Frankenstein ya da Modern Prometheus
Puan vermedi·272 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 14:22
Spoiler içerebilir. Victor Frankenstein, İsviçre'nin iyi ve kültürlü bir ailesinin çocuğu. Üniversiteyi okumaya yurt dışına gitti ve orada doğa bilimlerinde, özellikle kimyada yıllarca bilgisine bilgi kattı. Zamanla küçüklüğünden beri zihninin gerilerinde barınan fikir kendini ortaya çıkardı ve Victor bu şeytani fikrin etkisiyle işe koyuldu. Amacı bir canlı yaratmaktı. Üstüne yıllarca çalıştı ve zaman zaman kafayı yiyecek raddeye dahi geldi. Sağlığı günden güne kötüleşti fakat nihayetinde cansız varlıklardan birleştirdiği parçalara yaşam bahşetti ve yaratığı canlandı, ayağa kalktı. Frankenstein'ın yarattığı hilkat garibesi, 2 metre boyunda, yüzü bakılamayacak kadar çirkin bir yaratık. Adeta bir canavar. Frankenstein yarattığın canavarın odasında ayaklandığını görünce ondan çok ürktü ve kaçtı. Evine döndüğünde canavarın gitmiş olduğunu gördü. Rahat bir nefes aldı, ardından bir süre ondan haber almadı ve neredeyse yaratığın varlığını unutuverdi. Ve hikayenin asıl başladığı yerdeyiz. Frankenstein ve canavarı arasında bir savaş.. Şimdi mi başladı yoksa Frankenstein o şeytanı yarattığı anda mı? Frankenstein nasıl yarattığını yaşama, özgürlüğe, yalnızlığa mahkum eder? Ne kadar da şeytanca bir davranış bu. Araç gereçleriyle çalıştığı, gözünün hırstan döndüğü o laboratuvarında farkında değildi yapmaya çalıştığı işin ehemmiyetinin. İnsanlık yaratıcısına isyan ediyorken binyıllardır, hilkat garibesi nasıl isyan etmesin yaratıcısına? Hem de onu bu dünyada çirkin ve yalnız bir mahlukat olarak bırakmışken... Frankenstein'ın yaratığının aslında ne kadar zeki, iyi yürekli, sevgiye muhtaç, insani bir varlık olduğunu görüyoruz ve onun bir şeytana dönüşünü izliyoruz yavaşça. Görünüşü yüzünden insanlar hep ondan korkup kaçtıkça, ona kötü sözler sarf ettikçe yaratığın yüreği yaralandı; dünyadan ve insanlardan beklentilerinin karşılığı sadece bunlar olunca yaratık kendi vaziyetini kavradı. Dağlarda, vadilerde yalnız başına dolandı ve insanlara görünmemek için çabaladı fakat nereye kadar devam edebilirdi böyle? Konuşabileceği ve yardım umabileceği tek kişinin yaratıcısı olduğuna kanaat getirerek Frankenstein'ı bulup ona yaşadıklarını, çektiklerini anlattı. Frankenstein'dan ona bir eş, bir Havva yaratmasını istedi. Sevgisini paylaşabileceği, onu anlayabilecek, ondan korkmayacak bir türdeş, en az kendisi kadar çirkin bir dişi... İnsanlar gibi bir aileye sahip olmak istedi. Frankenstein bunu kabul ettiği hâlde yarı yoldan döndü ve tüm çalışmalarını parçaladı. İşte buydu okun yaydan çıktığı an. Artık canavar tamamen kötülükle kaplanmıştı ve Frankenstein'ın kurtuluşu yoktu onun gazabından, çektireceklerinden. Bu dünyaya çirkin, bakılamayacak bir varlık olarak salıverilmişti. Bedbaht günler geçirmişti ve şimdi sevgi dileği de çok görülüyordu ona. Ama Frankenstein da haklıydı kendince. Zaten yeterince vicdan azabı çekerken yeni bir canlı yaratmak katbekat yıkıma neden olabilirdi. Zaten canavar kendi hayatını cehenneme çevirmemiş gibi başka insanların hayatlarını da zehir edebilirdi hatta insan ırkının sonunu bile getirebilirdi. Velhasıl, bu biçimdeydi Frankenstein ve yarattığının hikayesi. Frankenstein bencil davrandı ve bir tanrı yaptı kendini, bu onun sonu oldu. Frankenstein'ın sonunu getiren canavarının ise sonu çoktan gelmişti. Çünkü, tanrısı olmadan yaşayamazdı o.
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201821,8bin okunma
·
56 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.