unutacak mıyız değerli yazarlarımızı, şairlerimizi?
8/10
·85 syf.··
2024 179. kitabı
HARAÇ Öykü Notos Kitap Yayınevi; 85 Sayfa (Pazar, 30.11.2008) Notos Kitap Yayınevi'nin yayımlamış olduğu Füruzan'a ait HARAÇ öyküsünü devrettim... Seksen beş sayfalık bir öykü; bir öykü ki roman tadında... Hakikaten roman tadında bir öykü, yoksa roman tekniğiyle yazılmış bir öykü mü deseydim? Yazar Füruzan'ı tebrik ediyorum. Haraç adlı bu öykü yıllar yıllar önce, konaklarımızdan birinde, kendini bildi bileli hizmet eden bir kızın -ve aynı kızın kadınlık dönemi hâllerinin- hüzünlü hikâyesini ve hizmet görenlerin tutumlarını, vicdansızlıklarını anlatıyor. Yazarımızı, Türkiye'de yaşayan bir kitapsever olarak yeni tanımış olmama hayıflanıyorum... Var mıdır yeryüzünde şöyle Füruzan'ın Haraç öyküsü gibi bir öykü? Hikâyeciliğin ustaları bu yazımı okurlar da,,, şayet sorumun cevabını biliyorlarsa, yanıtı da lütfederler mi? Füruzan Yazarımız iki bin sekiz yılında İstanbul'da Yirmiyedinci Tüyap Kitap Fuarı'nın Onur Yazarı idi. Fuar'a gitmeden önce Yazarımız hakkında bir yerlerde övgülerle dolu bir yazı okumuştum, onun öykülerini içeren Haraç başlıklı kitap ile buluşmamız da bu sayede oldu... Kimse bana daha evvelce Füruzan'ı anlatmamıştı ama okumuştum: Okumak eyleminin büyüklüğüne bakın!.. Ferid Edgü Ağabeyimizin YAZMAK EYLEMİ başlıklı kitabı hatırıma geldi... Haraç'ı okuyorken de gelmişti aklıma Edgü'nün bu eseri... Niçin mi aklıma gelmişti: Bir öykünün, öykü anlatıcısının ağzından değil de hikâye edilen kahramanın ağzından yazıldığını okumak ve bu kadar güzel yazılabileceğini anlamak benim âdeta sermest olmama yol açtı da onun için. Yazarımız'ı, Türkiye'de yaşayan bir kitapsever olarak yeni tanımış olmama hayıflanıyorum,,, diye yazmış olmamın sebeplerini düşündüm üstteki satırları yazıyorken. Acaba biz Türkler kendi değerlerimizi birbirimize anlatmayı beceremiyor muyuz? Yoksa beceriyoruz da,,, bir övgü yapılacaksa, yapılması gerekiyorsa bu övgüyü gerektiği kadar duygulu, gerektiği kadar heyecanlı yapamıyor muyuz? Buyurun, işte Füruzan'ın Haraç adlı hikâyesi... Okuryazar biriyim madem,,, oturup yıllarca uğraşsam daha güzel bir öykü yazabilir miyim? Siz yazabilir misiniz? Niçin birileri bana şimdiye kadar, Füruzan'ın HARAÇ adlı öyküsünü okudun mu? diye sormadı? Peki, bilenler, bana çok güzel öyküler yazıyor diye Sait Faik'i veya O'Henry'i işaret ederlerken niçin Füruzan'ın adı hiç geçmedi? Füruzan'ın öyküsü 'çok güzel öyküler' arasında gösterilemez mi? Bunu kim yapacak? Kim Haraç'ı en güzel öyküler arasına alacak? Galiba bunu biz yapacağız,,, bizler yapacağız, kitap okuyanlar, bir şeyler yazmaya çalışanlar yapacak! Geçenlerde,,, içerik olarak Atatürkümüz'ün hatıralarını ve mektuplarını anlatan bir kitap geçti elime... O satırlarda Atatürk'ün yurdumuzu kurtarmak için sadece fikir olarak bile kendi etrafında az insan görüyor olması, bunun sebeplerini anlayamıyor olmasına rağmen bu düşüncelerinde tek olmadığını hissetmesi, nihayet Atatürkümüz'ün bunu Gençliğe Hitabe'sinde: '(...) memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler...' şeklinde devam eden sözleriyle açıklıyor olması günümüz Türk edebiyatının durumunu çağrıştırmıştı bana! Türk Edebiyatı'nın iyiye ve ileriye gitmesinin edebiyatçılarımız sayesinde olacağını anlıyorum. Peki Atatürk yaşasaydı..: 'Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olan edebiyatçılar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olabilirler.' mi derdi (diyebilirdi) yoksa: 'Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dâhilinde iktidara sahip olan medya patronları gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde olabilirler.' mi derdi veya diyebilirdi? Evet, anlamak istediğim, niçin bir takım yazarlarımızın eserleri âdeta gözümüze sokulurken bazıları da hiç hatırlanmaz? Bu haftanın Cumhuriyet Kitap Eki'nde Şair İsmail Uyaroğlu'nun yayımlanmış mektubunda Frankfurt Kitap Fuarı'yla ilgili şikâyeti vardı... Bu 'Şikâyet Mektubu'nu Cumhuriyet Kitap Eki Yetkilileri'ne göndermiş ve onlar da yayımlamışlar... Bu mektubu Cumhuriyet Kitap Eki'nden aynen alıntılıyorum: "(...) Ey 'organizatör'ler heyeti, ey heyet-i mahsusa, ey zat-ı muhteremler, Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin edebiyatı babanızın çiftliği mi? Bir şair, hiçbir 'çete'nin, 'şebeke'nin mensubu olmadan ya da 'kalabalık'a karışmadan, kendi köşesinde yaşıyorsa yok mu demektir?" yazdığı gibi kırk yıldır şiir yazanlara veya yetmiş kitap yazmış ama öbür dünyaya göçmüş olanlara biz nasıl ulaşacağız? Artık yaşamıyor diye unutacak mıyız değerli yazarlarımızı, şairlerimizi? Kendi kabuğunda yaşıyor diye övgüye değer bulmayacak mıyız? Olsun, madem elim kalem tutuyor ve mademki Haraç'ı okudum,,, bu vazifeyi ben yapmak durumundayım ve yapıyorum: Lütfen, Füruzan'ın Haraç adlı öyküsünü okuyun!.. Lütfen, Füruzan'ın Haraç adlı öyküsünü okutun!
HaraçFüruzan · Notos Kitap · 200890 okunma
·
112 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.