9/10
·368 syf.··
2024 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 16:09
Kitabımız adından anlaşılacağı üzere, depresyon ve kaygı bozuklukları gibi modern çağın yaygın psikolojik rahatsızlıklarına dair derinlemesine bir inceleme sunuyor. Bu rahatsızlıkların nedenlerinin ve çözümlerinin genellikle yanlış anlaşıldığını ve eksik ele alındığını vurguluyor. Hari, temel olarak antidepresanların yaygın kullanımına rağmen depresyon oranlarının neden hala yüksek olduğunu sorguluyor. Kendi deneyimlerinden yola çıkarak, her şeyi doğru yapmasına rağmen -on yılı aşkın süreli antidepresan kullanımı- depresyondan kurtulamamasının ardındaki nedenleri araştırıyor. Kitapta temel olarak Batı toplumlarında depresyon ve kaygının yaygınlaşmasının nedenlerini irdeleyen bölümler bulunuyor. Batı ülkelerinin su kaynaklarında sürekli antidepresan kalıntılarının bulunması, bu ilaçların ne kadar yaygın kullanıldığını ve toplumun geniş kesimlerinin bu kimyasallarla sürekli temas halinde olduğunu gösteriyor. Bu durum, depresyonun kimyasal bir dengesizlikten kaynaklandığı görüşünün ne derece yaygın ve etkili olduğunun bir kanıtıdır. Ancak, Hari bu görüşü sorguluyor ve depresyonun daha derin, toplumsal ve kişisel bağlardan yoksunluktan kaynaklandığını savunuyor. Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta, plasebo etkisinin gücü ve ilaçların gerçek etkilerinin ne derece belirsiz olduğudur. Hari, depresyon tedavisinde kullanılan antidepresanların etkisinin büyük bir kısmının plasebo etkisinden kaynaklanabileceğini düşünüyor. İlaç şirketlerinin gerçekleştirdiği çalışmaların yüzde 40'ının kamuya açıklanmaması ve açıklananların da seçilmiş parçalar halinde sunulması, bu ilaçların etkinliğine dair ciddi şüpheler uyandırıyor. Hari, depresyonun kimyasal bir dengesizlikten ziyade, yaşam tarzı ve toplumsal yapıdaki sorunlardan kaynaklandığını savunan bilim insanlarıyla yaptığı araştırma ve konuşmalara da yer veriyor. Irving Kirsch'in depresyonun kimyasal bir dengesizlikten kaynaklandığı fikrinin bir "tarihsel kaza" olduğuna inanması ve Profesör Joanna Moncrieff'in depresyon ya da kaygı yaşayan insanların beyinlerinde "kimyasal bir dengesizlik olduğuna dair en ufak bir kanıt yok" demesi, bu konuda önemli bir bakış açısı sunuyor. Depresyonun aslında beyinle değil, büyük ölçüde hayatla ilgili bir sorun olduğunu savunan George Brown ve Tirril Harris'in çalışmalarına da değiniliyor. Bu bilim insanları, depresyonun yaygın belirtilerinden biri olan "gerçeklik kaybı"nın, kişinin yaptığı hiçbir şeyin sahici ya da gerçek olmadığını hissetmeye başlaması olduğunu belirtiyor. Depresyon ve hiyerarşi arasındaki ilişkiyi vurguluyor ve kamu hizmetlerinde çalışan, işi üzerinde daha fazla kontrol sahibi olan birinin, aynı ücret kademesinde çalışan ama işi üzerinde daha az kontrol sahibi olan birine kıyasla depresyona girme riskinin daha az olduğunu gösteriyor. Hari, depresyonun yalnızlıkla olan ilişkisine de dikkat çekiyor. Yalnızlık, kortizol seviyelerinde ciddi artışlara yol açıyor ve fiziksel hastalıklar kadar zararlı olabileceğine dair araştırmalar öne sürüyor. Yalnız insanların bağışıklık sistemlerinin zayıfladığı ve hastalıklara daha yatkın hale geldikleri belirtiliyor. Ayrıca, yeşil alanların depresyon üzerindeki olumlu etkisi vurgulanıyor; yeşil alanlara taşınan insanların depresyon oranlarında büyük bir azalma görülürken, yeşil alanlardan taşınanlarda depresyon oranlarında artış gözlemleniyor. Hari, depresyonun çözümünün bireysel değil, toplumsal bağların güçlendirilmesinde yattığını savunuyor. Aslında Hari temel olarak Batı toplumlarındaki bireycilikten yakınıyor ve Asya toplumlarında kolektivizme örnekler sunuyor çünkü bunu mutluluk ve ruh sağlığı açısından önemli bir fark olarak görüyor. İnsanların birbirini kolladığı, aile ve mahalle gibi yapılarla desteklendiği toplumlarda depresyon ve kaygı oranlarının daha düşük olduğu belirtiliyor. Sonuç olarak, "Kaybolan Bağlar" depresyon ve kaygı bozukluklarının yalnızca kimyasal dengesizliklerle açıklanamayacağını, toplumsal bağların zayıflamasının ve yaşam tarzının bu rahatsızlıkların temelinde yattığını savunan güzel bir eser. Hari'nin sunduğu bu perspektif, depresyon ve kaygı bozukluklarına dair yaygın görüşleri sorgulamak ve daha bütünsel çözümler aramak için önemli bir popüler kitap olmuş.
1000Kitap
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,917 okunma
··
2.990 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Çok doğru bir noktaya değinmiş yazar . Üzerinde düşünmediğim halde yıllarca bunu hissettim içten içe . İnsanlar bireyselleştikçe arttı sorunlar. İnsan kesinlikle sosyal bir varlık ve toplu yaşam , bağ kurmak insana en iyi gelen şey bencede. Kendimi ait hisseden bir insanın kolayca depresyona gireceğini düşünmüyorum.
Harika bir yorum olmuş. Kaleminize sağlık👌
Ömer
Gönderi Sahibi
Teşekkürler.