.
.Bazen hayat senin izin verdiğin ölçüde senin kararlarına tesir edebilir. Çoğu zaman ise seni girdabı içine alır. Böyle durumlarda acele kararlar almak yerine girdabın bitmesini beklemek daha iyi sonuçlar getirir. Sabır ve tevekkül en iyi arkadaşın. Onlarla iyi geçin; seni sona ulaştıracaklarını göreceksin. (Say. 117)
Gurur iyi gibi gözükür. Denetimsiz bırakılırsa kibre dönüşür. Bu yüzden nefs gururu kibir kadar sever. (Say. 180)
Bilmek, korkuyu yenmek için bir yöntemdir. Bildiğinde korku yerini sadece tercihlere bırakır. Bilgi aynı zamanda güçtür. Güç ise tercihlerinin farkına varabilmektir. Bilgi yanında saygıyı getirir ve bu saygı da nefse çok tatlı gelir. Her zaman onun peşinden koşmanı ister, sonu yok oluşa varsa bile.